Eğitim

Erenoğlu: “Üniversite hastaneleri Türkiye’nin stratejik sağlık gücüdür”

ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Ramazan Cüneyt Erenoğlu, geçtiğimiz haftalarda Ünlü oyuncu Cem Yılmaz’ın üniversite hastanesindeki tedavisi sonrası gündeme gelen tartışmalar üzerinden üniversite hastanelerinin Türkiye sağlık sistemi açısından taşıdığı stratejik önemine dikkat çekti.

Kaleninsesi Gazetesi’ne açıklamalarda bulunan Erenoğlu, bu kurumların yalnızca hastaların tedavi edildiği sağlık tesisleri olmadığını belirterek, “Akademik akıl merkezi” olduklarını belirtti. Üniversite hastanelerinin hekim yetiştirmeden bilimsel üretime, kriz yönetiminden bölgesel sağlık eşitliğine kadar çok boyutlu bir görev üstlendiğini ifade etti.

Sanat dünyasının tanınmış isimlerinden Cem Yılmaz geçtiğimiz haftalarda Ayvacık’ta yazlık evinde geçirdiği kalp krizi sonrası önce Ayvacık Devlet Hastanesi’ne kaldırılmış ilk müdahalesi yapılmıştı. Ardından Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başarıyla sonuçlanan tedavi süreci, kamuoyunda sağlık hizmetlerinin niteliği ve üniversite hastanelerinin rolü üzerine tartışmaları beraberinde getirdi. Tedavi sürecinin ardından yapılan bazı basın açıklamaları üzerinden çeşitli spekülasyonlar gündeme gelirken, tartışma kısa sürede tedavinin kendisinden çok üniversite hastanelerinin konumuna ilişkin farklı değerlendirmelere dönüştü.

Kaleninsesi Gazetesi olarak Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Ramazan Cüneyt Erenoğlu ile gerçekleştirdiğimiz görüşmede, konuyu tek bir hasta ya da tek bir hastane üzerinden değil, Türkiye’nin sağlık sistemi açısından daha geniş bir perspektiften ele aldık.

Erenoğlu, kamuoyunda zaman zaman yalnızca tedavi hizmetleri üzerinden değerlendirilen üniversite hastanelerinin aslında sağlık sisteminin bilimsel ve akademik omurgalarından biri olduğuna dikkat çekti.

“ÜNİVERSİTE HASTANELERİ AKADEMİK AKIL MERKEZLERİDİR”

Erenoğlu, üniversite hastanelerinin eğitim, araştırma, tedavi ve kriz yönetiminin aynı çatı altında buluştuğu özel yapılar olduğunu dile getirdi.

İçinde bulunulan dönemin sağlık ekosistemi ve yükseköğretim yapısında eş zamanlı ve köklü bir dönüşümü beraberinde getirdiğini belirten Erenoğlu, küresel salgınlar, iklim kaynaklı felaketler, jeopolitik krizler ve yapay zekâ temelli teknolojik gelişmelerin sağlık kurumlarının görev tanımlarını da değiştirdiğini ifade etti.

Erenoğlu, üniversite hastanelerinin bu yeni dönemde klasik anlamdaki “şifa merkezi” tanımının çok ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, bu kurumların aynı zamanda ülkenin bilimsel kapasitesini geliştiren stratejik yapılar olduğunu söyledi.

Üniversite hastanelerinin yalnızca hastaların tedavi edildiği binalar olmadığını belirten Erenoğlu, “akademik akıl merkezleri” olarak tanımladığı bu kurumların sağlık sisteminin geleceğini şekillendiren önemli aktörler olduğunu ifade etti.

GELECEĞİN HEKİMLERİ GERÇEK VAKALARIN İÇİNDE YETİŞİYOR

Üniversite hastanelerinin en önemli görevlerinden birinin nitelikli sağlık insan gücü yetiştirmek olduğunu belirten Erenoğlu, modern tıp eğitiminin yalnızca amfilerde verilen teorik bilgilerden ibaret olmadığını söyledi.

Gerçek hekimlik deneyiminin hasta başı vizitlerde, karmaşık vakaların değerlendirilmesinde ve farklı branşların bir araya geldiği multidisipliner konseylerde kazanıldığını belirten Erenoğlu, özellikle nadir ve komplike vakaların genç hekimler için önemli bir eğitim alanı oluşturduğunu ifade etti.

Üniversite hastanelerinin tıp öğrencileri ve asistan hekimlere yalnızca bir hastalığın nasıl tedavi edileceğini değil, bilimsel metodolojiyle düşünmeyi, farklı seçenekleri değerlendirmeyi ve kriz anında doğru karar vermeyi öğreten kurumlar olduğunu vurguladı.

“BİLİMSEL BİLGİNİN KULUÇKA MERKEZLERİ”

Erenoğlu üniversite hastanelerinin temel tıp bilimleri ile klinik uygulamaların kesiştiği, yeni tedavi protokollerinin, bilimsel çalışmaların, patentlerin ve yerli-millî sağlık teknolojilerinin geliştirilmesinde önemli bir işlev üstlendiğini belirtti. Erenoğlu, bu yüzden sağlık hizmetinin bilimsel üretimden kopuk düşünülemeyeceğini söyledi.

Bilimsel üretim kapasitesi güçlü olmayan bir sağlık sisteminin uzun vadede dışa bağımlılık riski taşıdığına dikkat çeken Erenoğlu, üniversite hastanelerinin bu bağımlılığın azaltılmasında stratejik bir rol üstlendiğini ifade etti.

KRİZ ANLARINDA “STRATEJİK AKIL” DEVREYE GİRİYOR

Üniversite hastanelerinin özellikle kriz dönemlerinde ortaya çıktığını belirten Erenoğlu; pandemi, deprem ve bölgesel krizler gibi olağanüstü dönemlerin sağlık sistemlerinin dayanıklılığını test ettiğini söyledi.

Bu dönemlerde üniversite hastanelerinin yalnızca sahadaki tedavi süreçlerinde değil, kriz yönetimine akademik katkı sunma noktasında da önemli sorumluluklar üstlendiğini ifade etti.

Özellikle diğer sağlık kurumlarında çözümü güç görülen, nadir veya yüksek risk taşıyan vakaların üniversite hastanelerinde farklı uzmanlık alanlarının bir araya gelmesiyle değerlendirilmesinin bu kurumların önemini ortaya koyduğunu belirten Erenoğlu, akademik bilgi ile klinik tecrübenin bir araya gelmesinin sağlık sistemine önemli bir refleks gücü kazandırdığını söyledi.

“ANADOLU’DAKİ VATANDAŞTA ERİŞEBİLMELİ”

Erenoğlu, üniversite hastanelerinin bir başka önemli işlevinin ise sağlık hizmetlerine erişimde bölgesel eşitsizlikleri azaltmak olduğunu vurguladı.

Türkiye’de uzun yıllar boyunca ileri tanı yöntemleri, özellikli cerrahi operasyonlar ve yüksek teknoloji gerektiren sağlık hizmetleri denildiğinde İstanbul ve Ankara gibi büyük merkezlerin öne çıktığını belirten Erenoğlu, Anadolu’daki vatandaşların bu hizmetlere ulaşabilmek için başka kentlere gitmek zorunda kaldığını ifade etti.

Bu durumun yalnızca sağlık hizmetine erişim açısından değil, hasta ve yakınları açısından ciddi bir ekonomik ve sosyal yük oluşturduğunu belirten Erenoğlu, üniversite hastanelerinin güçlendirilmesiyle bu tablonun değişmeye başladığını söyledi.

“GÜNEY MARMARA HALKI ARTIK KENDİ ŞEHRİNDE İLERİ SAĞLIK HİZMETİNE ULAŞABİLİYOR”

Bu dönüşümün Çanakkale açısından da somut karşılıkları bulunduğuna dikkat çeken Erenoğlu, ÇOMÜ Hastanesi’nde gerçekleştirilen teknolojik yenileme ve altyapı yatırımlarını örnek gösterdi.

Hastaneye kazandırılan son teknoloji anjiyografi cihazları, yüksek çözünürlüklü MR sistemleri ve bölge açısından önemli bir eşik olarak değerlendirilen PET cihazının, Çanakkale’nin sağlık hizmetleri kapasitesini önemli ölçüde güçlendirdiğini belirtti.

Erenoğlu, bu yatırımların yalnızca Çanakkale açısından değil, Güney Marmara bölgesi açısından da anlam taşıdığını ifade etti.

Özellikle kanser taraması ve ileri tetkik gerektiren durumlarda vatandaşların İstanbul veya İzmir gibi büyük kentlere sevk edilmek zorunda kalmadan kendi şehirlerinde hizmet alabilmesinin önemli bir dönüşüm olduğunu vurguladı.

Bu noktada meselenin yalnızca yeni cihazların hastane envanterine eklenmesi olarak görülmemesi gerektiğini belirten Erenoğlu, güçlü akademik kadro ile ileri teknolojinin aynı merkezde buluşmasının bölgesel sağlık hizmetlerinin niteliğini doğrudan etkilediğini söyledi.

“ÜNİVERSİTE HASTANELERİNİ YALNIZCA HASTA SAYISIYLA ÖLÇMEMELİYİZ”

Cem Yılmaz’ın tedavi süreci sonrasında kamuoyunda oluşan tartışmaların da bu daha geniş çerçeveden okunması gerektiğini belirten Erenoğlu, tekil vakalar üzerinden üniversite hastanelerinin rolünün dar bir perspektife sıkıştırılmaması gerektiğini vurguladı.

Bir ünlünün tedavi gördüğü hastane üzerinden gündeme gelen tartışmanın, aslında Türkiye’nin sağlık altyapısına ilişkin daha kapsamlı bir farkındalığa dönüştürülebileceğini belirten Erenoğlu, üniversite hastanelerinin yalnızca “kimleri tedavi ettiği” üzerinden değil, ülkenin sağlık geleceğine ne kattığı üzerinden değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Bu bakış açısının, sağlık hizmetlerinin günlük tartışmaların ötesinde ele alınmasını sağlayacağını ifade etti. Erenoğlu, liyakatli akademik kadrolar, güçlü teknolojik altyapı ve bilimsel üretimin birlikte yürütülmesi halinde üniversite hastanelerinin Türkiye’nin sağlık vizyonunun temel taşıyıcılarından biri olacağını belirtti.

Üniversite hastanelerinin gelecekte yalnızca tedavi sunan hastaneler değil; bilgi üreten, hekim yetiştiren, teknoloji geliştiren, krizlere çözüm üreten ve bulunduğu bölgenin sağlık kapasitesini yükselten akademik merkezler olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

ÇOMÜ Hastanesi üzerinden ortaya konulan yatırımların da bu anlayışın bir parçası olduğunu belirten Erenoğlu, amaçlarının Çanakkale’yi yalnızca başka merkezlere hasta gönderen bir kent olmaktan çıkararak, ihtiyaç duyulan nitelikli sağlık hizmetlerinin mümkün olduğunca kentte karşılanabildiği güçlü bir bölgesel sağlık merkezine dönüştürmek olduğunu ifade etti.

Erenoğlu tarafımıza yaptığı açıklamada; “Üniversite hastaneleri, yalnızca bugünün hastasını tedavi eden kurumlar değil; Türkiye’nin yarınının hekimini, bilimini ve sağlık teknolojisini hazırlayan akademik karargâhlardır,” ifadelerine yer verdi.