İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından kamuoyunda başlayan “darbe” ve “cunta” tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, iddianamenin bir an önce hazırlanıp açıklanması gerektiğini dile getirdi.
Zengin, söz konusu suçlamaların oldukça ağır olduğunu vurgulayarak, “çok ağır ithamlarda bulunuyorsunuz” ifadesiyle darbe ve cunta benzetmelerine tepki gösterdi. İmamoğlu’nun “cumhurbaşkanı adayı” şeklinde tanıtılmasını da eleştiren Zengin, bu tür bir unvanın yalnızca yasal süreçlerle kazanılabileceğini ifade etti.
Soruşturma sürecinin hukuk kurallarına uygun şekilde yürütülmesinin önemine dikkat çeken Zengin, “Bu bir darbe ya da cunta değildir, hepimiz halkın iradesiyle seçildik.” sözleriyle bu tür söylemleri reddetti.
Özlem Zengin, yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:
İddianameyi görmedik. Bizim buradan çağrımız bence şu olmalı: Bu iddianame bir an evvel yazılmalı. Çünkü iddianame yazıldığında bizim her birimizin bunu görme imkanı olacak. Yani iddianame kamuoyuna bir an evvel açıklanmalı ve böyle olduğu takdirde de bu tartışmaları ve hacmini aşan, yani çok korkunç şeyler söylüyorsunuz.
Darbe diyorsunuz, cunta diyorsunuz. Bunları biz size iade ediyoruz. Ne demek darbe, ne demek cunta? Şimdi böyle bir şey mümkün değil. Ha bir de enteresan bir ifade kullanıyorsunuz. Diyorsunuz ki: “Cumhuriyet Halk Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı”. Bakın bu ifadeyi bence çok yanlış kullanıyorsunuz. Daha daha önce de bu vardı. Daha önce hatırlarsanız geçen seçimde siz insanları sahneye çıkarıp 9 kişiye “İşte cumhurbaşkanı yardımcımız.” diye takdim ediyordunuz. “İşte cumhurbaşkanımız.” diye takdim ediyordunuz. Şimdi cumhurbaşkanı adaylığı hukuki bir ünvandır. Aday olursunuz, şu an cumhurbaşkanı adayı mıdır resmi olarak? Resmî sizin için de resmi olarak değil. Bakın bakın şu hiç, adaylık öyle olmuyor. Adaylık yüksek adaylık yüksek değerli arkadaşlarım bakın hepimiz milletvekiliyiz. Burada hukukçu arkadaşlarım çok. Bir insanın bu sıfatı alabilmesi için bunun hangi prosedürü gerektirdiğini hepimiz biliyoruz.
Şunu diyebilirsiniz: Muhtemel, olmasını istediğimiz, arzu ettiğimiz cumhurbaşkanı adayımız diyebilirsiniz. Kaldı ki bu süreçlerin hepsi ilk başladığı zamanda siz bu oylamalarınızı daha yapmamıştınız. O yüzden bunları söylediğinizde hacminin ötesi anlamının fevkalade uzağında kavramlarla meseleyi anlatıyorsunuz. Burada olması gereken şey ben de sonuna kadar diyorum hukuken en doğru şekilde en hızlı şekilde bu süreçleri hep beraber takip edelim. Ama nihayetinde bu ne bir darbedir ne de bir cuntadır. Biz buraya seçilerek geldik. Hangi cuntadan bahsediyorsunuz? Bu ülkenin cumhurbaşkanı, bu ülkedeki şu an meclisteki bütün milletvekilleri halkın iradesiyle, biz de halkın iradesiyle seçildik geldik ve buradayız. Bu iradeyi reddederek bu iradeyi reddederek böyle konuşmaları burada yapamazsınız. Bunu biz şiddetle reddediyoruz. Sonuç olarak değerli arkadaşlarım benim girizgahım burada böyledir.