Yenidoğan davasının altıncı gününde çete lideri Fırat Sarı hakim karşısına çıktı. İşte Fırat Sarı’nın şok eden ifadeleri…
<p>İstanbul'da, SGK'dan daha çok para almak amacıyla yeni doğan bebekleri önce anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip, ihmal sonucu en az 10 bebeğin ölümüne sebebiyet verdikleri ve haksız kazanç elde ettikleri iddiası ile 22’si tutuklu 47 sanığın yargılanması sürüyor. Duruşmanın altıncı gününde çete lideri Fırat Sarı konuştu…</p>
<p>Sanıklardan sadece Mert Özdemir, hasta yönlendirmeleri ile para kazandığını kabul etti. Fakat kabul ettiği tek suçlama buydu. Diğer suçlamaların hepsini reddetti. Geriye kalan sanıklar da haklarındaki bütün suçlamaları reddetti. Yargılama süresince sanıklar mahkemede hazır edildi.</p>
<h2>Çete Lideri Fırat Sarı Hakim Karşısına Çıktı</h2>
<p>Duruşmanın altıncı gününde çete lideri Fırat Sarı hakim karşısına çıktı. Kendisi için 582 yıl 9 aya kadar hapis cezası isteniyor.</p>
<h2>Hayattan Bir Umudunun Kalmadığını Söyledi</h2>
<p>Tutuklu sanık Dr. Fırat Sarı, savunmasında şunları dile getirdi: "Ortalama iki ay önce savcı tehdidi olayından dolayı kamuoyunda tepkiler artınca baş hemşirem ayrıldı. Bir süre önce memleketten akrabalarım geldi. Hazır değiliz, savunmayı erteleyelim dediler. Ben katılmadım. Savunmamı yapmak istiyorum. Bu iddianame dahilinde olan bir şey değil. Özellikle savcı tehdidinden sonra kamuoyunda oluşan infial sebebi ile toplumun etkilendiği bir durum oldu. Bir şey yapmak da istemedim. Hayattan bir beklentim, umudum kalmadı. İçtenlikle yaptığım her şeyi anlatmak istedim. Hayal gücüme sığmayan şeyler çıktı. Bütün hesaplarıma bakıldı öyle bir param da yok. Sümeyye ile Mehtap söylediler, benim onlara borcum var. Para alırdım onlardan, altın olarak tutardım, çok para harcarlardı.’’</p>
<h2>‘’Bilinsin İstemedim’’</h2>
<p>‘’1975 Bingöl Doğumluyum. 18 yaşımda Tıp Fakültesi'ne başladım. Üniversitede bir gösteriye dahil oldum ve terör örgütünden ceza aldım. Bir süre yattım. Ben tutuklandığımda örgüt yöneticiliği denince şaşırdım. Ben çünkü 17 yaşımda gördüm örgüt yapısını. Bu benim sırrımdı kimse bilsin istemiyordum. FETÖ dönemine kadar emniyet birimleriyle görüşüyordum. FETÖ döneminden sonra devlet yetkilileriyle bağlantım koptu. Mesleğimi seven biriyim. Ben bilinsin istemiyordum çünkü terör örgütleri için hedef haline geliyorsunuz, aileniz hedef oluyor.’’</p>
<h2>‘’Ben Bir Hiç Kaldım’’</h2>
<p>‘’Ben bir hiç kaldım. Ben konuşmak istiyorum. Tıp Fakültesi'ni bitirdim. Hayatım hiç kolay olmadı. Medyada söylendiği gibi hiçbir şey de kolay olmadı. Meslek görevimi uzun zaman er olarak yaptım. Zorunlu hizmetten sonra uzmanlık eğitimimi Esenyurt Devlet Hastanesi'nde yaptım. Zorunlu hizmetten sonra Reyap Hastanesi'nde çalıştım. Orada çalışınca, Esenyurt İstanbul'un en büyük ilçesi. Orada doğuluların büyük kısmı tıp merkezlerinde olur. Orada doğacak bebeği önceden kestiremezsiniz. Oradaki çocuk doktorları da bir an önce sevk etmek istiyorlar. Arkadaşlarım anlattı. Avrupa yakasında sadece 4 küvezli ambulans var. Çok yetersiz. Sevk süresi de 4-6 saat arasında süren ve çok kritik olan bir süre. Bebek kötüyse ben kendim giderim. Usulsüz sevk dedikleri bu.’’</p>
<p>‘’Reyap Hastanesi kuruldu, biz orada iyi çalıştık ve bana gel bizle çalış diye teklif getirdiler. Beni aradıklarında konuyu inceledim, işletme nedir diye. Çocuk servislerinin yeni doğan servisleri işletmeye veriliyor, fizik tedavi, kalp damar cerrahisi, hepsi işletme usulü çalışıyordu. Ben de bu işe el attım. Aslında o işletme şeyiyle benim tıbbi destek yüküm çok değildi. Ama insani olarak, özellikle gece nöbetçi doktorlarımız olurdu. Bana daha çok güveniyorlardı.’’</p>
<p>‘’İlker Gönen'le tanışmıştık. Zorunlu hizmete ara vermişti. O da çalışmayı seven biri. Ona bahsettim. Bu sayı artıyordu, ben kimseye gidip teklif etmedim, işletme teklifleri hep geldi. İşletme denen yapı böyle başladı. İstanbul'da özel sağlıkta bu böyle.’’</p>
<h2>O Zamanlar Para Alışverişim Olmadı</h2>
<p>‘’112 dışı sevk dedikleri şey, hekim bana güvendiği için, hastasını bana göndermek istiyor. O dönem kimseyle para alışverişim olmadı. Dışardan işletme alınca baktık ki birinin hasta bulması gerekiyor. Biriyle anlaşmıştık, anlaşma bozuldu sonra Mert ile anlaştık.’’</p>
<p>‘’Yeni doğan gibi özellikli bölümlerde çalışacak insan bulmak zor. Çalışma ücretleri de kötü. Bir hemşire asgari ücretin bir tık üstü ücretle çalışıyor. Nitelikli hemşireler de bu paraya çalışmak istemiyor. Hastane içinde bir gruba fazla verince bu sefer iş barışı bozuluyor. Diğerleri de istiyor.’’</p>
<p>‘’İnsan sağlığıyla ilgileniyorsunuz bu yüzden daha iyi şekilde yönetilmesini istiyorlar. Ben gece nöbetlerine de destek verdim. Hastanelerle yaptığımız sözleşmelerde, her taraf işletme İstanbul'da, Hizmet ve İşbirliği Sözleşmesi sözleşmenin adı. Her şey hastaneye aitti. Bütün ödemeler hastane kasasına gidiyordu. Hastane aynen çalışır. İnsan kaynakları, satın alma gibi hiçbir birime müdahalemiz olmaz. Yalnızca doktor, hemşire önerilirdi. İnsan kaynaklarıyla görüşür, onaylarlarsa işe başlar. Bu sistemi ben keşfetmedim zaten vardı.’’</p>
<p>‘’Sevk ile ilgili, ben 112 sevki tıp merkezlerinden böyle aldım. Ya bir tanıdığı yönlendirmiştir ya tıp merkezinden gelmiştir. İddianamede, 112'nin raporu var dediler, uygunsuz sevk ile ilgili ama çok yetersizdi. Bir tuşla hangi hastaneye kaç hasta gönderdiklerini söylerler. Sevk süresi uzuyor, aile arıyor, '112'yi beklemeyelim bizi bir yere gönderin' diyorlar. Aileler, onların hekimlerinden. İl dışı sevki Serdar anlattı. Orada 112 sevk zincirini aksatmak mümkün değil.’’</p>
<h2>Cani Olsaydım…</h2>
<p>Benim ölüm oranım Türkiye'deki ölüm oranının altında. Bir cani olsaydım bunun üstünde olması gerekirdi. Şimdi bir soruşturma düşünün. Hakkınızda açılmış, Medyada haberler çıkıyor, 'rüşvetçi hakim' diye. Sadece bir dava. Ya diğer 15 bin dava? Herkes şüphe edecek. Ailelere yaşatılan büyük bir travma. </p>
<h2>İhmal Yoktu</h2>
<p>Kadan bebekle alakalı tapede geçen, "Entübe ettiyse çocuğun ağzına s*" sözleri sorulan Fırat Sarı, "Orada şöyle kaygılar oluştu. Yeni doğan bebek ve kadın doğum var orada. Biri bebeği anne karnından çıkarıyor diğeri sonraki sürece bakıyor. 'Bu iki birim arasında çatışma olur mu' diye, 'birbirlerini suçlarlar mı' diye bir kaygı oluyor. Ama ihmal yok" diye yanıt verdi.</p>