Halkın İçinde Bir Vekil

Can Dündar’a yargılandığı Adliye önünde saldırı. Kurşun NTV muhabiri Yağız Şenkal’ın bacağını sıyırıp geçiyor.

 Saldırganı önce Dündar’ın eşi ardından da CHP Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek etkisiz hale getiriyor.

Menfur saldırı sonrası atılan başlıklar, yapılan yorumlar, tiyatro mu, kışkırtma mu, bütün bunları aydınlığa kavuşturacak olan zanlının yargılamasını yapacak savcı ve hakimlerin işi.

Refleksleri değerlendirme de dahil.

HAMAMÖNÜ BENZETMESİ

Yeni genel başkan ve dolayısıyla başbakan kim olacak?

Ulusal basında herkes loto oynuyor. Yerel basında ise doğaçlama, biraz da mizahi tarzla loto farklı oynanıyor. Beslenilen bilgi kaynağı da ulusal basında yazılıp çizilenler.

Geçen hafta bir gazetenin başlığı dikkat çekici idi. Ak Parti içinde uzun yıllar muhalif kalan kanatların Davutoğlu döneminde yer bulduğuna atıf yapılarak ‘Hamamönü’ diye bir genel başlık atılmış. Senaryo gibi geldi. Oktay Gönensin’in yazısı; hükümetteki çözülmenin AB ile varılan vize muafiyeti şartlarında yer alan Terörle Mücadele yasasındaki değişikliğe bağlıyor. Kaynak olarak da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’daki konuşmasını gösteriyor.

Hamamönü tanımına dönersek. Hamamönü denince ilk aklıma gelen; Ankara’nın Altındağ İlçesindeki tarihi semt. Semtte bulunan 19. yüzyıl sivil mimarlık örneği restore edilmiş tarihi binalar. Eğer Hamamönü başlığı parti içi restorasyonla ilişkilendirilerek atılıyorsa Ak Parti’nin tarihsel geçmişini hatırlamamız lazım. Henüz 15 yaşında ve tarihsel uzunluğu illa restorasyon gerektirecek yaşta değil.

Bir bina düşünün. 15 yıl veya 14 yıl içersinde mutlaka ufak tefek yıpranmalara bağlı tamirler yapılır ama bu hiçbir zaman kopan kapı kolunun tamir edilerek yerine monte edilmesi, musluğun tamiri gibi küçük çaplı uğraşlar gerektirmez. Bozulmuşsa ,kopmuşsa yenisi değiştirilip atılır.

İlla siyasi ilişkilendirme yapılması gerekiyorsa; Çanakkale’de geçen yıla kadar bir iki ufak çaplı değişim dışında var-gel yaşanmadı ve teşkilatların başına hep yeni isimler geldi. İddia edilen parti içi muhalif kanat Çanakkale’de yok muydu? Rahatsızlıklar yaşanmıyor muydu?

Hep vardı, başından beri kümeler halinde gruplaşmalar kongreleri zorladı ama başarılı olamadı.

Doğrudur Hamamönü gibi geniş çaplı olmasa da küçük restorasyon yapıldı. İlk depremde, yani 1 Kasım’da bina yıkılmadı, sağlam çıktı diye restorasyonu yapan ustalar sevindi, mimarı takdir etti.

Oysa 1 Kasım, şiddetli bir deprem değildi. 7 Haziran depreminin artçı sarsıntısı idi ve Çanakkale’yi de hiç etkilemedi. Bilakis, Uzun Adam şiddetli depremi göğüslediği ve Çanakkale’deki bina da sağlam liste ile desteklendiği için artçının etkisi yaşanmadı aksine elektro şok etkisiyle yeniden nefes alış idi.

Hamamönü siyasetinin yetki verdiği mimarı, eğer olağan kongreler öncesi gerçekleşirse, yapılacak ilk seçim sonucunda test etmiş olacağız. Binayı güçlendiren ustalar işin ehli mi o zaman ortaya çıkacak.

Büyük Reisin mucizesini kim ki şahsına malediyorsa, bilsin ki ilk depremde moloz yığınlarının arasında kalacak. Ve bir kişinin de çıkıp ‘Orda kimse var mı’ diye sesleneceğini zannetmiyorum…

Şehri yeniden kurarken moloz yığınlara arasından çıkacak cesedin üzerine de, rahmetlinin sağlığında Ak Parti karşıtı gazetelere verdiği demeçlerin yer aldığı sararmış sayfalar örtülecek.

Benim Hamamönü başlığından çıkardığım özet bu…

HALKIN İÇİNDE BİR VEKİL

Ak Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider’e rastladım geçen hafta. TBMM’nin çalışmalara ara vermesinin ardından Çanakkale’ye gelen Gider, eşi ile birlikte sade bir vatandaş gibi halkın içinde. Yanında ne bir şakşakçı, ne bir siyasi, ne de siyasi protokol.

Trafikte aracı kendi kullanıyor. Sağ koltukta oturan eşi hanımefendi. Uzun kuyrukta bekliyor sabır içinde, kırmızı ışık yandığında kuralları riayet ediyor. Emniyet kemerini bağladığını da hatırlatayım.

Bir süre alışveriş yaptılar. Sanırım dünkü Anneler Günü nedeniyle götüreceği hediyelerle ilgili.

Sanırım diyorum çünkü herhangi bir şey söylemedi. Sadece ‘alışveriş yaptık hanımla’ dedi.

Sonra yolda rastladığı AK Partili, CHP’li, MHP’li, kim önüne denk geldiyse ‘hoş geldiniz’ diyenlerle selamlaştı, hal ve hatır sordu. Gülen yüzü hep aynı. Kendisine telefonla ulaşmada zaten sıkıntı yok.

Siyasetçi olunca insan özel hayatı ihmal ediyor ama sayın Gider belli ki, idare etmeyi biliyor. Halk ile arasına mesafe koymuyor, aile hayatını da ihmal etmiyor. Keza hanımefendi de öyle. Bugüne kadar hep geri durdu. Sanırım memuriyet disiplini. Vekil eşiyim gibi bir havasına açık söyleyeyim ; hiç ama hiç rastlamadık, tek bir eleştiri de duymadım. Dün ne ise bugün de aynı. Öne çıkmayı pek sevmiyor.

Hep böyle kal sayın Gider, temennimi de iletmiş olayım.

NİYE ÇAĞRILMADI?

Çanakkale’de birçok kurum ve kuruluşun sponsor olduğu ‘Çanakkale Savaşlarında şehit düşen ve gazi olan Osmanlı’nın Balkanlar’daki torunları Çanakkale Buluşması’ ile ilgili Batı Trakya’dan ciddi eleştiri yapılmış. Batı Trakyalı bir akademisyen “Batı Trakyalı dedelerimiz de Çanakkale cephesinde şehit düştü, gazi olarak döndü” diyor.

Son gazinin oğlu dahil herkesi kucaklıyoruz. Basın açıklamalarıyla yerel basında boy gösteriliyor eyvallah da Batı Trakya, Osmanlı veya Balkan Türkleri değil mi?

Acemice diyemeyeceğim organizasyona.

İddia doğru ise büyük gaf…