Ezine’de artık mesele hizmet değil.
Mesele açık:
Yönetememe krizi.
Ve bu krizin adı artık herkes tarafından konuluyor.
SAYIN BAŞKAN, BU TABLONUN SORUMLUSU SİZSİNİZ
Ortada bir gerçek var:
Verilen sözler tutulmadı.
Başlatılan işler sürüncemede kaldı.
Anlatılan başarıların önemli bir kısmı başkalarına ait çıktı.
Buna rağmen kamuoyuna hâlâ başarı hikâyesi anlatılıyor.
Bu bir tercih değil.
Bu, gerçeği eğip bükmektir.
KÜÇÜK SANAYİ SİTESİ: BİR PROJE DEĞİL, BİR BAŞARISIZLIK ÖRNEĞİ
Küçük Sanayi Sitesi süreci artık bir proje değil,
yönetim becerisizliğinin somut örneği haline gelmiştir.
Söz verdiniz.
Takvim açıkladınız.
Umut yarattınız.
Sonuç?
Gecikme.
Belirsizlik.
Artan maliyet.
Ve bugün esnafın cebinden çıkan para. Bu tabloyu başarı diye anlatamazsınız.
YAPILANI SAHİPLENMEK, YAPAMAMAYI GİZLEMEKTİR
Ezine’de “yaptık” diye anlatılan işlerin önemli kısmı:
Ya merkezi hükümete ait
Ya da önceki dönemde tamamlanmış
Özellikle altyapısı bitmiş yolların sadece üstünü kaplayıp bunu “büyük proje” diye sunmak…
Bu bir hizmet değil.
Bu, yapılanı sahiplenerek yapılmayanı gizlemektir.
BABOĞLU DOSYASI: CEVAPSIZ SORULAR
Önceki belediye başkanı hakkında ağır suçlamalar yapıldı.
Kamuoyu yönlendirildi.
Algı oluşturuldu.
Ama yargı ne dedi?
Beraat.
Şimdi soruyoruz:
O gün yapılan suçlamaların hesabı verilecek mi?
Yoksa bu da “gündem değişti” denilerek geçiştirilecek mi?
İDDİALAR VAR, CEVAP YOK — BU NORMAL DEĞİL
Ezine’de konuşulanlar artık dedikodu sınırını aşmış durumda:
İmar süreçleri
Ayrıcalık iddiaları
Yatırım ilişkileri
Lüks harcama söylentileri
Bu kadar başlık varsa, iki ihtimal vardır:
Ya hepsi yalandır — çıkıp açıkça yalan dersiniz.
Ya da doğrudur — o zaman zaten sorun büyüktür.
Ama siz ne yapıyorsunuz?
Susuyorsunuz.
Bu sessizlik, soruları azaltmıyor.
Büyütüyor.
BELEDİYE İÇİNDEN GELEN RAHATSIZLIK
Kurum içinde konuşulanlar hafife alınacak gibi değil:
Mobbing iddiaları
Liyakatsiz atamalar
Baskı altında çalışan personel
Eğer bunlar doğruysa, bu bir yönetim zaafı değil.
Bu, kurumsal çöküştür.
Eğer yanlışsa?
Çıkın, net bir şekilde yalanlayın.
GÜÇ SÖYLEMİYLE GERÇEKLERİ ÖRTEMEZSİNİZ
“Arkamda şu var”
“Benim bağlantılarım güçlü”
Bu cümleler artık etki yaratmıyor.
Çünkü halk şunu görüyor:
Söylem büyüdükçe icraat küçülüyor.
EZİNE HALKI ARTIK İKNA OLMUYOR
Reklamla yönetim olmaz.
Algıyla gerçek değişmez.
Ezine halkı artık şunu net görüyor:
Anlatılanla yaşanan aynı değil.
Ve bu fark her geçen gün büyüyor.
SON SÖZ: BU SESSİZLİK SÜRDÜRÜLEMEZ
Bu kadar iddia varken susamazsınız.
Bu kadar soru varken kaçamazsınız.
Bu kadar tartışma varken görmezden gelemezsiniz.
Çünkü artık mesele siyaset değil.
Güven meselesi.
Ve o güven ciddi şekilde sarsılmış durumda.
Ezine’de bugün sorulan soru çok net:
Bu tabloyu kim düzeltecek?
Ve daha önemlisi:
Bu tablonun sorumluluğunu kim üstlenecek?