Güzellik ne ola ki? (25.11.2021)

Güzellik güzeldir.
Bir olayın, maddenin, mevzunun kişi üzerinde evren üzerindeki hoşa giden yanıdır. İyi hissettirir. İç açar. Huzur verir. Güzel güzeldir işte. Fazla söze gerek yok, kendini anlatır.
Ya da anlatır mı?
Günümüzde güzel denildiğinde dış güzellik mi algılanır, iç mi?
Çok kullanılır, bu güzide sıfat. Sıfatta değildir sanki, isim olmasın sakın?
Cevabı bilinmeyen bir soru, sorusu bilinmeyen bir cevaptır, güzel.
Ünlü düşünür Platon der ki, “tiesti tokalon?"
Der ki, “güzel nedir?"
Güzel nedir?
Güzeli ne kim hangi cüretle tanımlar?
Çirkini güzelden ayırmak için mi tanımlanılır?
Çirkin denildiğinde neden huy gelmez gözlerin önüne? Bedene çirkin demek kimin haddine?
Güzel, güzeldir.
Göreceli değildir.
Güzel güzeldir.
İksir, ilaç, panzehir işlemez. Çirkin, çirkin kalmaya mahkumdur.
Çirkin, ancak ve ancak kendindeki ışığı görürse güzelleşebilir.
Güzellik ise başkadır.
Güzellik bir gülümseme, bir davranış, sestir. Bir dokunuştur.
Kendinden ileri bir başkasına yapılan davranış, bir benlik bulmadır.
***
Ruhun altın oranına güzel denir. Güzellik denir.
Ruhun içi, fikrin derinliklerinin yansıması, güzeli bulmadır.
Bir davranış, nasıl güzel olarak yorumlanabilir?
Düşünelim biraz.
Yolda yürüdüğünüzü ve birden yağmur yağdığını hayal edin. Yavru bir kedi, bulamayacağı bir kovuk aramakta, annesi ise kayıplarda olduğunu düşünün. Yağmur ve yavru bir kedi.
Kediye yardım eli uzattığınızı, onu güvenli, sıcak ve yemeğin olduğu bir yere götürdüğünüzü düşünün.
Ya da bir arkadaşınıza o söylemeden destek çıktığınızı. Görmediğiniz bir kuşa yem verdiğinizi, durup dururken… Sokakta çalışan bir insana gülümseyerek selam verdiğinizi.
Güzellik davranışta. İç ısıtan, naif ve şefkatli davranışlarda.
İnce ve tedbirli, doğal ve masum davranışlarda…

Albert Camus’un dediği gibi, “Gerçek mutluluğun da bir rastlantı sonucu olmadığını, yaz yağmuru gibi birden bire başımıza düşmediğini söylemeliyim. Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla, çevremizdekilere karşı davranışımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır. Mutluluk ufak tefek şeylerin birbirini tamamlamasından doğuyor”
İşte güzellik yapboz parçaları gibi davranışların birbirini tamamlaması gibi doğuyor olabilir mi?
Ralph Waldo Emerson’un dediği gibi, “Birçok kez, bir dokunuşun, bir gülümsemenin, bir kelimenin, dinleyen bir kulağın, içten söylenmiş güzel bir sözün ya da değer veren en ufak bir davranışın gücünü küçümseriz. Bunların hepsinin hayatımızı değiştirme potansiyeli var”
Sahi var mı? Bu davranışların, bu güzelliklerin hayatımızı değiştirme potansiyeli var mı?
Ya da bundan da öte hayatı değiştirme potansiyeli var mı?
Ya da Adam Fawer’in dediği gibi mi? “Düşünceler mükemmel, ancak davranışlar kusurludur. Bir insanı sevdiğini düşünmek, ona bunu söylemek ve ardından sarılmakla anlatılamayacak kadar mükemmeldir”
Düşünceler güzel olsa da davranışlar kusurlu olduğunda güzel olmayan, çirkin olan mı kapı da?
Bertrand Russell’de konuyla ilgili, “Davranışlarımız neden önemlidir? Çünkü değerlerimizi yansıtırlar. Çünkü kişiliğimize ayna tutarlar” kelamını etmiş.
Davranışlar, kalbimizin güzelliğini mi yansıtır?

Güzeli, güzel olanı bir kez daha düşünmekte fayda var.
Belki de biz çirkiniz, onlar güzel… Onların davranışları güzel…