Mimar İsmail Erten’den Çanakkale’deki yapılaşma sürecine eleştiri
Prof. Dr. Naci Görür, geçtiğimiz günlerde “Çanakkale’nin Depremselliği” konulu bir sunum gerçekleştirdi. Mimar İsmail Erten, Görür’ün uyarılarına karşılık olarak Çanakkale’deki yapılaşma sürecine dikkat çekti.
<p>Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, “Negatif bir şey söylemek istemiyorum ama Çanakkale’nin zemini çürük” uyarısında bulundu.</p>
<p>‘’Çanakkale’nin Depremselliği ve Deprem Dirençli Çanakkale’’ programında konuşan Görür, şehrin depreme dirençli olmadığını belirtti.</p>
<p> <a href="https://www.kaleninsesi.com/haberleri/canakkale" class="tag-link" title="Tüm Çanakkale haberleri" target="_blank">Çanakkale</a>’yi tehdit eden fay sistemlerine dair bilgi veren Prof. Dr. Naci Görür, jeolojik yapıyı harita üzerinde anlattı ve şunları söyledi:</p>
<blockquote>
<p>“Kuzeyinde ve güneyinde dağlık, sağlam alanlar var. Çanakkale’nin bulunduğu yer iki dağlık kesimin arası tamamen çürük zeminden, alüvyondan meydana gelmiş suyu bol bir alan. Haliyle topografya uygun olduğu için bütün kentleşme de bu bölgede. Dağlardan inen alüvyal yelpazelerin önüne kentlerinizi kurmuşsunuz. Negatif bir şey söylemek istemiyorum ama Çanakkale’nin zemini çürük. Hiç kendinizi aldatmayın. Çanakkale’nin sağlam olan yeri kuzey ve güneyindeki dağlık alanlar. Güney kolu, daha yavaş uzun zamandır enerji biriktiren bir kol. Kuzey Anadolu fayında zaten deprem bekliyoruz Marmara Bölgesi’nde. Siz bu iki kolun ortasında, üstelik çürük bir zeminde oturuyorsunuz. Bu fayların her biri 7 ve üzerinde deprem üretebilir.”</p>
</blockquote>
<p>Görür, “Çanakkale’nin merkezi yer yer 90 metreye varan alüvyon dolgu zemin üzerine kurulu, üstelik yer altı suyu çok yakın seviyelerde. Bu zemin likit-sıvılaşma riski taşıyor ve bu alanda çok katlı, ağır betonarme yapılar inşa etmek cinayettir” şeklinde konuştu.</p>
<p>Mimar İsmail Erten ise Görür’ün uyarılarına karşılık olarak Çanakkale’deki durumu eleştirdi. Erten, sosyal medya hesabında şu paylaşımı yaptı:</p>
<blockquote>
<p>‘’Teşekkürler Naci Hocam, ağzınıza sağlık... lakin o salondakilerin bir çoğu bu dediklerinizi yapmak yerine ram 20 yılı geçkin bir sürede bu kentte şunları yaptılar... 2-3 katlı Barbaros mahallesini 4-6 katlı hale getirerek rant üzerinden bir kent inşa etti... Sarıcay yatağını içine yeni bir kent kurarak “tekzen bölgesi” denilen alanda 10 katlı betonarme blokların dikilmesini sağladı. Aynı durum için 1992-97 onaylı üst planlarda 3-5 katlı alan olan Karacaören ovasının da 10-13 katlı bloklara teslim ettiler... Son meziyetleri ise, kentin Sarıcay yatağıyla öpüşen mevcut küçük sanayi sitelerinin alanlarını konut alanlarına çevirerek 5-7 katlı betonarme binalara olanak veren rant planlarını onayladılar. Tüm bunlar kent içinde yapılırken kentin çeperine doğru sağlam zemin arayışları ve merkezi bu alanlara yönlendirme çalışmaları üstü örtülerek sümen altına süpürüldü.’’</p>
</blockquote>
<p>Öte yandan Mimar Erten, bilimsel verilerin göz ardı edildiğine değindi ve sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<blockquote>
<p>‘’Kentin altında “fay yok” şiarıyla toplum kandırıldı, civardaki yıkıcı fayların yarattığı tehlike laylomlarla bertaraf edildi. Mühendisliği sadece bir değer halinde görüp, her şeye muktedir rakamsal verileri tek doğru olarak empoze ettiler, insan hatalarını ve diğer bilimsel doğruları görmezden gelip, yapı rantının aç gözlü uygulamalarına destek verdiler. Zemini terk etmek yerine zemine efelenen bir akıldışılıkla sözüm ona bilimsellik kokusu yayan maliyetli bina üretmeyi çok matah bir şey sandılar... Naci Görür hocam teşekkürler... bir kez daha bunları bu topluma hatırlattığınız için...’’</p>
</blockquote>