Köyde bulunan bazı evlerin duvarları, bölgenin tarımsal ve kültürel kimliğini yansıtan resimlerle renklendirildi. ÇOMÜ Çan Meslek Yüksekokulu El Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tuba Batu ve ekibi, köy halkından gelen talepler doğrultusunda duvarlara domates, zeytin, meyve ve yöresel değerleri resmetti. Kaleninsesi Gazetesi’ne duygularını paylaşan Batu; Çıplak Köy’ün tarımsal üretimi, yöresel değerleri ve Troya ile kurduğu tarihsel bağ da kamusal alanda görünür hale getirmek için elimizden geleni yapmaya çalıştık dedi.
Doç. Dr. Tuba Batu ve ekibi, köy halkından gelen talepler doğrultusunda duvarlara domates, zeytin, meyve ve yöresel değerleri resmetti. Kampüs-Köy Akademisi ise üniversitenin akademik bilgi ve uzmanlığını kırsal alanla buluşturma hedefi ile duvarları tuvale dönüştürdüler.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ), akademik bilgi ve uzmanlığını kırsal alanlara taşımak amacıyla hayata geçirdiği “Kampüs-Köy Akademisi” projesinin ilk uygulamasını Çıplak Köyü’nde gerçekleştirecek. 19-20 Eylül tarihlerinde düzenlenecek programla akademisyen ve uzmanlar köy halkıyla bir araya gelerek tarımdan sağlığa, afet bilincinden ilk yardıma, gastronomiden kültür ve sanata, hayvancılıktan dijitalleşmeye kadar farklı alanlarda eğitim ve uygulamalı çalışmalar gerçekleştirecek.
İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün desteğiyle hazırlanan proje kapsamında yaklaşık bir yıl boyunca saha çalışmaları, muhtar toplantıları ve çalıştaylar düzenlendi. İlçelerde ve köylerde yapılan görüşmelerde vatandaşların ihtiyaçları, üretim faaliyetleri, sorunları ve öncelikleri değerlendirildi. Bu çalışmalar sonucunda köylerin kendi özelliklerine göre şekillenecek bir çalışma modeli oluşturuldu.
Projenin ilk durağı olan Çıplak Köyü’nde program öncesinde ise dikkat çeken bir çalışma gerçekleştirildi. Köyde bulunan bazı evlerin duvarları, bölgenin tarımsal ve kültürel kimliğini yansıtan resimlerle renklendirildi.
Çıplak’ın duvarları köyün hikâyesini anlatıyor
ÇOMÜ Çan Meslek Yüksekokulu El Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tuba Batu ve ekibi tarafından gerçekleştirilen çalışmada, köy halkından gelen talepler doğrultusunda duvarlara o bölgeye özgü yetiştirilen ürünlerin yanı sıra bölgenin tarihine ilişkin figürler işlendi. Domates, zeytin, meyve ve keşkekten buğday gibi yöreyle özdeşleşen değerlerin yanı sıra, Troya ile bağlantıyı vurgulamak amacıyla bazı duvarlara Hektor ve Akhilleus figürleri de çizildi.
Çalışmanın yalnızca bir resimleme faaliyeti olmadığını belirten Batu, hazırlık sürecinde önce köyde saha çalışması yaptıklarını anlattı. Çizim yapılacak duvarların önemli bölümünün bakım ve hazırlık gerektirdiğini aktaran Batu, bazı duvarların sıvalarının döküldüğünü, daha önce yapılan boyamaların da zaman içerisinde yıprandığını söyledi.
Batu, geniş bir ekiple yürüttükleri ön çalışmada duvarları temizleyerek ve gerekli bakımları yaparak çizime uygun hale getirdiklerini ifade etti.
Çizimlerin içeriğinin ise doğrudan köy halkının talepleri doğrultusunda belirlendiğini aktaran Batu, “Yöreye özgü ürünlerin tanıtılmasını istediler. Domates, keşkek, zeytin ve meyve gibi ürünleri çizmeye karar verdik. Köyün bereketli topraklarında yetişen ürünlerden ve köy halkından gelen taleplerden yola çıkarak hazırladığımız çizimleri duvarlara yansıtıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Benim evimin duvarını niye boyamadınız?”
Çalışma sırasında yaşadığı bir anının kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını anlatan Batu, köy halkının projeye gösterdiği ilgiyi de aktardı.
Duvarlardaki çizimler tamamlanmak üzereyken yaşlı bir teyzenin yanlarına gelerek kendi evinin duvarının da boyanmasını istediğini aktaran Batu, “Bize orada ikramlarda bulundu. Biz de kendisini kıramadık, duvarına geniş bir zeytin ağacı çizdik. O da çok mutlu oldu” dedi.
Köy halkının çalışma boyunca kendilerine büyük ilgi gösterdiğini belirten Batu, “Köyde bize çok iyi baktılar. Güler yüzle sürekli ikramlarda bulundular. Bu açıdan ben bu çalışmaları çok anlamlı buluyorum” diye konuştu.
Batu’nun aktardığına göre çalışma sırasında duvar resimlerinin yanı sıra köy halkıyla doğrudan iletişim kurulması, Kampüs-Köy Akademisi’nin temel hedeflerinden biri açısından da önemli bir deneyim oluşturdu.
“Kahvede çay içerken tarım sorununu anlattı”
Köyde bulunduğu sırada vatandaşlarla yaptığı sohbetlerin, üniversite ile kırsal alan arasındaki ilişkinin ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini belirten Batu, kahvede çay içerken bir vatandaşın kendisine tarlasında yaşadığı sorunları anlattığını söyledi.
Bir vatandaşın tarımsal ilaç kullanımı konusunda tavsiye istediğini, tarlasında böceklerle ilgili yaşadığı sorunları aktardığını anlatan Batu, bu tür karşılaşmaların üniversitenin sahip olduğu bilgi birikiminin sahaya aktarılması açısından önemli olduğunu vurguladı.
Batu, “Bizim üniversite olarak Ziraat Fakültemiz ve birçok farklı fakültemiz var. Bu nedenle onlarla sürekli iletişim halinde olup onların sorunlarına yardımcı olmak, ilçe ve kırsal alanla iç içe olmak en büyük hedefimiz ve olması gereken de bu. O yüzden bu çalışmadan ekip olarak çok keyif aldık” dedi.
Üniversitelerin ürettiği bilginin yalnızca akademik yayınlarla sınırlı kalmaması gerektiğini dile getiren Batu, “Biz akademi dünyasında makaleler yazar, kendi içimizde okur ve yayınlarız. Ama bunu köyle paylaşmak, vatandaşla iç içe olmak olmalı amacımız. Bilgi bu şekilde değer kazanır” ifadelerini kullandı.
Çıplak’tan Troya’ya uzanan hikâye
Çıplak Köyü’nün Troya Ören Yeri güzergâhında bulunmasının da çalışmalara farklı bir boyut kattığını belirten Batu, köy halkından edindikleri bilgiler doğrultusunda geçmişte Troya kazı çalışmalarına katılan ilk kişilerin Çıplak Köyü’nden olduğunu öğrendiklerini söyledi.
Bu nedenle köy halkına bir hatıra bırakmak istediklerini ifade eden Batu, duvarlardan birine Hektor ve Akhilleus figürlerini resmettiklerini anlattı.
Böylece köyün duvarları yalnızca görsel açıdan yenilenmekle kalmadı; Çıplak’ın tarımsal üretimi, yöresel değerleri ve Troya ile kurduğu tarihsel bağ da kamusal alanda görünür hale getirildi.
Çıplak Köyü’nde 19-20 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek ilk programla birlikte akademisyenler ve uzmanlar iki gün boyunca köy halkıyla bir araya gelecek. Eğitim, bilgilendirme, rehberlik ve uygulamalı çalışmaların gerçekleştirileceği programla ÇOMÜ, akademik bilginin kampüs sınırlarından çıkarılarak doğrudan kırsal yaşamın içine taşınacağı yeni bir çalışma modelinin ilk adımını atacak.