SON DAKİKA
Hava Durumu

“BiN YILLIK GELENEK”

ÇOMÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Öğr. Gör. Dr. İsmail Öztürk, Kaleninsesi Gazetesi’ne hat sanatına ilişkin özel açıklamalarda bulundu.

Haber Giriş Tarihi: 20.12.2022 09:37
Haber Güncellenme Tarihi: 20.12.2022 09:37
https://www.kaleninsesi.com
“BiN YILLIK GELENEK”

ÇOMÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Öğr. Gör. Dr. İsmail Öztürk yaptığı açıklamada; “Hat aslında Kuran’ı yazmak için çıktı. Daha doğrusu hat Kuran’ı en güzel şekilde yazalım diye gelişen bir sanat, temel motivasyonu bu. Bu durumun farklı teorileri olabilir ancak bu durumu yapan bir hattatlar var bu işi sanat için yapanlar, iki müstensih var onlar biraz daha çoğaltan kısımdalar ihtiyaca dayalı olarak bu sanatı çoğaltıyorlar. İşte bu durumda matbaa açısından değerlendirebiliriz. Hattatların ne kadar hızlı yazdıklarının bir önemi yok. Hat sanatını prestij olarak düşünebiliriz. Eskilerde sosyal medya bu kadar hayatımızda olmadığı vakitlerde insanlar okudukları Kuran’da, kitaplarda ya da divanlarda güzel bir yazıdan okumak istiyorlardı. Bu noktada hattatların önemini ve değerini vurgulayabiliriz. Eskiden beri aslında geleneksel sanatlara kaymak sanatçı açısından toplumun talepleri doğrultusunda gerçekleşir. Aslında şunu vurgulamak istiyor toplum resim isteseydi sanatçılarda resim yapardı” dedi.

“Bin yıllık tecrübe”

“Günümüzde müşteri açısında şöyle düşünebiliriz. Türkiye’de bir hattat aslında ressamdan daha iyi kazanır. Sabancı’nın hat koleksiyonu var, Koç’un var herkes bu sanatı prestij olarak görüyor” diyen Öztürk; “Sabancı Müzesi’nin ikinci katında sürekli olarak bir hat koleksiyonu var. Ziyaretçiler orada hat sanatını görebiliyorlar. Aslında hala devam eden bir gelenek var.

Millet olarak bizi ayıran miraslarımdan birisidir hat. Hat sanatı ya da geleneksel sanat olarak diyelim. Geleneksel sanatı düşündüğümüzde gelenek dediğimiz vakit sanki modası ve zamanı geçmiş diye düşünülebilir ancak öyle bir şey değil gelenek çok güçlü bir bağ gücünü özümsenmiş bir tecrübeden alıyor. Günümüzde hat sanatına adaptasyon bu konuda zorlaşıyor. Bin yıllık bir tecrübeden bahsediyoruz, bin yıllık tecrübe karşısında hat sanatına önceki bin yıllık tecrübe karşında sadece yüzde iki katabiliyor. Bu birikim çok güçlü bir şekilde ilerliyor” şeklinde konuştu.  

 “Hattatların bir üslubu var”

Öğr. Gör. Dr. İsmail Öztürk sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Her hattatın kendine özgü bir üslubu vardır. Hattatın bir üslup kazanması 10 ila 20 yıl arasında oturmaktadır. Temel eğitim alınıyor. Ancak bir yanılgı var usta çırak ilişkisi ile oluştuğu düşünülebilir. Aslında hat sanatının her yerde standart bir müfredatı ve ders programı var. Kişisel ilerlemeye de bağlı üslubu oluşturmak ve hat sanatında ilerlemek. Bir program ve müfredattan oluşan sanat anlayışını kişi bir yılda da bitirebilir üç yılda da bitirebilir bu tamamen kişisel ilerleme ile alakalı. İstikrar ve sabır bu sanat anlayışında çok önemli. Hat sanatında kişini üslubu gözle görülebilecek bir farkta olmaz. Bu sanat ile uğraşan kişiler bu farkı görebilirler ancak hiç bilmeyen bir kişi aradaki üslup farkını göremez.

“Görmediğim el yazmalarını bulabiliyorum”

Sosyal medya üzerinden takip ettiğim hattat sanatçıları var. Sanatçıların nerede ne yaptıklarını ya da çalışmalarını görebiliyorum. Başka bir avantajı daha var oda şu ki benim hiçbir yerde göremeyeceğim el yazmalarının pdf dosyalarını yayınlıyorlar ve bir arşiv oluşturma imkanı sağlanıyor. Bunlar gerçekten çok güzel bir ayrıcalık. Dijitalleşmenin bu anlamda sanata faydası var.

“Hattatlara ihtiyaç var”

Hat sanatında kullanılan malzeme ya da sanatın işleneceği yapıt kağıt ve diğerleri diye ayırabiliriz. Başka yüzeylere de hat sanatı işlenebilir. Camii duvarlarına yapılıyor. Tuval üzerine de yapılabilen bir sanat. Camii duvarlarında ilk önce kağıda elle yazılarak sonra duvara işleniyor. Eğer yazılacak alan belliyse ona göre ölçeklendirme yapılıyor. Aslında teknolojinin bu duruma faydası tabii ki var camilerde ilk önce el yazısı ile yazılıyor sonra vektörel programlar ile dönüştürülüyor ondan sonra makineler yardımı ile kesiliyor. Her halükarda bir hattat tarafından yazılıyor. Hat sanatı tamamen makine ile de yapılamaz tamamen makinesiz de yapılamaz.

“Hat sanatında değişme yok”

Latin harflerine geçtiğimiz vakit hat sanatında bir değişme olmadı. Çok büyük bir gelenek var hat sanatında zincir gibi düşünebiliriz. Hat sanatı tarihsel olaylardan etkileniyor. Çok eski bir hocamızın arşivini gördüm. Yazılarını tabela olarak yazmıyor asıllarını yazıyor ve gerekirse boyutları büyütülüp istenilen ölçülere getiriliyor. Harf İnkılabı olmasaydı belki daha yaygın olabilirdi ama harf inkılabı ile hat sanatı da bitmedi ve geleneksel sanat olarak hala devam ediyor. O zamanlar da hat sanatının ihtiyacı karşılayan bir yönü de vardı. O dönemden sonra sanat yönü ile devam etti.”

“Geleneksel Sanat Bölümünde artış var”

ÇOMÜ’de öğrencilerin Sanat Bölümü’ne ilgi gösterdiğini dile getiren Öğr. Gör. Dr. İsmail Öztürk; “Üniversite de öğrenciler bu bölümü tercih ediyor. Bu yıl bölüm tercihimizde artış var. Geçen yıla göre bu yıl daha çok rağbet gören bir bölüm haline geldi. Türkiye’de 5-6 yıl önce saydım 10-15 üniversite de vardı şimdilerde bu sayı biraz daha arttı. Bu yüzden aslında diğer bölümlere göre biraz daha avantajlıyız az olduğu için. Tecrübe de çok önemli bu konuda.

“Geleneksel sanatta yerel olarak sıkıntı var”

Geleneksel sanat’ta yerel olarak büyük bir sıkıntı olduğunu düşünüyorum. Her bölgenin kendi elemanını kullanmasın gerekiyor. Yerel de yapılan sanat anlayışı için yerel de bulunan eleman ile çalışmak aslında o ruhu daha güzel yansıtacak. Yapılacak olan camii için bile varsa yerel de işinin ehli bir eleman onun tercih edilmesi gerekir. Yapılan sanat hangi memlekette yapılıyorsa o memlekette var olan eleman ile çalışmak gerekiyor. Kendi elemanını öne çıkarmak gerekir” dedi.

Funda Figen

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.