Kentte tek bir sorunu değiştirme imkânı olsa hangi başlığa öncelik vereceği sorusuna madencilik faaliyetlerini işaret ederek yanıt veren Gürbüz, doğal varlıklar üzerindeki baskının yalnızca bugünü değil Çanakkale’nin geleceğini de tehdit ettiğini savundu. Gürbüz, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bir sorunu değiştirme imkânımız olsa vahşi madenciliği yasaklarız. En büyük sorunumuz o şu anda. Geleceğimizi tehdit eden bir sorun” ifadelerini kullandı.
Madencilik faaliyetlerini Çanakkale’nin içme suyu kaynağı Atikhisar Barajı üzerinden de değerlendiren Gürbüz, barajın korunmasının kent açısından hayati önemde olduğunu ifade etti.. Atikhisar’da yaşanabilecek bir kirliliğin doğrudan kent yaşamını etkileyeceğinin altını çizen Gürbüz, “Atikhisar Barajı ciddi risk altında. Madenciler nedeniyle Atikhisar’ın kirlenmesi demek Çanakkale’de hayatın çekilmez hale gelmesi demek olur” dedi.
Sağlıkta yeni hastane ihtiyacını gündeme taşıdı
Çanakkale merkez ile ilçeler arasındaki sağlık ve eğitim imkânlarını değerlendiren Gürbüz, ilçelerden kendilerine bu alanlarda ciddi ve yaygın bir sorun aktarılmadığını söyledi. Kent merkezinde ise mevcut hastanenin konumunun önemli bir ulaşılabilirlik problemi oluşturduğu görüşünü paylaştı.
Hastanenin şehir dışında ve kentin bazı bölgelerine uzak kaldığına dikkat çeken Gürbüz, Çanakkale’nin diğer kesiminde de bir hastaneye ihtiyaç olduğunu belirterek, “Çanakkale merkezde bir sağlık sorunu var. Hastanemiz şehir dışında ve oldukça uzak. Şehir içinde, şehrin diğer kesiminde de bir hastane yapılması gerekliliğini zaten sık sık dile getiriyoruz” dedi.
Göç konut fiyatlarını daha görünür hale getiriyor
Çanakkale’nin son yıllarda aldığı göçü “nitelikli göç” olarak tanımlayan Gürbüz, özellikle büyükşehirlerdeki yaşam koşullarından uzaklaşmak isteyen insanların Çanakkale’ye yöneldiğini söyledi. Kente yönelik bu ilginin konut ihtiyacını da öne çıkardığını dile getiren Gürbüz, yüksek fiyatlar ve krediye erişimde yaşanan güçlüklerin vatandaşların ev sahibi olmasını zorlaştırdığını ifade etti. Gürbüz, “Burada biraz daha iyi şartlarda yaşamak isteyen insanlar büyükşehirlerden göç ediyorlar Çanakkale’ye. Bu da konut sorununu öne çıkarıyor. Fiyatlar yüksek. Bankalar kredi vermiyor. Bu nedenle insanlar ev almakta zorlanıyor elbette” ifadelerini kullandı.
Gençlerin önündeki iki engel: İş ve barınma
Üniversite öğrencilerinin mezun olduktan sonra Çanakkale’de kalıp kalmadığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gürbüz, kentte yaşamını sürdürmeyi tercih eden gençlerin oranının sanıldığı kadar düşük olmadığı görüşünde. Çanakkale’de eğitim aldıktan sonra kentte kalan çok sayıda genç bulunduğunu söyleyen Gürbüz, eğitim için başka kentlere giden Çanakkaleli gençlerin de bir bölümünün büyükşehir deneyiminin ardından geri döndüğünü ifade etti.
Gürbüz, bu konudaki görüşünü, “Bence kalıyorlar. Oldukça yüksek oranda kalıyorlar hem de. Ben birçok insan tanıyorum. Çanakkaleli gençler de büyük oranda dışarıya okumaya gittikten sonra sonunda Çanakkale’ye dönüyorlar” sözleriyle anlattı. Buna karşın iş bulma ve barınmanın gençler açısından ciddi sorunlar oluşturduğunu kabul eden Gürbüz, büyük ölçekli sanayi ve üretim tesislerinin sınırlı olmasının istihdam olanaklarını da etkilediğini belirtti. Gürbüz, gençlerin bir bölümünün iş bulamadığı için kentten ayrıldığını ifade ederken yüksek konut kiralarına da dikkat çekti.
Tarım üretiyor ancak katma değer kentte kalmıyor
Çanakkale ekonomisinin önemli ölçüde tarımsal üretime dayandığını belirten Gürbüz, kentin temel eksikliklerinden birinin tarıma dayalı sanayi yatırımlarının yetersizliği olduğunu söyledi. Tarımsal ürünlerin işlenerek katma değere dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Gürbüz, geçmişte faaliyet gösteren salça fabrikalarının kapanmasını ve kentte meyve suyu fabrikası bulunmamasını örnek gösterdi. Gürbüz, “Çanakkale’de tarıma dayalı bir ekonomi var fakat yeterince sanayi tesisi yok. Yani tarıma dayalı sanayi tesisi yok. Mesela salça fabrikalarımız kapandı. Meyve suyu fabrikamız yok. Bunlar ihtiyaçları aslında Çanakkale’nin” dedi.
Zeytinyağında sorun üretim değil, markalaşma
Çanakkale zeytinyağının sahip olduğu kaliteye ayrıca dikkat çeken Gürbüz, kentin bu alandaki üretim gücünün tanıtım ve pazarlamayla yeterince desteklenemediğini ifade etti. Gürbüz, zeytinyağında kalite çalışmalarının artırılması gerektiğini belirterek, “Dünyanın en lezzetli sızma zeytinyağlarını üretiyoruz fakat bunu tanıtamıyoruz ve pazarlayamıyoruz. Markalaşma önemli. Bu konularda eksiklerimiz var” ifadelerini kullandı.
Turizmde hedef: Ziyaretçiyi bir gün daha kentte tutmak
Çanakkale turizminin yalnızca deniz üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Gürbüz, Gelibolu Yarımadası’ndaki tarihi alanlar ile Troya başta olmak üzere kentin ören yerlerinin çok daha büyük bir ekonomik potansiyele sahip olduğunu söyledi.
Tarihi Alan’a gelen ziyaretçi sayısının yüksek olduğuna dikkat çeken Gürbüz, ziyaretçilerin Çanakkale’de kalış süresini yalnızca bir gün artırmanın dahi turizm gelirlerine ciddi katkı sağlayabileceğini ifade etti. Gürbüz, “Turizm sadece deniz değil. Karşıdaki savaş tarihi alanının ziyaretçisi oldukça fazla. Oraya gelen insanların bir gün daha kalmasını sağlayabilirsek aslında turizm gelirimizi neredeyse ikiye katlarız” dedi. Troya ve diğer ören yerlerinin dünya çapındaki bilinirliğinin daha güçlü değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürbüz, bu alanların ziyaretçiler açısından daha kolay gezilebilir hale getirilmesi gerektiğini de söyledi. Gürbüz, “Ören yerlerimiz çok kıymetli, dünyaca ünlü. Troya bütün dünyanın bildiği bir yer. Bunun daha iyi anlatılması lazım. Daha kolay gezilebilmesi sağlanmalı” ifadelerini kullandı.
Sahadan gelen mesajları anlattı
Çanakkale’de gerçekleştirdikleri saha ziyaretlerini de değerlendiren Gürbüz, esnaf ve vatandaşların geçmiş dönemlere göre siyasi çalışmalara daha fazla ilgi gösterdiğini savundu. Vatandaşların ziyaretler sırasında yalnızca kendilerini dinlemekle kalmadığını, sorular yönelttiğini ve önerilerini doğrudan aktardığını söyleyen Gürbüz, “İnsanlar bizi ilgiyle, can kulağıyla dinliyor ve sorular soruyor. Bize tavsiyeler veriyor. ‘Şöyle yapın, böyle yapın’ diyor” ifadelerini kullandı.
Toplu ulaşımda yeni dönem beklentisi
Çanakkale’nin uzun yıllardır gündeminde bulunan toplu ulaşım sorununa ilişkin de konuşan Gürbüz, son dönemde araç filosu ve kooperatif yapısında yaşanan değişimlere dikkat çekti. Yeni toplu taşıma araçlarının sisteme dahil edilmesine yönelik süreç tamamlandığında kent ulaşımında önemli bir rahatlama yaşanacağını düşündüğünü ifade eden Gürbüz, ulaşım sorununun çözüm noktasına yaklaştığı görüşünü paylaştı. Gürbüz, “Ulaşım bir problemdi ve şu an çözülmek üzere” derken filoda ve kooperatif yapısında son yıllarda değişiklikler yaşandığını da hatırlattı.
Cuma Pazarı ve Kepez’in suyu çözüm bekleyen başlıklar arasında
Vatandaşlardan gelen yerel talepleri değerlendirirken Cuma Pazarı ile Kepez’in içme suyu sorununu da gündeme taşıyan Gürbüz, her iki başlıkta çözüm beklentisi bulunduğunu söyledi. Cuma Pazarı’na ilişkin vatandaşlardan şikâyetler geldiğini aktaran Gürbüz, Kepez’in içme suyu konusunda ise hazırlanan altyapıya dikkat çekti. Gürbüz, çalışmaların planlandığı şekilde ilerlemesi halinde Kepez’in Atikhisar suyuna kavuşabileceği yönündeki beklentisini dile getirdi. Kepez’in mevcut su koşullarını hak etmediğini söyleyen Gürbüz, belediye başkanlarının konu için bir araya geldiğini ve Valiliğin de sürece destek verdiğini aktararak sorunun çözüleceğine inandığını ifade etti.
Gürbüz: “Çanakkale’nin sorunları çözülebilir”
Çanakkale’nin gelecek yıllardaki sorunlarına ilişkin genel değerlendirmesinde ise Gürbüz, kentte çeşitli eksiklikler bulunmasına rağmen yerel sorunların çözülemeyecek boyutta olmadığı görüşünü paylaştı. Ulaşımdan suya, pazaryerinden istihdama kadar birçok konuda iyileştirme yapılabileceğini ifade eden Gürbüz, Çanakkale’nin sahip olduğu temel avantajların korunması gerektiğini söyledi.