Bozcaada’da yıllar önce bir duvara çizilen ve zaman içinde adanın simge çalışmalarından biri haline gelen “Gözkırpankız”, yaratıcısı ressam ve resim öğretmeni Cemil Onay tarafından yıllar sonra silindi. Çalışmanın ortadan kaldırılması, adayı ziyaret edenlerin ve eseri bilenlerin dikkatini çekerken, “Gözkırpankız neden silindi?” sorusu da uzun süre gündemde kaldı.
Onay, yakın çevresinin kararının nedenini bildiğini ancak kendisine yıllardır yoğun biçimde “Neden sildin?” sorusunun yöneltildiğini belirterek, kararının arka planını kamuoyuyla paylaştı.
Amerikan sarmaşığından “Gözkırpankız”a
Onay, eseri yapma fikrinin Amerikan sarmaşığının mevsim geçişlerinde aldığı renklerden etkilendiğini anlatarak başladı. Resimdeki kadın figürünün zaman içerisinde özellikle kadınların ilgisini çektiğini belirten Onay, kadınların hayatlarındaki değişim dönemlerinde saçlarıyla oynamasına ilişkin gözleminden yola çıkarak figürün farklı yorumlara açık hale geldiğini ifade etti.
Ancak Onay’a göre “Gözkırpankız” zaman içerisinde yalnızca bir duvar resmi olmaktan çıktı.
Pandemi döneminde maske takan figür, sağlık çalışanlarından gelen takdir ve teşekkür mesajlarıyla farklı bir anlam kazandı. Ardından çalışma, Bozcaada’nın turizm anlayışına yönelik eleştirilerin işlendiği bir grafitinin parçasına dönüştü.
Onay, bu süreçte “Göz kırpan kızın” aslında ortadan kaybolduğunu ve eserin farklı anlamlar taşıyan yeni bir kimliğe büründüğünü ifade etti.
“Performansın show’a, sanatın popa dönüşmemesi bıçak sırtı”
Sanatın görünürlük ve popülerlik ile ilişkisine de dikkat çeken Onay, performansın “show”a, sanatın ise “pop”a dönüşmesinin bıçak sırtında ilerleyen bir süreç olduğunu savundu.
Kararının yalnızca sanatsal değil, aynı zamanda içsel nedenleri olduğunu belirten Onay, “Gözkırpankız”ın silinmesini bir son değil, eserin anlamının başka bir noktaya taşınması olarak değerlendirdi.
“Silinen sadece bir resimdi”
Onay’ın açıklamasındaki en dikkat çekici bölüm ise “Silinen sadece bir resimdi” başlığı altında yaptığı değerlendirme oldu.
Aynı resmi yeniden farklı duvarlara yapabileceğini belirten Onay, “Gözkırpankız”ın belleklere yerleştiğini ve teknolojinin de yardımıyla yeniden canlandırılabileceğini ifade etti.
Ancak ressam, aynı imkanın şiddet sonucu hayatını kaybeden kadınlar için geçerli olmadığını vurguladı:
“Peki kocası, sevgilisi, aşığı tarafından öldürülen kadınları hangi ressam, kim geri getirebilir?”
Onay, eserin bulunduğu duvarın devamında büyük usta Yaşar Kemal’in, kadın, çocuk, ağaç ve sokak hayvanlarına ilişkin sözünü de resmettiğini hatırlattı.
Böylece çalışma; muraldan duvar resmine, duvar resminden afişe, afişten grafitiyeye ve son olarak beyaza boyandığında kavramsal bir esere dönüşen bir süreç yaşadı.
“Kadına şiddetin temel sorunu sahiplenme”
Cemil Onay, kararının temelindeki düşüncesini ise kadına yönelik şiddet üzerinden açıkladı. Kadına şiddetin temelinde “sahiplenme” anlayışının bulunduğunu düşündüğünü belirten Onay, sanat eserinin mülkiyeti ile insan özgürlüğü arasındaki ayrıma dikkat çekti.
“Resim benim, isim benim, tüm dijital hakları benim. Menşei belgesi benim” diyen Onay, hemen ardından şu ifadeyi kullandı:
“Ama tüm kadınlar özgürdür. Tüm insanlar özgürdür.”
Bozcaada’da uzun yıllar boyunca ada kültürüyle özdeşleşen “Gözkırpankız”ın silinmesi böylece yalnızca bir duvar resminin ortadan kaldırılması olarak değil, sanatçısının esere yüklediği anlamın ve zaman içerisinde değişen bakışının bir sonucu olarak ortaya çıktı.
Cemil Onay’ın yıllar sonra yaptığı açıklama, Bozcaada’nın görsel hafızasında önemli bir yer edinen “Gözkırpankız”ın neden artık duvarda olmadığını da ortaya koymuş oldu.