Doğudan batıya uzanan Kazdağı kütlesini, kuzey-güney istikametinde yaran derin vadi ve kanyonlar ve bu yapının ortaya çıkardığı farklı iklimsel koşullar, bitki ve hayvan varlığının zenginleşmesi açısından uygun yetişme ortamı oluşturmuştur. Biyolojik çeşitlilik, Milli Parkın ana kaynak değerini meydana getirmektedir.

Bugüne kadar Kazdağları’nda 1000 bitki taksonu tespit edilmiştir. Başta Kazdağı Göknarı olmak üzere 32 adet Kazdağı'na özgü tür bulunmaktadır.

Bunun yanında Türkiye’nin endemik tür olan ve Kazdağı’nda yetişen 48 adet, endemik olmayan ancak Türkiye’de sadece Kazdağı’nda yetişen 15 adet tür bilinmektedir.

Prof. Dr. Fatih Satıl'ın hikatesine göre; "Kazdağı göknarının lâtince ismi; Abies nordmanniana subsp. equi-trojani. Latince'de equi, at; trojani ise Truva uygarlığına atfen verilmiş. İnanışa göre Truva Savaşı'ndaki atın, köknar ağacından yapıldığı söylenmektedir.

Yine köknar ağacının Osmanlı tarihindeki önemi de büyüktür. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un Fethi için gemileri Haliç’e indirmek istiyordu. Bunun içinde kızaklar gerekiyordu.

Uygun ağaçları bulmak için alimleri toplar. Alimler de bu ağacın köknar olacağını söyler. İstanbul’a yakınlığı ve stratejik uygunluğu nedeniyle Kazdağları’ndaki köknarlar seçilir.

Tabii, bu işi yapacak kerestecilere ihtiyaç vardı ve bu işi en iyi Tahtacı Türkmenleri yapıyordu. Fatih Sultan Mehmet, Toroslardaki tahtacı Türkmenlerinin bir kısmını bu bölgeye taşıyarak, İstanbul’un fethinde kullanılacak kızakları Kazdağları’ndaki köknar ağaçlarından yaptırmıştır.

Bu sayede Kazdağı Köknarı, İstanbul’un fethinde önemli bir rol oynamıştır”