Koçyiğit, konuşmasında Filistin meselesini "dünyanın ve bölgemizin kanayan yarası" olarak tanımladı. İsrail’in Gazze’ye karşı yürüttüğü saldırıları "eşine az rastlanır bir yıkım, katliam ve soykırım" şeklinde ifade eden Koçyiğit, Türkiye’nin bu konuda daha somut ve etkili adımlar atması gerektiğini vurguladı.

Gazze’deki insani krizden söz ederek konuşmasına başlayan Kılıç Koçyiğit, "Gazze'deki çocukların, kadınların, gençlerin, gıdaya ulaşamayan anne ve babaların, bir bütün olarak Gazze halkının acısını her birimiz yüreğimizde yaşıyoruz" dedi. Filistin sorununu sömürgecilik ve hegemonya çerçevesinde değerlendiren Koçyiğit, 20. yüzyılın ortalarından itibaren Filistin halkının sistematik şekilde sürgün edildiğine dikkat çekti.

İsrail’in Yayılmacı Politikaları Gözler Önünde
İsrail’in işgalci ve yayılmacı politikalarını eleştiren Koçyiğit, "Bugün 1948'in ve 2023'ün haritalarını yan yana koysak aslında İsrail'in sınır tanımaz, işgalci yayılmacılığını bütün çıplaklığıyla göz önüne sermiş oluruz" dedi. 7 Ekim 2023'ten sonra İsrail'in saldırganlığının "bambaşka bir boyuta taşındığını" ifade eden Koçyiğit, uluslararası hukukun, savaş hukukunun ve insani değerlerin artık işlemediğini, tek işleyenin "dizginsiz ve sınırsız bir şiddet sarmalı’’ dedi.

Gazze’de Açlık ve Hastalıkla Yok Etme Girişimi
Gazze’deki insani felakete dikkat çeken Koçyiğit, "Gazze'de insanlar açlık ve susuzluğa mahkum edilmiş durumdadır. İsrail, Gazzeli'lerin sağlıklı gıdaya erişimini engellemekte, dış yardımları ise bilinçli bir şekilde bloke etmektedir. Dünyanın gözü önünde bir halk, açlıkla, hastalıkla, bombardımanlarla topluca yok edilmeye çalışılmaktadır" sözleriyle durumun ciddiyetini ortaya koydu. İsrail'in "sözde yardım sisteminin" dahi bir tuzağa dönüştüğünü, yardım bekleyenlere bombaların yağdırıldığını kaydetti.
ABD ve Fransa gibi ülkelerin havadan attığı yardımları "en etkisiz ve göstermelik yöntem" olarak eleştiren Koçyiğit, "Bu hükümetler gerçekten İsrail'in karadan ve denizden ördüğü ablukayı aşma kudretine sahip değil midir? Güçsüzler midir yoksa sadece bir oyun mu sahnelenmektedir?" diye sordu.

Yeni Bir Nakba ve Etnik Temizlik Tehlikesi
BM’nin Gazze’de kıtlık ilan ettiğini hatırlatan Koçyiğit, bölgenin tamamen boşaltılmasının "insanlık tarihinin en büyük etnik temizlik girişimi" olacağını belirtti. Bu durumun Filistin halkı için "yeni, çok daha büyük bir Nakba yani felaket anlamına geldiğini" anlamına geldiğini ifade eden Koçyiğit, felakete karşı durmanın insanlık onurunu savunmak demek olduğunu söyledi.
Türkiye’nin Politikası Eleştirildi: Hammadde Ticareti Sürdürülemez
Konuşmasının önemli bir bölümünü Türkiye’nin Filistin politikasına ayıran Koçyiğit, "Türkiye'nin bu süreçte dişe dokunur, somut, gerçek anlamda bir adımı olduğunu ifade edemeyiz. Ortada sadece bolca hamaset ve kınamalar var ve gerçek adımlar da çok çok eksik kaldı" dedi. Üçüncü ülkeler aracılığıyla süren askeri ve ticari ilişkilerin kabul edilemez olduğunu belirten Koçyiğit, özellikle petrol ve askeri sanayide kullanılan hammadde ticaretinin devam etmesini eleştirdi.

Türkiye’de Filistin için sokağa çıkanların tehdit edildiğini ve gençlerin gözaltına alındığını hatırlatan Koçyiğit, DEM Parti ile diğer muhalefet partilerinin araştırma önergelerinin reddedildiğini belirtti. "İsrail'in başkentinde dahi savaş karşıtları özgürce sokaklara çıkabilirken, Türkiye'de savaş karşıtları, İsrail'i gerçek anlamda boykot edilmesini isteyenlerin karşısına iktidarın TOMAsı ve kelepçesi çıktı" diyerek tepkisini dile getirdi.

Konuşmasını Gazze için somut öneriler sunarak tamamlayan Gülistan Kılıç Koçyiğit, Türkiye’nin bu konuda derhal etkili adımlar atması çağrısında bulundu.

Koçyiğit, konuşmasının sonunda Gazze için somut önerilerini Genel Kurul'a sundu:
Gazze ve Batı Şeria'da derhal ateşkes anlaşması imzalanmalı, İsrail'in sivillere yönelik saldırıları durdurulmalı.
Uluslararası toplum ateşkesin kalıcılığı için garantörlük üstlenmeli.
Kalıcı barış için BM himayesinde uluslararası konferans hazırlıkları başlatılmalı.
Kutuplaştırıcı üslup yerine diyalog ve uzlaşı yolu açılmalı.
Hamas'ın elindeki rehineler ve İsrail zindanlarındaki Filistinli tutsaklar serbest bırakılmalı.
Filistin halkının meşru demokratik talepleri desteklenmeli, özyönetim ve topraklarına dönüş hakkı sağlanmalı.
Türkiye daha fazla inisiyatif almalı, hamasetten uzak, gerçekçi çözümler sergilemeli.
Ankara, İsrail'in askeri saldırganlığını besleyecek askeri ve ticari faaliyetleri sonlandırmalı.
TBMM, Filistin halkıyla dayanışmasını güçlendirmeli.

Yorumlar