8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü dünyanın dört bir yanında anılan; kadınların baskılara, eşitsizliklere, sömürüye ve yok sayılmaya karşı seslerini duyurmaya çalıştıkları gündür. 8 Mart’ın dünya üzerinde kadın emeğinin görülmesi, eşitliklerin uygulanması adına başlayan ve üzerinden bir asıra yakın geçen sürede o günlerden bugünlere ne kadar ileri gelebildik?
Çanakkale’de kent yaşamının farklı alanlarından kadın girişimciler, akademisyenler ve sivil toplum temsilcileri, kadın olmanın getirdiği zorluklar ve fırsatlar konusunda deneyimlerini paylaşırken; kadına yönelik şiddetle mücadele ve toplumsal eşitlik gibi kritik konulara ışık tutuyor.
Bu kapsamda Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi ve Sosyal Sorumluluk Proje Koordinatörü Doç. Dr. Hicran Özlem Ilgın ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, ekonomik ve sosyal hayatta “kadın” olmak, medyanın rolü ve 2026 yılı için planlanan “Kadına Şiddete Karşı Sıfır Tolerans” projesi üzerine konuştuk.
Kadına Karşı Şiddetle Mücadelede Yeni Dönem Çalışmaları
Çanakkale’de akademi ve kurumlar arası işbirliği çerçevesinde kadına karşı şiddetle mücadelede etkili çalışmalarınız oldu. Yeni dönemde bu yönde proje ve çalışmalarınız olacak mı?
Kadına yönelik şiddetle mücadele ve medyada bu konunun doğru bir dil ve sorumlu bir habercilik anlayışıyla ele alınması, akademik çalışmalarımızın önemli odak alanlarından biridir. Üniversite, yerel kurumlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla yürüttüğümüz çalışmalarımız bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da devam edecektir.
Yeni dönemde İl Jandarma Komutanlığımızın sahada yürüttüğü farkındalık projelerine saha ziyaretleri noktasında Üniversite olarak destek vereceğiz. KADES tanıtımlarının birebir ve yüz yüze yapılması, saha çalışmalarında önemli bir yol kat edilmesini sağlayacak. Ayrıca, Üniversitemiz Kadın ve Aile Çalışmaları Anabilim Dalı’nda lisansüstü eğitim alan öğrencilerimizle akademik araştırmalar ve etkinlikler planlamaktayız. Bu çalışmalar, toplumsal dönüşümün sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır.
İş Dünyasında ve Toplumsal Hayatta Fırsat Eşitsizliği
Kadınlarda, iş dünyasında veya başka alanlarda hâlâ fırsat eşitsizliği olduğunu düşünüyor musunuz?
Doç. Dr. Ilgın: Toplumsal yapı incelendiğinde kadınların iş dünyasında, akademide ve kamusal alanda önemli ilerlemeler kaydettiği görülmektedir. Ancak bazı alanlarda hâlâ fırsat eşitsizlikleri devam ediyor. Özellikle karar alma mekanizmalarındaki temsil, kariyer basamaklarında ilerleme ve çalışma yaşamında karşılaşılan görünmez engeller bu eşitsizliklerin en belirgin örnekleri arasında.
Fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi, eğitim, toplumsal farkındalık ve kurumsal politikalarla desteklenmesi gereken kritik bir konudur.
Kadınların Ekonomik Güçlenmesi: Kırsaldan Kente
Tarımda çalışan kadın işgücünün bile günlük ücretleri erkek işgücünden düşük. Kırsaldan şehre kadınların hem iş hem aile hayatında güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyor musunuz?
Kadınların ekonomik ve sosyal yaşamda güçlendirilmesi toplumsal kalkınmanın temel unsurlarından biridir. Kırsal bölgelerde kadın emeğinin yoğun olmasına rağmen ekonomik karşılığı çoğu zaman yeterince görünür değildir.
Bu nedenle kadınların sadece çalışma hayatına katılımı değil; girişimcilik, mülk edinme, üretim süreçlerinde söz sahibi olma ve ekonomik karar mekanizmalarında yer alma gibi alanlarda desteklenmesi de büyük önem taşır. Eğitim, finansal destek mekanizmaları ve girişimcilik fırsatları, kadınların daha bağımsız ve sürdürülebilir bir ekonomik yaşam kurmalarına katkı sağlar.
Kadınların üretimde aktif rol aldığı ve karar süreçlerine katıldığı bir yapı, hem aile yapısını hem de toplumun genel refahını olumlu yönde etkiler.
Günümüzde kadına karşı artan şiddet ve cinayet olayları için etkili olacağını düşündüğünüz çözümler nelerdir?
Kadına yönelik şiddet çok boyutlu bir toplumsal sorundur ve çözümü de yalnızca tek bir alana indirgenemez. Kurumlararası koordinasyonun güçlü olduğu bütüncül politikalara ihtiyaç vardır.
Eğitim, farkındalık ve toplumsal bilinç çalışmalarının güçlendirilmesi büyük önem taşır. Bireylerin küçük yaşlardan itibaren karşılıklı saygı, insan hakları ve şiddetsiz iletişim konusunda bilinçlendirilmesi, uzun vadede şiddetin önlenmesinde kritik bir rol oynayacaktır.
Hukuki düzenlemelerin etkin uygulanması, mağdurlara yönelik koruyucu mekanizmaların güçlendirilmesi ve kurumlar arası iş birliğinin artırılması gerekmektedir. Medya da şiddet olaylarını sansasyonel bir dille değil, bilinçlendirici ve sorumlu bir habercilik anlayışıyla ele almalı; bu, toplumsal farkındalığın artmasına katkı sağlar. Akademi, kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte hareket etmesi ve sürdürülebilir çalışmalar yürütmesi, şiddetle mücadelede en etkili yol olacaktır.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü Mesajı
Ilgın tarafımıza yaptığı açıklamada; 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü mesajı için; “Kadınların toplumsal yaşamda, bilimde, üretimde ve kamusal alanda ortaya koydukları emek ve katkıların hatırlanması açısından önemlidir. Aynı zamanda kadınların karşılaştıkları sorunlara dikkat çekmek ve toplumsal farkındalık oluşturmak için de büyük bir fırsattır. Kadınların eğitimde, çalışma hayatında ve sosyal yaşamda güçlü, üretken ve görünür olduğu bir toplum, daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir geleceğe sahip olacaktır. Bu vesileyle başta ülkemizdeki kadınlar olmak üzere tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor; emekleri, mücadeleleri ve topluma sundukları katkılar için teşekkür ediyorum. Kadınların her alanda daha güçlü olduğu bir gelecek temenni ediyorum,” temennilerinde bulundu.
Kaleninsesi gazetesi olarak kendisine teşekkür ederiz.




