Kira sözleşmelerinin e-Devlet üzerinden hazırlanmasının zorunlu hale getirilmesine yönelik çalışmalar, kiracılar ve ev sahipleri açısından yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Özellikle “Kağıt üzerinde yapılan kira sözleşmeleri artık geçersiz mi?” sorusu gündeme gelirken, mevcut hukuki düzenlemelere göre e-Devlet üzerinden sözleşme hazırlanması henüz genel bir zorunluluk taşımıyor.
31 Ağustos 2026 itibarıyla konut ve çatılı işyeri kiralarında kağıt üzerinde hazırlanan kira sözleşmeleri geçerliliğini korurken, yalnızca e-Devlet hizmetinin kullanılmaması nedeniyle uygulanacak özel bir idari para cezası da bulunmuyor.
“Yasalaşmadan zorunluluktan söz edilemez”
Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu kurucularından Avukat Elvan Kakıcı Şimşek, gündemdeki düzenleme çalışmalarının mevcut hukuk sistemiyle karıştırılmaması gerektiğini söyledi.
Kira sözleşmelerinin Türk Borçlar Kanunu kapsamında şekle bağlı sözleşmeler arasında yer almadığını belirten Şimşek, “Bugün itibarıyla e-Devlet dışında yapılan bir kira sözleşmesinin geçersiz olduğunu söylemek hukuken doğru değildir. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bu yönde bir çalışma yürüttüğünü açıklaması, düzenlemenin yürürlüğe girdiği anlamına gelmez” ifadelerini kullandı.
Tüm kira sözleşmelerinin e-Devlet üzerinden yapılmasının zorunlu hale gelmesi için yasal düzenleme gerektiğini kaydeden Şimşek, “Gerekli hukuki düzenlemenin yasalaşması ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesi gerekir. Dolayısıyla vatandaşların ‘Artık yalnızca e-Devlet sözleşmesi geçerli’ şeklindeki bilgilere karşı dikkatli olması gerekiyor” dedi.
Uygulama 2024’te başladı, kapsamı 2025’te genişledi
Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından e-Devlet üzerinden sunulan “Kira Sözleşmesi İşlemleri” hizmetinin ilk aşaması 4 Kasım 2024 tarihinde kullanıma açıldı.
İlk aşamada taşınmaz sahibi gerçek kişiler tarafından hazırlanan kira sözleşmelerinin kiracı ve varsa kefil tarafından e-Devlet üzerinden onaylanmasına imkan sağlandı.
9 Mayıs 2025’te devreye alınan ikinci aşamayla birlikte emlak danışmanları ve yetkilendirilen kişilerin de kira sözleşmesi hazırlayarak tarafların onayına sunabilmesinin önü açıldı. Sistem üzerinden ayrıca hata düzeltme ve güncelleme işlemleri yapılabilir hale geldi.
Uygulama kapsamında bugüne kadar 72 bin 581 kira sözleşmesi onaylanırken, 81 ilin tamamında e-kira sözleşmesi düzenlendi.
E-Devlet sözleşmesi neden tercih ediliyor?
E-Devlet üzerinden hazırlanan kira sözleşmelerinin yalnızca dijital ortamda düzenlenmesi nedeniyle değil, sağladığı doğrulama ve kayıt imkanları nedeniyle de önem taşıdığını belirten Şimşek, sistemin özellikle ileride yaşanabilecek hukuki uyuşmazlıklarda taraflara avantaj sağlayabileceğini söyledi.
Şimşek, “E-Devlet kira sözleşmesinin bugün için zorunlu olmaması, klasik kira sözleşmesine kıyasla hiçbir avantajı olmadığı anlamına gelmiyor. Elektronik ortamda tarafların onayıyla oluşturulması, sözleşmenin kim tarafından ve hangi şartlarla onaylandığı konusunda güçlü bir kayıt oluşturuyor” dedi.
Taşınmaz bilgilerinin tapu kayıtlarından sisteme aktarılmasının da mülkiyetin doğrulanması bakımından önemli olduğunu ifade eden Şimşek, özellikle tahliye ve kira alacağı uyuşmazlıklarında e-Devlet üzerinden düzenlenen sözleşmelerin ispat açısından önemli bir avantaj sağlayabileceğini kaydetti.
Onaylanan sözleşme tek taraflı iptal edilemiyor
E-Devlet üzerinden hazırlanan kira sözleşmelerinde en fazla merak edilen konulardan biri de sözleşmenin sonlandırılması veya iptal edilmesi oldu.
Henüz kiracı veya kefil tarafından onaylanmamış sözleşmeler, sözleşmeyi hazırlayan kişi tarafından “Geri Çek” seçeneğiyle işlemden kaldırılabiliyor.
Onaylanan sözleşmelerde ise yazım, rakam veya bilgi girişinden kaynaklanan maddi hatalar, onay tarihinden itibaren 15 gün içerisinde düzeltilebiliyor. Kira bedeli veya kira süresi gibi sözleşmenin esaslı unsurlarında değişiklik yapılması gerektiğinde ise yeni bir sözleşme veya ek protokol hazırlanması gerekiyor.
Şimşek, “Onaylanmış kira sözleşmesinin sistem üzerinden tek taraflı olarak iptal edilmesi veya sonlandırılması söz konusu değil. Kira ilişkisinin sona ermesi, Türk Borçlar Kanunu’ndaki hükümlere göre değerlendirilir” ifadelerini kullandı.
Kiracının taşınması halinde tahliye ve fesih sürecinin ayrıca belgelendirilmesi gerektiğini belirten Şimşek, anahtar teslimi ve depozito iadesi gibi işlemlerin kayıt altına alınmasının ileride yaşanabilecek uyuşmazlıkların önüne geçilmesi açısından önemli olduğunu söyledi.
Tahliye taahhüdünün yerine geçmiyor
E-Devlet üzerinden hazırlanan kira sözleşmesinin kira ilişkisindeki bütün hukuki belgelerin yerine geçmediğine de dikkat çeken Şimşek, özellikle tahliye taahhüdünün ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“Tahliye taahhüdü ile kira sözleşmesini birbirine karıştırmamak gerekiyor” diyen Şimşek, tahliye taahhüdünün geçerliliğinin Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri ve belgenin düzenlenme şartlarına bağlı olduğunu ifade etti.
Şimşek, “E-Devlet kira sözleşmesinin içerisine tahliye taahhüdü eklenmesi, tek başına bu hukuki belgenin yerine geçmez. Buna karşılık depozito, aidat veya demirbaş listesi gibi kira ilişkisinin özel şartları sözleşmede ayrıca düzenlenebilir” dedi.
“Asıl değişiklik güvenlik ve ispat alanında”
E-Devlet kira sözleşmesi uygulamasının yaygınlaşmasının kira ilişkilerinde daha doğrulanabilir ve izlenebilir bir kayıt sistemi oluşturabileceğini belirten Şimşek, dijitalleşmenin yalnızca kağıt kullanımının sona ermesi anlamına gelmediğini söyledi.
Şimşek, “Taşınmazın ve tarafların doğrulanması, sözleşmenin elektronik ortamda kayıt altına alınması ve kurumlarla yapılacak işlemlerde fiziki belge ihtiyacının azalması, kira ilişkilerinin daha izlenebilir hale gelmesini sağlayabilir” ifadelerini kullandı.
Vatandaşların mevcut hukuk ile ilerleyen dönemde yürürlüğe girebilecek yeni düzenlemeyi birbirinden ayırması gerektiğini belirten Şimşek, “Bu dönüşümün sağlıklı ilerleyebilmesi için vatandaşın bugün geçerli olan hukuk ile gelecekte yürürlüğe girebilecek yeni düzenlemeyi birbirinden ayırması gerekiyor” diye konuştu.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Avukat Elvan Kakıcı Şimşek, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde özel hukuk alanında yüksek lisans yaptı. 2007 yılından bu yana Kakıcı Şimşek Hukuk Bürosu’nun kurucu ortaklarından olan Şimşek; gayrimenkul hukuku, aile hukuku, medeni hukuk ve girişim hukuku alanlarında çalışmalarını sürdürüyor.




