Dr. Kerr, hastaların sıklıkla sevgi, bir araya gelme ve sevdikleriyle yeniden buluşma hissiyatıyla dolu rüyalar gördüklerini belirtiyor. Ölüme yaklaşan hastaların genellikle kötü ve acı veren gerçeklikleri inkar etmediklerini, ancak bu deneyimleri ilginç bir şekilde kullanarak kabullenmeye çalıştıklarını ifade ediyor.
Hospice & Palliative Care Buffalo'da araştırma ekibiyle birlikte çalışan Dr. Kerr, bu konuda birçok çalışma yapmış ve 1.500'den fazla yaşam sonu olayını videoya kaydetmiş durumda. Uzmanın vurguladığı önemli bir nokta, hastaların ölmeye hazırlık sürecinde rahat olmaları ve yaşadıkları durumu kabullenmeleri gerektiği. Genellikle hastaların hayatları boyunca aldıkları kararlarla barışma ihtiyacı hissettiklerini belirtiyor.
Dr. Kerr, çocukların yaşam sonu deneyimlerinin yetişkinlerinkinden farklı olduğunu söylüyor. Çünkü çocuklar ölüm kavramını tam olarak anlayamayabilirler ve ölen birini ya da öbür dünyada karşılaşacaklarını hayal edebilecekleri bir referans noktasına sahip olmayabilirler. Bu nedenle, çocukların sıklıkla kendilerine sevgi ve destek mesajı veren hayvanları gördüklerini ifade ediyor.
Dr. Kerr, deneyimler arasında çarpıcı bir örneği paylaşarak, hayatının büyük kısmını hapishanede geçirmiş ve kanserle mücadele eden bir hastasının hikayesini anlatıyor. Hastanın, ölüm öncesi rüyalarında yaraladığı insanlar tarafından bıçaklandığını gördüğünü ancak sonrasında huzur bulmak ve sevdiklerine veda etmek istediği bir noktaya ulaştığını dile getiriyor.
Sonuç olarak, Dr. Kerr'in çalışmaları ve gözlemleri, yaşamın son döneminde insanların yaşadıkları deneyimlerin karmaşıklığını ve bu sürecin nasıl bir içsel yolculuk olduğunu ortaya koymaktadır.
Yorumlar
Yorum Yaz