Ekrem İmamoğlu hakkında Yargıtay’da devam eden “ahmak” davasında siyasi yasak kararının kesinleşmesi ihtimali, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde (İBB) yeni bir başkanlık sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışmasını gündeme taşıdı.
İmamoğlu’nun halen görevden uzaklaştırılmış olması nedeniyle İBB, Başkanvekili Nuri Aslan tarafından yönetilirken, kararın kesinleşmesi durumunda hukuki sürecin bir sonraki aşaması önem kazanacak.
İmamoğlu’nun başkanlığı nasıl sona erebilir?
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 44. maddesine göre belediye başkanının seçilme yeterliliğini kaybetmesi halinde, İçişleri Bakanlığı’nın başvurusu üzerine Danıştay kararıyla başkanlık sıfatı sona eriyor.
Bu nedenle yalnızca Yargıtay kararının kesinleşmesiyle İBB’de aynı anda yeni başkan göreve başlamıyor. Öncelikle kanunda öngörülen hukuki prosedürün işletilmesi gerekiyor.
Başkanlık boşalırsa gözler İBB Meclisi’ne çevrilecek
İmamoğlu’nun başkanlık sıfatının hukuken sona ermesi ve makamın boşalması halinde ise 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 45. maddesindeki süreç devreye giriyor.
Kanuna göre belediye başkanlığının boşalması halinde vali, belediye meclisinin 10 gün içinde toplanmasını sağlıyor. Meclis de kendi üyeleri arasından, gizli oyla yeni belediye başkanını seçiyor.
Buradaki kritik ayrıntı ise şu:
İstanbul halkı bu aşamada yeniden sandığa gitmiyor.
Söz konusu süreç, genel bir İBB seçiminin yenilenmesinden ziyade İBB Meclisi’nin kendi üyeleri arasından yeni büyükşehir belediye başkanını belirlemesi şeklinde işliyor.
İBB Meclisi’ndeki sandalye dağılımı kritik
Muhtemel başkanlık seçimi öncesinde İBB Meclisi’ndeki siyasi dağılım büyük önem taşıyor.
Verilen mevcut dağılıma göre İBB Meclisi’nde CHP’nin 155, AK Parti’nin ise 136 üyesi bulunuyor.
Bu tablo CHP grubunu sayısal olarak önde tutarken, yapılacak başkanlık seçiminde grup disiplini ve üyelerin kullanacağı oylar belirleyici hale gelebilecek.
Özellikle CHP listelerinden seçilen ve DEM Parti çizgisine yakın olduğu değerlendirilen bazı meclis üyelerinin tutumu, olası seçimde kritik bir unsur olarak öne çıkıyor.
İlk iki turda yüksek çoğunluk aranıyor
Belediye Kanunu’nun 45. maddesine göre belediye başkanı meclis üyeleri arasından ve gizli oyla seçiliyor.
Seçimin ilk iki turunda meclis üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu, üçüncü turda ise salt çoğunluğu aranıyor.
Üçüncü turda da salt çoğunluk sağlanamazsa en fazla oy alan iki aday dördüncü tura kalıyor. Dördüncü turda en fazla oy alan aday başkan seçiliyor. Oyların eşit çıkması halinde ise kura yöntemine başvuruluyor.
CHP’nin 155 oyu yeterli olacak mı?
İBB’de olası bir başkanlık seçiminin en dikkat çekici noktalarından biri, CHP’nin sahip olduğu sandalye sayısının seçim sonucuna nasıl yansıyacağı olacak.
İlk iki turdaki yüksek çoğunluk şartı nedeniyle yalnızca sandalye sayısına bakarak kesin bir sonuç çıkarmak mümkün değil. Üyelerin tamamının aynı yönde oy kullanıp kullanmayacağı ve seçim turlarında oluşabilecek ittifaklar belirleyici olabilir.
Bu nedenle İmamoğlu hakkındaki kararın kesinleşmesi ihtimali, yalnızca hukuki açıdan değil, İBB Meclisi’ndeki siyasi dengeler açısından da yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.
İstanbul’da yeniden seçim mi yapılacak?
En çok merak edilen sorulardan biri de bu.
İmamoğlu’nun başkanlık sıfatının sona ermesi halinde doğrudan İstanbulluların katılacağı yeni bir belediye başkanlığı seçimi yapılması söz konusu değil.
Mevcut yasal düzenlemeye göre makamın boşalması halinde süreç İBB Meclisi üzerinden yürütülüyor ve meclis kendi üyeleri arasından yeni başkanı seçiyor.
Dolayısıyla olası gelişmelerde gözler öncelikle Yargıtay kararına, ardından İçişleri Bakanlığı ve Danıştay sürecine, sonrasında ise İBB Meclisi’ndeki kritik oylamaya çevrilecek.
Özetle: İmamoğlu hakkındaki kararın kesinleşmesi tek başına İBB’de anında başkan değişikliği anlamına gelmez. Hukuki süreç tamamlanır ve başkanlık makamı boşalırsa, yeni başkanın belirlenmesinde İBB Meclisi belirleyici olur.