Muhtemelen bugün yada haftaya Ak Parti’de Grup seçimleri yapılacak.
Halen Ak Parti Grup Başkanvekili olarak Çanakkale’yi temsil eden Bülent Turan yeniden kutlu yürüyüş kervanı içinde yer alacak gibi.
Ankara’nın gündeminden bize yansıyan bu.
Yada şöyle sorayım; Çanakkale’de siyasetin gündemini kim belirliyor, kimin arkasına gizleniyor?
Siyasete yıllarını verenler iyi bilir. Sataşmalar ülke gündemi ile birleştirilip yerelleşir ve her yönetici kendi fikrini de katarak sözünü söyler. Konu başlığı yerel ile sınırlıysa mahalli eleştiridir bunun adı.
Üslup ve tarz kişiye göre değişebilir.
CHP’nin efsane İl başkanlarından merhum Musa Artam, iğneleyici muhalefet yapar ancak her sözüne mutlak mizah katardı. Artam’ın yanında siyasete başlayanlar bugün partinin yönetim kademelerinde görev alıyor ama geçmişten eser yok.
Yine CHP’nin efsane belediye başkanlarından Sayın İsmail Özay’ı hatırlayalım. Nükteli ifadeler kullanır. Eleştirilen, Özay’ın ne demek istediğini daha sonra fark eder, epeyce içerler ama dostluk her iki taraf için de bozulmazdı. Grupsal sohbetlerde esprilerle taçlandırılırdı sataşmalar.
Özay’ın SODEP siyasetini SHP anlayışı ile harmanlayanlar öyle bir anlayış yerleştirmeye çalışıyorlar ki, adını koymada zorlanıyoruz. Sürekli gerilim, ötekileştirme siyaseti hakim kılınmaya çalışılıyor. Haklılık yaratma adına seçmenin kafası bulandırılmaya çalışılsa da, Emin Barın gibi köklü siyasiler bile politik manevralara gülüp geçiyor, “CHP böyle değildi” sözleriyle gidişat memnuniyetsizliğini ifade ettiğini çok iyi hatırlıyorum.
Üslup ve tarz kişiye göre değişebiliyor ancak genel manadaki tespitlere de kulağımızı tıkayacak halimiz yok. Bu satırlarda isimlerini sayabileceğimiz onlarca CHP’li tanıyorum.
Bugün Ak Parti İl başkanına yüklenenlere şu hatırlatmayı yapmada fayda var; 2014 yerel seçimlerinde aday tespiti sandıkla mı yapıldı, yoksa atama mı? CHP’nin geçmişte kayyumla yönetildiğini hatırlarsak eğer, kıyaslama yapmamız gerekiyorsa, eski defterlerde yazılı o kadar çok şey var ki. Üslup ve tarzları bir anda değiştirecek özellik taşıyor her biri.
Siyaseti yakından takip ediyorum yıllardır. Öyle hatıralar dökülüyor ki ortaya, dünü unutturmuyor…
Geçen yıl bu aylarda, CHP’nin Çanakkale’de yönettiği algı siyaseti neydi? “Bülent Turan yabancı, ithal aday.”
Sonrasını hatırlayanız var mı?
Algı yönetimi iflas etti ve Ak Parti Çanakkale’de, üstelik de Bülent Turan ile birlikte 1. Parti oldu.
Seçmen, Ak Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan’ın Lâpseki doğumlu olduğunu, ailesinin Lâpseki Şevketiye Köyünden, eşinin de Çanlı olduğunu, Ak Parti’ye verdiği oylarla CHP’ye ders vermiş olmadı mı?
1 Kasım seçim sonuçları elbette Çanakkale siyasetinde iklim değişikliği yarattı ama havayı dönüştürme adına CHP’nin yapması gereken organlarla Ak Parti’ye çakmak değil, halkı anlamak, milletin beklentisi ve daha müreffeh bir hayat için neler yapması gerektiğini anlatmaktır.
Maalesef CHP, eski alışkanlıklarından kurtulamadığı için bir türlü iktidar olamıyor.
Tıpkı Fenerbahçe gibi müzmin ikinciliği koruyor.
CARETTA ÖLÜMÜ
Biga Aksaz kıyılarında ölü caretta bulunmuş.
Hadi canım sende.
Çipura yetiştiriliyor diye biliyordum o bölgede. Hem de sanayi kuruluşu tarafından. Caretta niye oksijen yetersizliğinden ölmüş olsun.
Belki intihar etmiştir (!) hayvan, nereden biliyorsunuz?
Yabancı sularda tek başına yaşamaktan sıkılmıştır (!) belki de.
Hiç deniz kirletilir mi?
O bölgedeki sanayi kuruluşu desteklemiyor mu, boğazdaki deniz canlı türleri ile ilgili bilimsel çalışmaya sponsor olan.
Belki de getirilip atıldı oraya.
Ne kadar iyimserim değil mi?