Elektrikli araçların kullanımının artmasıyla birlikte bu araçlarda meydana gelen yangınlar da kamuoyunun gündeminde daha fazla yer almaya başladı. Özellikle yaz aylarında hava sıcaklıklarının yükselmesiyle seyir halindeki elektrikli araçlarda çıkan yangın haberleri, kullanıcıların güvenlik endişelerini artırıyor. Bu yangınların klasik araç yangınlarından farklı özellikler taşıdığını belirten Çanakkale Belediyesi İtfaiye Eğitim Çavuşu Cüneyt Göncü, lityum-iyon bataryaların yangın söndürme süreçlerini de değiştirdiğini söyledi.
“Lityum-iyon piller yangın literatürünü değiştirdi”
Lityum-iyon pillerin günümüzde giderek yaygınlaştığını ve teknolojinin bu yönde ilerlediğini belirten Göncü, bu bataryaların yangınlara müdahale konusunda yeni bir yaklaşımı zorunlu hale getirdiğini ifade etti.
Göncü, “Lityum-iyon piller bizim yangın literatürümüzü değiştirdi. Yangın sınıflandırmamızda temel olarak ne yanıyor ve bununla nasıl müdahale edilecek şeklinde bir yaklaşım var. Lityum-iyon batarya yangınları ise tamamen farklı söndürücüler ve teknikler gerektirdiği için farklı bir yangın sınıfı olarak ortaya çıktı” dedi.
Elektrikli araçlarda yaygın olarak kullanılan lityum-iyon bataryaların çelik veya alüminyum kaplamalar içerisinde muhafaza edildiğini belirten Göncü, yangın sırasında bataryanın içindeki hücrelere ulaşmanın güç olduğunu söyledi.
“Bu nedenle çok yoğun bir soğutma gerekiyor. Normal klasik yangın söndürücülerle bunları söndürmek mümkün olmuyor. Bugüne kadar kullanılan kuru kimyevi tozlu veya köpüklü yangın söndürücüler burada yeterli olmuyor. Diğer yangınlardan temel farklarından biri, çok daha fazla su kullanılması gerekiyor olması” ifadelerini kullandı.
“Bir hücrede başlayan yangın diğer hücrelere yayılabiliyor”
Elektrikli araç yangınlarındaki en önemli sorunlardan birinin termal kaçak olduğunu aktaran Göncü, bataryaların çok sayıda küçük hücreden oluştuğunu ve bu hücrelerden birinde başlayan aşırı ısınmanın zincirleme bir reaksiyona dönüşebildiğini anlattı.
Göncü, “Bu bataryalar küçük hücrelerden oluşuyor. Herhangi bir hücrede aşırı ısınma nedeniyle yangın başladığında, diğer hücrelere termal kaçak denilen olayla ısı artışı zincirleme bir etki başlatıyor. Bunun sonucunda batarya tamamen yanmaya başlayabiliyor” dedi.
Bu nedenle müdahalenin temelinin söndürmekten çok soğutma olduğunu vurgulayan Göncü, “Bunu söndürmek için yoğun su kullanmak gerekiyor. Temel buradaki söndürme işlemi soğutma” diye konuştu.
Batarya yangınlarına yönelik özel söndürücülerin ve jellerin de geliştirildiğini belirten Göncü, “L sınıfı yangın söndürücüler ortaya çıktı. Eğer bir yangın söndürücüyü batarya yangınlarında kullanacaksanız üzerinde L sınıfı olduğunun belirtilmesi gerekiyor. Ancak bunlar da daha çok yangının başlangıç aşamasında etkili olabiliyor. Yangın ilerledikten sonra daha fazla soğutma ve daha fazla söndürücü malzeme kullanılması gerekiyor” dedi.
“Alevlerin sönmesi yangının tamamen bittiği anlamına gelmiyor”
Elektrikli araç yangınlarını klasik araç yangınlarından ayıran bir başka unsurun da söndürme süresinin uzunluğu olduğunu ifade eden Göncü, bataryalarda yangın sonrasında da yüksek sıcaklığın devam edebildiğine dikkat çekti.
“Bu yangınların söndürülmesi özellikle güç ve uzun sürüyor. Bunun dışında açığa çıkan dumanın da kendine özgü bir yapısı var. Fazla duman çıkışı oluyor ve bu dumanı solumak daha tehlikeli. Kapalı alanlarda söndürmek diğer yangınlara göre çok daha güç” diyen Göncü, yangın sonrasında yeniden alevlenme riskine karşı da dikkatli olunması gerektiğini belirtti.
Göncü, “Termal kaçaktan dolayı alevler kesilse bile bataryanın iç ısısı yüksek kalabiliyor. Elektrikli aracın söndürülmesinde alevlerin ortadan kaldırılması yeterli değil. Bu ısının da tamamen düşürülmesi gerekiyor. Yangın söndürüldükten sonra bile bir süre sonra akünün iç ısısı nedeniyle yeniden yanma meydana gelebiliyor. Bu nedenle araçların yangından sonra güvenli ve açık bir alana alınması ve belirli bir süre gözlenmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Çanakkale İtfaiyesi ekipman ve eğitimlerini yeniliyor
Elektrikli araç yangınlarına müdahale yöntemlerinin yeni teknolojiyle birlikte sürekli geliştiğini belirten Göncü, farklı ülkelerde ve kentlerde çeşitli yöntemlerin uygulandığını söyledi.
Bu kapsamda araçların su dolu tankların içine alınması, jel esaslı yangın söndürücülerin kullanılması, bataryaya ulaşabilmek için özel ekipmanlarla müdahale edilerek yoğun suyla soğutma yapılması ve yangın battaniyelerinden yararlanılması gibi yöntemlerin bulunduğunu aktardı.
Çanakkale İtfaiyesi’nin de bu gelişmeleri takip ettiğini belirten Göncü, “Özellikle büyükşehirlerde bu konularla ilgili eğitimler ve tatbikatlar düzenleniyor. Biz de bunlara katılıyoruz. Bu tatbikatlarla müdahale pratiğimizi artırmaya çalışıyoruz. Yangın battaniyesi gibi ekipmanları da temin ettik ve elimizde mevcut” dedi.
İtfaiye ekiplerinin yalnızca tatbikatlarla değil, uluslararası güvenlik kılavuzları üzerinden de çalışmalar yürüttüğünü belirten Göncü, farklı elektrikli araç modellerinin farklı güvenlik sistemlerine sahip olabileceğine dikkat çekti.
“Uluslararası kuruluşların elektrikli araç yangınlarıyla ilgili oluşturduğu güvenlik kılavuzlarından temin ettik. Hangi araca nasıl müdahale edileceğini anlatan pratik kılavuzlar yayınlanıyor. Biz de bunlardan yararlanıyoruz. Elektrikli araç yangınlarıyla ilgili eğitim müfredatımızı yeniden düzenledik. Ulaşabildiğimiz elektrikli araçlar üzerinde hangi güvenlik noktalarının bulunduğunu, hangi kılavuza göre nasıl müdahale edilmesi gerektiğini inceleyerek tecrübemizi ve bilgimizi artırıyoruz” ifadelerini kullandı.
Bu sürecin sürekli geliştiğini vurgulayan Göncü, “Yeni teknolojik ekipman ortaya çıktığında biz de bunları temin ederek müdahale kapasitemizi artırmaya çalışıyoruz” dedi.
Araç sahiplerine önemli uyarılar
Elektrikli araç sahiplerinin yangın riskine karşı yalnızca yangın sırasında değil, kullanım öncesinde de önlem alması gerektiğini belirten Göncü, araçların periyodik kontrollerinin yetkili servislerde yaptırılması gerektiğini söyledi.
Göncü, “Klasik araçlarla ilgili insanların genel bir fikri var. Ancak elektrikli araçlarda üreticilerin kılavuzlarını okumak, aracı tanımak gerekiyor. Özellikle güvenlikle ilgili hususların bilinmesi önemli. Her kullanıcının kendi aracıyla ilgili firmanın verdiği güvenlik kurallarını bilmesi gerekiyor” dedi.
Şarj işleminin de önemli bir risk alanı olduğuna dikkat çeken Göncü, standartlara uygun ve mühendislik hizmeti alınmış şarj istasyonlarının tercih edilmesi gerektiğini belirtti.
Bataryada herhangi bir anormal durum, arıza uyarısı, gaz çıkışı, aşırı ısınma veya şişme fark edilmesi halinde yetkili servise başvurulması gerektiğini aktaran Göncü, üreticinin belirlediği şarj kurallarına uyulmasının önemine işaret etti.
“Yangın sırasında araca kesinlikle geri dönülmemeli”
Elektrikli araçta yangın başlaması halinde vatandaşın öncelikle güvenliğini sağlaması gerektiğini belirten Göncü, araç hareket edebiliyorsa güvenli bir noktaya çekilmesini, ardından park konumuna alınarak araçtan uzaklaşılmasını önerdi.
Göncü, “Duman, tıslama sesi, kıvılcım, keskin bir koku veya tabanda belirgin bir ısı varsa aracın içine girilmemeli. Herhangi bir sebeple araca geri dönülmemeli. 112'ye haber verirken aracın elektrikli olduğunu ve olayın durumunu mutlaka belirtmek gerekiyor. Çünkü bizim müdahale hazırlığımız da buna göre değişiyor. Normal bir araca müdahale edecek su kapasitesiyle elektrikli araca müdahale edecek su kapasitesi aynı değil” dedi.
Yangın sırasında turuncu renkli yüksek gerilim kablolarına, batarya tabanına ve kopmuş parçalara dokunulmaması gerektiğini belirten Göncü, araçtan eşya almak amacıyla dahi olsa tekrar içine girilmemesi ve çıkan dumanın solunmaması gerektiğini söyledi.
Yangın büyümüşse vatandaşın müdahale etmeye çalışmak yerine güvenli mesafeye çekilerek itfaiyeyi beklemesi gerektiğini ifade etti.
“Evden kablo çekerek araç şarj etmek riskli”
Elektrikli araçların bireysel yöntemlerle, özellikle evlerden uzatma kablosu veya uygun olmayan tesisatlar üzerinden şarj edilmesinin de risk oluşturduğunu belirten Göncü, bunun temelinde elektrik mühendisliği hesaplamalarının bulunduğunu söyledi.
“Elektrikli araç şarjı temelde bir mühendislik işi. Binadaki elektrik sistemi bu yükü karşılıyor mu, kablonun standardı nedir, uygun mu, herhangi birinin elektrik akımına kapılma ihtimali var mı? Bunların hepsinin hesaplanması gerekiyor. Bu nedenle gelişigüzel şekilde yapılmaması gereken bir uygulama” dedi.
Göncü, apartman ve kapalı otoparklarda elektrikli araç şarjına yönelik özel alanların oluşturulması gerektiğini de belirtti.
“Şarj istasyonları için yeni standartlara ihtiyaç var”
Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte mevcut yangın güvenliği uygulamalarının bu yeni risk alanını da kapsayacak şekilde geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Göncü, özellikle kapalı otoparklarda özel düzenlemelere ihtiyaç olduğunu söyledi.
“Elektrikli araçlarla ve şarj yerleriyle ilgili standartların mevzuata daha kapsamlı şekilde girmesi gerekiyor. Şarj istasyonu nedir, nelere dikkat edilir, kapalı alanda nasıl olmalı, açık alanda nasıl olmalı, otoparkta nasıl olmalı? Bununla ilgili bir prosedürün ve mevzuatın oluşturulması gerekiyor. Uluslararası standartların da mevzuatımıza dahil edilmesi gerekiyor” dedi.
Kapalı alanlarda otomatik söndürme ve yangın algılama sistemleri, yangına dayanıklı bölmeler ve uygun havalandırma sistemleri gibi önlemlerin değerlendirilmesi gerektiğini belirten Göncü, bunun nedenini ise elektrikli araç yangınlarının kapalı alanlarda daha zor kontrol altına alınması olarak açıkladı.
“Yoğun duman çıkışı ve yüksek sıcaklık söz konusu. Görüş tamamen kesilebilir. Yüksek sıcaklık nedeniyle hasar büyüyebilir ve otoparktaki diğer araçlar da yangından etkilenebilir. Binanın kolon, kiriş ve demir gibi taşıyıcı sistemleri zarar görebilir. Bu nedenle uygun standartların oluşturulması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Göncü, şarj alanlarının mümkün olduğunca açık alanlarda oluşturulmasının daha güvenli olacağını, kapalı alanlarda ise yangının yayılmasını önleyecek bölümlendirmelerin yapılması gerektiğini söyledi.
Hibrit araçlar için de farklı riskler bulunuyor
Yangın söndürme ekipmanlarının araçların teknolojilerine göre çeşitlendirilmesinin de gündeme gelebileceğini belirten Göncü, hibrit araçların hem yakıt hem de batarya sistemi taşıması nedeniyle farklı yangın riskleri barındırabileceğini ifade etti.
“Bazı araçlar hibrit; hem yakıt hem batarya sistemi var. Aracın farklı bir noktasında yangın çıkması durumunda farklı yangın türleriyle karşılaşılabilir. Bu noktada farklı yangın çeşitlerine müdahale edebilmek için söndürme ekipmanlarının çeşitlendirilmesi faydalı olabilir” dedi.
Gelecekte araçların kendi kendine müdahale edebileceği otomatik yangın söndürme sistemlerinin geliştirilmesinin de önemli olduğunu belirten Göncü, özellikle batarya çevresinde çalışabilecek sistemlerin hem vatandaş hem de itfaiye açısından faydalı olabileceğini söyledi.
Elektrikli araçların tamamında yangın söndürme ekipmanı bulunmamasının da ayrı bir sorun olduğunu ifade eden Göncü, “Özel otomatik yangın söndürme sistemlerinin gelişmesi bu konuda hem vatandaşı hem de bizi rahatlatabilir. Araçta herhangi bir yangın durumunda kendi kendine müdahale edebilecek, özellikle bataryaların etrafında çalışacak sistemler çok yararlı olacaktır” diye konuştu.
Elektrikli araç yangınlarında zaman zaman araçların yangın sırasında kilitlenmesi gibi sorunların da gündeme geldiğini belirten Göncü, itfaiye ekiplerinin bu tür durumlara müdahale edebilecek sistemlere sahip olduğunu ancak araçların güvenlik özelliklerinin bilinmesinin kritik önem taşıdığını söyledi.