SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Emiroğlu; “6 bin 500 tonluk potansiyel var” (30.07.2021)

Madencilik sektörü başkanlarının Çanakkale’de düzenlediği basın toplantısında konuşan Türkiye Madenciler Derneği Başkanı Ali Emiroğlu, Kazdağları’ndaki maden tartışmalarının ülkedeki altın madenciğini etkilemeyeceğini belirterek, “Altın madenciliği biter mi diye soracak olursanız, bitmez. Türkiye’de ciddi altın potansiyeli var. Bilinen 6 bin 500 tonluk bir potansiyel var” dedi.
Haber Giriş Tarihi: 30.07.2021 10:04
https://www.kaleninsesi.com
kapak resmi

Önceki gün Çanakkale Madenciler Derneği’nin yeni ofisinin açılışını yapan madencilik sektörünün başkan ve temsilcileri, Truva Otel’de bir basın toplantısı düzenleyerek gündemi değerlendirdi. Türkiye Madenciler Derneği Başkanı Ali Emiroğlu, Çanakkale Madenciler Derneği Başkanı Mehmet Naci Tülek, Türkiye Mermerciler Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, Agrega Üreticileri Birliği Başkanı Şevket Koruç ve Yurt Madencilik Geliştirme Vakfı Başkan Yardımcısı Dündar Ergünal, Truva Otel’de gerçekleştirilen kahvaltılı basın toplantısında gazetecilerle bir araya geldi. Toplantıda hem sektöre dair önemli açıklamalarda bulunuldu hem de gazetecilerin soruları yanıtlandı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Çanakkale Madenciler Derneği Başkanı Mehmet Naci Tülek, “Başkanlarımız Çanakkale’ye geldikten sonra önce Sayın Valimizi ziyaret ettik. Ardından yeni ofisimizin açılışını yaptık. Bizi yalnız bırakmadığınız için ayaklarınıza sağlık, emeğinize sağlık diyoruz. Bugün de bu toplantıyla bir araya gelelim, beraber olalım istedik. Tekrar katıldığınız için teşekkür ediyoruz” dedi.

“Madenciliği Çanakkale’de ve Türkiye’de anlatmaya çalışacağız”

Yeni açılan ofisi de daha aktif olarak çalıştırmak istediklerini aktaran Başkan Tülek, “Öncelikle biz 2001 yılında kurulduk. Yeni kurulan bir dernek değiliz.  2018 yılına kadar biraz daha aktiftik. Sonra durağan bir döneme geçtik. Bizim sektörümüzde belirli dönemlerde böyle bir yavaşlama süreci olabiliyor. Dünyadaki etkileşimden de kaynaklanan bir durgunlaşma olabiliyor. 2018’den bu yana gelen süreç, bu kapsamda değerlendirilebilir. 2018 öncesi çok daha aktiftik. Pek çok etkinliğin içinde yer almıştık. Tabi bunun yanında vatandaşlarımızın görmediği çalışmalarımız da oluyor. Bu platformumuz içinde Çanakkale dışında da içinde bulunduğumuz pek çok etkinlik oluyor. Şartlar el verdiği sürece en aktif şekilde çalışacağımızı buradan belirtmek isterim. Zaten biz de öyle düşünüyoruz. Ama bir de pandemi gerçeği var. Yarın ne olacağını hiçbirimiz bilemiyoruz. Şartlar uygun olursa, elimizden geldiğince madenciliği Çanakkale’de ve Türkiye’de anlatmaya çalışacağız” şeklinde konuştu.

Emiroğlu; “6 bin 500 tonluk bir potansiyel var”

Toplantıda konuşan Türkiye Madenciler Derneği Başkanı Ali Emiroğlu, Kazdağları’ndaki maden tartışmaları ile ilgilli sorulara cevap vererek, “Alamos olayı bildiğiniz gibi mahkemeye düştü. Burada onunla ilgili çok fazla yorum yapmak istemiyorum. Devlet katında bu konuda nasıl bir karar alınacaksa biz onu saygıyla karşılamak durumundayız. Ama şunu da söylemek isterim, mevcut platformumuzdaki bütün STK’larımız, başkanlarımız, madenciliğin çevreyi ve insanı önceleyen bir şekilde yapılması için inanılmaz çaba gösteriyor. Hem üyeleri hem de sektörü bu yönde itmeye devam ediyoruz. Aslında temel amacımız da bu. Alamos ile ilgili karar ne olursa olsun, altın madenciliği biter mi diye soracak olursanız, bitmez. Altın aslında Türkiye’nin 2000 yılına kadar yok denen bir madeni. Aslında baktığınız zaman 1928 yılında, Atatürk zamanında, devlet tarafından altın arama şirketi kurulmuş. Yani varlığımız var ama ne yazık ki 2000 yılına kadar bunun varlığı ortaya çıkarılamamış. Türkiye’de ciddi altın potansiyeli var. Bilinen 6 bin 500 tonluk bir potansiyel var. Sonuçta bu bizim bir değerimiz. Altın madenciliği tabi ki devam edecek ve etmeli. Ama burada en önemli şey, insanı ve çevreyi önceleyen bir madencilik anlayışı ile bunları sürdürmemiz. Türkiye’deki altın madenciliği işletmeleri de dünyaya örnek gösterilebilecek güvenlikleri ve önlemleri alan, bu şekilde işletilen, çalışırken ve bittikten sonra da bölgeyi rehabilite edip tekrar doğaya kazandıran bir yapıya sahip. Bergama’yı hatırlarsınız, orada da çok kıyametler kopmuştu. Ama şuan Bergama’ya gittiğiniz zaman orası hep zeytin ağaçları, çam ağaçları, üzüm bağları ile donanmış vaziyette” ifadelerini kullandı.

“İstihdamı arttıran belki de tek sektörüz”

Pandemi sürecinde sektörün durumunu da yorumlayan Başkan Emiroğlu, “Biz ilk 6 ay çok ciddi bir şok yaşadık. Aslında ilk etkilenen sektörlerden bir tanesiyiz. Tabiri caizse bıçak gibi kesti. 6. aydan sonra sektörel açıdan baktığımızda ise en hızlı toplanan sektörüz. 2021’de de ihracat artışımız yaklaşık yüzde 50’nin üzerinde. İlk altı ayda 2.8 milyar dolarlık bir gerçek var. Geçen seneyi biz 4.27 milyar dolarla kapatmıştık. O bakımdan şuan sektörümüzde işçi çıkarma bir yana dursun, istihdamı arttıran belki de tek sektörüz” dedi.

“Biz doğruları anlatmakla mükellefiz”

Türkiye’de madencilik sektörüne karşı olumsuz bir ön yargının mevcut olduğunu vurgulayan Başkan Emiroğlu, “Algı zaten kolay değişmez. Bu algıların dönüşümü yıllar sürer. İşimiz kolay değil diye hep söylüyoruz. Ama biz doğruları anlatmakla mükellefiz. İşlerin nasıl yapıldığını, işletmeleri nasıl işlettiğimizi, gerçekleştirilen rehabilitasyon süreçlerini anlatmakla mükellefiz. Bizim elbette kötü örneklerimiz de var. Bunu da zaten reddetmiyoruz. Bu konuları da olumlu tarafa çekerek, topluma madenciliğin ne olduğunu belki de ilkokul seviyesinden başlayarak rakamlarla anlatmak gerekir. Ama bu çok uzun bir süreç. Bu algının biz birkaç senede değişmesini de beklemiyoruz açıkçası. Madencilik geçmişten bugüne kazalarla anıldı hep. Doğa katliamı olarak anılıyor. Kazalar tabi bizde şok etkisi yaratıyor. Özellikle Soma’da yaşanan olaya kaza demiyorum ben, facia diyorum. Madenciliği de son derece olumsuz etkileyen bir olaydı. Aslında o günden bu yana baktığımızda, gerek bizim kendi sektörümüz gerekse de devletin denetimleri son derece arttı. Şuan mesela kömür madenleri yılda en az 4 defa sadece Enerji Bakanlığı tarafından denetleniyor. Çalışma Bakanlığımız da denetliyor. Bölgede valiliklere bağlı kurumlarımız tarafından denetlemeler oluyor. Ama tabi iş güvenliği kültürü kazanmak da bir süreçtir. Biz maalesef kaderci bir toplumuz. Maalesef verilen işsel koruyucuları dahi kullanmakta zorlanan toplum çalışanlarımız var. Benimsemek zorundayız bunu. Adım adım yüreyecek ve olacak inşallah” şeklinde konuştu.

“90 çeşit madenin 80’i ülkemizde var”

Türkiye Mermerciler Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu ise toplantıda yaptığı konuşmada, “Devletimizin, kalkınmamızın madencilikten geçtiğini kabul etmesi lazım. 90 çeşit madenin 80’i ülkemizde var. Ama bu 80 çeşit madeni biz üretmiyoruz. Bugün 25-30 milyar dolar maden ithalatımız var. 5.5 milyar dolar maden ihracatımız var. Bu ihracatın da 2.5 milyar doları mermer. Ülkemizde bir madenci, ruhsat alabilmek için 8 bakanlık, 92 yasa, 87 yönetmelik, 16 uluslararası sözleşme, 8 tüzük, 21 değişik kurumdan da izin almak zorunda. Devlet bu kadar kurumdan izin almamızı bekliyor. Bu kadar kuruma da bedel ödüyoruz. Bunu biz 3 senede alabilirsek, ruhsat harcı, hazine payı, İl Özel İdare payı, köylere hizmet götürme bedeli, arazi tahsis bedeli, orman payı, belediye payı, çevre uyum teminatı, orman altyapı izni ve ağaçlandırma bedeli ödemek zorundayız. Biz bu kadar bedelleri ödüyoruz, ödediğimiz her kurumdan, izin aldığımız her kurumdan denetleniyoruz” dedi.

“Bu kadar baskıyı hak etmiyoruz”

Kendisinin 4. kuşak mermerci olduğunu hatırlatan Başkan Alimoğlu, “Benim dedem, babam dağlarda dinamitle taşı çıkarırken herkes alkışlıyordu. Şimdi biz adeta peynir kalıbı kesiyoruz, kimseye zararımız yok, önce insan sonra çevre diyoruz, ama bu kadar baskıyı biz hak etmiyoruz. Esasında devlet bu kadar izinden sonra, bize sahip çıkmıyor. Aldığımız bir ruhsatın hiçbir değeri yok. Maalesef 1985 yılında çıkan 3213 sayılı maden kanunu 34 senede 4 defa kapsamlı olmak üzere toplam 23 defa değişikliğe uğramış. Hala doğru düzgün bir maden kanunumuz yok. Bu şartlarda çalışıyoruz biz. Biz bu ülkenin gerçek emekçileriyiz, gerçek hizmetkarlarıyız. Şu ülkeye kattığımız çalışan sayısıyla, yaptığımız ihracatla bizim alkışlanmamız lazımken biz yerlerde sürünüyoruz. Ülkedeki tüm madenciler, Türkiye’deki ormanın binde 2 buçuğunu kullanmıyor. Ama Orman Bakanlığının yüzde 50 bütçesini biz karşılıyoruz. Biz Enerji Bakanlığına ödemediğimiz ağaçlandırma bedelini Orman Bakanlığına ödüyoruz. Aslında bize sahip çıkacak tek bir bakanlık olmalı. Bizim tek sorumlumuz olmalı. Biz tek bakanlıktan izin almalıyız. Bu ülkenin zenginliği eğer az önce belirttiğimiz 80 çeşit madense, bunların hepsinin üretilmesi için gayret göstermemiz lazım. Karadeniz’de gaz arıyoruz, çok güzel bir şey. Ama bizim elimizde zaten mevcut olan madenleri değerlendirmemiz daha da güzel olacaktır diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Enishan Keskin

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar