Deli Gibi Düşünüyorum

Korudağ, neredeyse hemen her yıl veya üç beş yılda bir yangın çıkar, yüreğimizi ağzımıza getirir.

Geçen hafta yine çıktı. Yazlık evler zarar gördü. Ev yerine gelir de 20 hektarda dikili oksijen üreten ağaçlar öyle kolay yetişmiyor.

Şu yazlıklara çeki düzen getirmek lazım.

Ormanlık alanla arasında en az 10 km mesafe şartı getirmek lazım. O 10 km alan içine insan girişi de yasaklanmalı. Enerji hatları orman içinden geçirilmemeli. Korudağ pikniğe kapatılmalı.

Yoksa başımız çok daha ağrır.

DELİ GİBİ DÜŞÜNÜYORUM

Aynı çatı altında, aynı ideal uğruna bulunabilir insan ancak inanıp sevdiği ile yol yürür. Siyasette çok rastlarız. Birlikte yol yürüyenlerin karşılığı “ekip” olarak izah edilir. Eğer ekip yoksa başarı da yoktur. Partinin başına ‘ağabeylik yapsın’ diye getiriliyorsa bir insan, ikide bir çıkıp ne zırlamaya hakkı var, ne de küsüp darılmaya. Hele partilisine kin güdüyorsa, ondan ağabey falan olmaz.

Tabi birazda vizyon. Karakter yapısı misyonu taşıyamıyorsa vizyon eksidir. Öyle kolay beri kendiliğinde gelişmez.

Bahsettiğim aslında son günlerin tartışması. Alın size bir hikaye;

“Küstüm oynamıyorum” diyen çocuk görüntüsü, yerini çağdaş uygar (!) ergenliğe bırakmış olmalı ki, bıyıkları yeni terleyen genç gibi bağırıyormuş birileri; SAFINI BELİRLE.. Ahili de zavallının düştüğü hale bakıp “ kişisel ihtiras ne hale getirdi. İhtiras aklının önüne geçti.” diye hem acıyor, hem de elleri bir kulak memesi, bir de tahta masa arasında gidip geliyormuş tıklayarak.

Mahallenin delisi dayanamamış “ Ey ahali; baba ne demek? Öyle dem baba maba anlamam. Önce can-ı gönlü kazanmak gerek. Oğlu hele ki “Öncü’ yarası, taşıyorsa beyhude uğraşma. Ondan bir b.. olmaz…” (Bilindiği gibi eskiler akıncılara öncü derdi. Aranızda o dönemli hatırlayın var mı ?)

Son günlerin tartışmasını mahalle delisinin koyduğu teşhis gibi yorumluyorum. Bi b.. olmayacağı belli de ölü acaba dirilir mi? Bugünler de çok esen tepede tüm uğraşlar; sağlam kazığa bağlanmış ölüyü diriltme üzerine. Peki umut var mı?

Kalp masajı mı bu?.

Mevta diyoruz .

Demi deli…

HER YERDEN YÜRÜYORLAR

Geçen hafta daha net anlamaya başladı ki, CHP içersinde örgütle-belediye başkanı arasında yaşanan kriz aşılamamış, aksine daha da derinleşmiş. Kongreler sürecinde başlayan ve bugünlere katlanarak gelen iç çatışma artık gizlenemiyor. Karabiga’daki cenaze töreninden yansıyan fotoğraflar, geçen hafta CHP İl, İlçe ve Kadın ile Gençlik kolları yöneticilerinin birlikte iftar yemeğinden bizlere ulaşan resimler, Belediye Başkanı Ülgür Gökhan ile ayrılık rüzgarlarının ötesinde iplerin tamamen girildiğini gösteriyor.

Gökhan sanki yalnızlaştırılmaya çalışılıyor. Bunu ne bir rakibi yapıyor ne de Gökhan muhalifleri. Tabi halk ,doğrudan parti içinden gelen tepkisel durumu görünce bunu ‘doğru okuma’ olarak kabul ediyor ve mesafe oluşturmaya başlıyor.

Diğer bir taraftan İDA dayanışma ile yaşanan polemikler. Gökhan’ı yıpratacak ve çevre mücadelesinde başkanı samimiyetsizleştirecek bir polemik başladığını görüyoruz. Sürdürülürse giderek çevre inandırıcılığı kalmayacak bir polemik savaşına dönüşebilir. Çevreciler CHP’li mi? Bir çoğu değil veya başka radikal sol örgütlerin üyesi veya sempatizanı.

Hem partiyle hem de çevrecilerle bakıyorum; Gökhan’ın üzerine her yerden yürünüyor.

Meyve veren ağaç taşlanır diyemiyorum çünkü yeşeren başka bir ağaç türü.

Kim verdiyse aklı, tutmadı mor fidan..

Eleştiri yoğunluğunun önünü kesemezse 2019’u beklemeden Gökhan istifasını verir diye tahmin ediyorum. Öngörü bu. Çıkar çıkmaz. Gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini Allah ömür verirse göreceğiz.

Çünkü 2014 öncesi şartlardan eser yok.

ÖRGÜT DAVASI

Çanakkale’de görülen FETÖ/PDY örgüt davasının ikinci duruşması 11 Temmuz’da yapılacak. Avukatlar dahil 200 kişiden insanın duruşma salonuna alındığı belirtilen ilk duruşmada iddianamenin okunması, şüpheli, tutuklu, müşteki, tanık dinlenmesi gibi epey uzunca bir dönem geçti.

Üç kişinin doktor raporu alarak duruşmalara katılmadığı iddiaları basında yer aldı. Yine eski rektörün “uzun yapacağım” dediği için savunma vermeyip yurtdışı yasağının kalkmasını talep etmesi duruşma salonundan dışarıya yansıyan ilginç notlar arasında.

Ara kararda mahkeme iki tutuklunun tutuksuz yargılanması için tahliye vermiş, Serbest kalan iki isim de kamuda görevli. 5 kişinin tutukluluk halinin devamına denmesi, gerçi hukukçular daha net yorumla açıklık getirir, sanki iki olmasa da üç veya 4 celsede sonuçlanacağı hissi veriyor.

Firarda olanlar var. Böylesi durumlarda mahkeme karar verir mi? İçtihat kabul edeceğimiz örnekli var. O isimler dosyadan ayrılır, aramaları devam eder. Yakalandıkları zaman ayrıca hüküm kurulabilir. Yani kaçmak çözüm değil. Eninde sonunda yargı karşısına çıkacaklar.

VATANDAŞTAN BU KADAR

Dardanos’TA 16 yıldır yaşayan ve büfe işletmeciliği yapan Yılmaz Karataş (62), süratli sürücüler için tabela yaptırış asmış. Karataş,kedi köpek dahil sokak hayvanlarında can kaybı yaşanmaması için internetten özel olarak sipariş ettiği 'Dikkat! Frene Basınız' yazılı uyarı levhasını yol kenarına dikmiş.

Yazlık bölgede araç sürücülerinin canlılara çarpmamaları için böyle bir proje geliştirmiş vatandaş.

Peki mücavir sahası olan Çanakkale Belediyesinin bugüne kadar aklına gelmemiş mi böyle bir uyarı? Hani sokak hayvanları ‘can dostumuz’ diyordu CHP’li belediye başkanı. Gerçi etrafından geçerken üzerimize pireler sıçrasa da kedi evi yaptırmadı mı? Niye Dardanos’u ihmal etti dersiniz?

Tabelanın şekli değil de yeri ve ‘frene basınız’ gibi üzerindeki ifade belki Trafik Komisyonuna takılır çok bilmiyorum ama olması gerekeni başardığı için işletmeciliği kutluyorum.