Yaşam

Engelli bireylerin aileleri yalnız bırakılmamalı: Burunlular’dan önemli çağrı

Çanakkale’de engelli bireylerin ailelerinin yaşadığı ekonomik ve psikolojik yükleri Kaleninsesi Gazetesi’ne anlatan Türkiye Sakatlar Derneği Çanakkale Şube Başkanı Ümit Burunlular, “Ailelerin arada nefes alması ve önce kendi sağlıklarını koruması gerekiyor” dedi.

Çanakkale’de engelli bireylerin bakımını üstlenen ailelerin yaşadığı ekonomik, psikolojik ve sosyal sorunları Milli sporcu Ümit Burunlular ile konuştuk. Burunlular, engelli bireyin bakım yükünün ailelerin yaşamını giderek daralttığını belirterek, engelli birey kadar ona bakım veren ailenin de sosyal devlet anlayışıyla desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

İzmir’in Urla ilçesinde 11 Ağustos’ta meydana gelen ve 19 yaşındaki Ahmet Barış Kandemir ile annesi Nurten Kandemir’in önce oğlunu sonra kendisini öldürmesi ile sonuçlanan olay, engelli bireylerin bakımını üstlenen ailelerin yaşadığı sorunları ülke gündemine taşıdı.

Bunun üzerine konuştuğumuz, engelli bireylerin bakım sorumluluğunun aileleri ekonomik, psikolojik ve sosyal açıdan yıprattığını belirten Türkiye Sakatlar Derneği Çanakkale Şube Başkanı Ümit Burunlular, ailelerin kendi sağlıklarını ve sosyal yaşamlarını ihmal etmemesi gerektiğini söyledi. Burunlular, “Ailelerin nefes alması gerekiyor” diyerek, bakım yükünün yalnızca ailelerin omuzlarına bırakılmaması çağrısında bulundu..

Çanakkale’de engelli bireyler ve aileleriyle yıllardır çalışan Türkiye Sakatlar Derneği Çanakkale Şube Başkanı ve milli sporcu Ümit Burunlular, ailelerin bakım sürecinde zamanla sosyal çevrelerinden uzaklaşabildiğine, ekonomik açıdan zorlandığına ve kendi sağlıklarını geri plana attığına dikkat çekti.

“Aileler zamanla toplumdan tecrit oluyor”

Engelli bireyin bakımının aile açısından yalnızca fiziksel bir sorumluluk olmadığını belirten Burunlular, özellikle ağır ve sürekli bakıma ihtiyaç duyan bireylerin ailelerinin zaman içerisinde ciddi bir yükle karşı karşıya kaldığını söyledi.

Ailelerin yaşamlarının büyük bölümünü engelli bireyin ihtiyaçlarına göre şekillendirdiğini ifade eden Burunlular, bu durumun sosyal hayattan kopuşa ve ekonomik sorunlara yol açabildiğini belirtti.

Burunlular, “Engelli bireylerin aileleri tamamen zaman içerisinde toplumdan tecrit edilme noktasına gelecek kadar kendi sosyalleşmesini sınırlıyor. Hem ekonomik yönden büyük çöküşlere uğruyor hem de varını yoğunu engelli çocuğuna veya aile bireyine endeksliyor” dedi.

Ailenin bütün hayatını bakım sorumluluğu üzerine kurmasının zamanla başka sorunları da beraberinde getirdiğini kaydeden Burunlular, özellikle anne ve babanın çalışma hayatı ile bakım sorumluluğunu aynı anda yürütmesinin güçleştiğini dile getirdi.

“Ailelerin nefes almaya ihtiyacı var”

Burunlular, bakım sorumluluğunun aile içerisinde paylaşılmasının da her zaman mümkün olmadığını belirterek, özellikle annelerin bakım sürecinde daha fazla sorumluluk üstlendiğine dikkat çekti.

Babanın çalıştığı, annenin ise gün boyunca çocuğun bakımını üstlendiği bir aile düzeninde, mesai sonrasında sorumluluğun devam ettiğini belirten Burunlular, bunun aile içindeki ilişkileri de zorlayabildiğini söyledi.

“Baba çalışmak zorunda. Anne çocuğa bakacaksa, çocukla ilgilenmek zorunda. Baba işten geliyor, kendi işini halletmeye çalışıyor. Aile uyum sağlayabiliyorsa hayatını sürdürebiliyor. Uyum sağlanamıyorsa eşler ayrılma noktasına geliyor” diyen Burunlular, bu süreçte annelerin ağır bir yük altında kaldığını ifade etti.

Burunlular, engelli bireye bakım veren ailelerin zaman zaman kendi ihtiyaçlarını dahi ikinci plana attığını belirterek, “Ailelerin nefes alması gerekiyor” dedi.

Aile “Engelli çocuğu olduğunu kabul etmiyor!”

Bakım sürecinde ailelerin yalnızca ekonomik açıdan değil, psikolojik ve fiziksel açıdan da yıprandığını belirten Burunlular, ailelerin çoğu zaman kendi sağlıklarını korumayı ihmal ettiğini söyledi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile sağlık kurumlarında psikolojik destek mekanizmalarının bulunduğunu ancak ailelerin bu hizmetlere ulaşma veya başvurma konusunda yeterince istekli davranmadığını ifade eden Burunlular, ailelerin öncelikle kendi durumlarının farkına varması gerektiğini dile getirdi.

Burunlular, “Aileler öncelikle bireysel olarak destek almalı. Sağlıkları yerindeyken psikolog ve gerektiğinde psikiyatri desteğine yönelmeleri gerekiyor. Önce kendi sağlıklarını korumaları gerekiyor” dedi. Bunun için de ailelerin engelli bir çocuğa sahip olduğunu kabul etmeleri gerekiyor, açıklamasında bulundu.

“Çocuğun bakımını yapabilmek için önce kendinizi korumalısınız”

Engelli bireyin bakımını üstlenen bazı ailelerin çocuklarının durumunu kabullenmekte zorlanabildiğini belirten Burunlular, ailelerin “Bizim bir engelli çocuğumuz var” gerçeğini kabul ederek, bakım sürecinin gerektirdiği bilgi ve desteği almaya yönelmesi gerektiğini belirten Burunlular, bakım veren kişinin de desteğe ihtiyaç duyduğunun kabul edilmesinin önem taşıdığını vurguladı.

“Bazen aileler bize geliyor, yaşadıkları sıkıntıları anlatıyor. Önce gözlemliyorum. Bazen sorunun çocuktan önce ailede olduğunu görüyorum. Onlara önce kendilerinin bu bakım sürecini nasıl daha sağlıklı yürütebileceği konusunda psikolojik destek almaları gerektiğini söylüyoruz” ifadelerini kullandı.

“Aile yalnız kalırsa sorun büyüyor”

Burunlular, ailelerin bakım sürecinde karşılaştıkları sorunlarda yalnız bırakılmaması gerektiğini belirterek, sosyal devlet anlayışının yalnızca engelli bireye yönelik maddi destekle sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi.

Engelli bireyin ihtiyaçlarının karşılanmasının yanında, o bireyin bakımını üstlenen anne, baba veya diğer aile üyelerinin de desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Burunlular, özellikle ağır bakım gerektiren durumlarda ailelerin belirli dönemlerde dinlenebileceği ve destek alabileceği mekanizmaların önemine dikkat çekti.

Burunlular, bu noktada günübirlik bakım hizmetlerinin ailelerin hayatında önemli bir rahatlama sağlayabileceğini belirtti.

“Aile çocuğunu güvenli bir yere bırakabildiğinde birkaç saat dahi olsa kendi işini yapabilir, çalışabilir, dinlenebilir, sağlık kontrolüne gidebilir veya sosyal hayatına devam edebilir. Bu, hem aile hem de engelli birey açısından önemli” dedi.

“Bakım yalnızca annenin görevi olmamalı”

Engelli bireyin bakımının aile içerisinde özellikle annenin üzerine bırakılmasının uzun vadede ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Burunlular, bakım sorumluluğunun toplumsal ve kamusal destek mekanizmalarıyla paylaşılması gerektiğini söyledi.

Burunlular, özellikle sürekli bakım ihtiyacı bulunan zihinsel ve nörolojik engeli olan bireylerin ailelerinin, günün her saatinde bakım sorumluluğunu tek başına üstlenmesinin sürdürülebilir olmadığını belirtti.

Ailelerin çocuklarını güvenli şekilde emanet edebileceği, gerektiğinde kısa süreli konaklama sağlayabileceği ve bakım yükünü paylaşabilecek kurumların yaygınlaştırılması gerektiğini savunan Burunlular, bu hizmetlerin yalnızca engelli birey için değil, aile için de koruyucu bir sosyal destek mekanizması olduğunu ifade etti.

“Aileler sorun yaşadığında yardım istemekten çekinmemeli”

Burunlular, ailelerin bakım sürecinde yaşadıkları sorunları gizlemek yerine destek aramalarının önemli olduğunu söyledi.

Özellikle ağır bakım gerektiren bireylerin ailelerinin zaman içerisinde uykusuzluk, sosyal izolasyon, ekonomik sıkıntı ve psikolojik yıpranma yaşayabildiğini belirten Burunlular, bu belirtilerin görmezden gelinmemesi gerektiğini dile getirdi.

Ailelerin “Ben tek başıma hallederim” düşüncesiyle hareket etmek yerine ihtiyaç duyduklarında psikolojik, sosyal ve ekonomik destek mekanizmalarına başvurmaları gerektiğini ifade eden Burunlular, “Aileler ne yapmaları gerektiğini sormalı. Yaşadıkları sorunlara bakıp arayış içerisinde olmalı” dedi.

“Engelli bireyin yanında ailesi de sosyal devletin konusu olmalı”

Ümit Burunlular, engelli hakları konusunda Türkiye’de son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını ancak özellikle son yıllarda ailelerin karşılaştığı sorunların yeniden ele alınması gerektiğini savundu.

Engelli bireyin eğitiminden bakımına, sosyal yaşama katılımından sağlık hizmetlerine kadar birçok başlıkta kamu desteğinin önem taşıdığını belirten Burunlular, bu desteğin aileyi de kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini söyledi.

Burunlular’a göre engelli bireyin hayatını kolaylaştırmanın ilk şartlarından biri, o bireyin bakımını üstlenen ailenin tükenmesini önlemek.

“Engelli bireyin yanında ailesinin de korunması gerekiyor. Aile ayakta kalırsa engelli bireyin hayatını daha sağlıklı sürdürebilir. Bu nedenle aileye verilecek psikolojik, sosyal ve ekonomik destek, doğrudan engelli bireyin yaşam kalitesine de yansır” dedi.

Burunlular, Urla’da yaşanan olayın nedenleri konusunda kesin bir değerlendirme yapılabilmesi için olayın tüm yönleriyle ortaya konulması gerektiğini belirterek, benzer acıların yaşanmaması için engelli bireylerin bakımını üstlenen ailelerin yalnız bırakılmaması gerektiğini vurguladı.