ÇANAKKALE’YE YAKIŞAN BALIK HALİ

Denizin şekillendirdiği, rüzgârın büyüttüğü ve içinden koca bir boğazın geçtiği bir kentte yaşıyoruz. Çanakkale, tarih boyunca balıkçılıkla nefes alan, sofrası deniz kokan bir şehirdir. Ancak ne yazık ki bugün dönüp kent merkezine baktığımızda, bu devasa potansiyelin hakkını veren bir "deniz kültürümüzün" sergilendiğini söylemek oldukça güç.

En basitinden, mevcut balık halimizin durumu ortada: Sıkışmış, fiziki olarak yetersiz, otoparkı olmayan ve sadece günlük balık satışının yapıldığı dar bir alandan ibaret. Modern Çanakkale’nin vizyonuna, bu kentin insanının ferahlık beklentisine artık yanıt veremiyor.

Peki, balık hali denince aklımıza neden sadece birkaç tezgâh ve buz kalıpları geliyor? Çanakkale’nin artık bu dar vizyonu kırma vakti geldi de geçiyor.

Şu an kentimizde denizle ve balıkçılıkla ilgili her şey darmadağın olduğunu söyleyebiliriz. Bir vatandaş taze balık almak için mevcut balık haline sıkışıyor; canı deniz kenarında, modern bir ortamda balık ekmek ya da deniz mahsulü yemek istese seçenekler sınırlı. Şehrin bir köşesinde amatör balıkçılar malzeme arıyor, limanın bir kenarında ekmeğini denizden çıkaran reisler zor şartlarda ağlarını onarmaya çalışıyor. En acısı da bu kentin çocuklarına balıkçılık tarihini, boğazın göç yollarını, kaybolan deniz canlılarını anlatacak bir hafıza merkezimizin olmamasıdır. Çanakkale’nin ihtiyacı olan şey lüks bir alışveriş merkezi değil; denizin tüm bileşenlerini tek bir merkezde toplayacak modern, ferah ve yaşayan bir "Balıkçılık Kompleksi", diğer adı ile Balık Hali.

Yeni Balık Hali Nasıl Olmalı?

Boğazın kıyısında, mimarisiyle göz kamaştıran, geniş tavanlı, havalandırması kusursuz, kokudan arındırılmış modern bir balık hali. Ama burası sadece balık satın alıp çıkılan bir yer olmamalıdır.

Alt katta sabahın ilk ışıklarıyla gelen taze balıklar satılırken, üst katta deniz manzarasına nazır gastro bölümler yer almalı. Vatandaşın alt kattan seçtiği balığı yukarıda pişirip yiyebileceği, her bütçeye uygun belediye sosyal tesislerinin de içinde barındığı modern restoranlar, burayı kentin yeni cazibe merkezi yapar. Ayrıca su ürünlerinin her türünü farklı tat seçenekleri ile bulabileceği lüks restoranlar bulunmalıdır.

Bu kompleksin bir kanadı mutlaka Balıkçılık Kültürü Müzesi olmalıdır. Çanakkale Boğazı'nın altındaki yaşam, eski balıkçılık yöntemleri, antika ağlar, balık türleri ve devasa balık maketleri burada sergilenmelidir. Okul turlarıyla gelen çocuklar, yaşadıkları kentin deniz kültürünü burada yaşayarak öğrenmelidir. Şehrin sokaklarına dağılmış olan balıkçılık malzemeleri, olta ve yem satış dükkanları bu yapının zemin katında yerini almalı. Amatör ve profesyonel balıkçı aradığı her şeyi tek adreste bulabilmelidir. Kompleksin denizle birleştiği noktada, balıkçıların ağlarını rahatça serebileceği, onarabileceği ve halkın bu emeği canlı izleyebileceği bir alan tasarlanmalı. Bu, kentin turistik dokusuna da eşsiz bir görsel zenginlik katacaktır.

Hem Halk Kazanır Hem Kent Kültürü

Böyle bir proje, Çanakkale halkının denizle olan bağını yeniden inşa eder. Hafta sonu ailece gidilebilecek, hem kültürel hem de gastronomik bir yaşam alanı doğar. Dağınıklık biter, hijyen standardı yükselir. Türkiye’ye örnek olacak örnek bir kıyı kenti vizyonuna kavuşturarak turizm kenti marka değerini artırır.

Yerel yönetimin ve kent dinamiklerinin önündeki en büyük gelecek planlarından biri bu olmalıdır. Çanakkale’ye sadece bir "klasik balık pazarı" değil, denizle kültürü ile barışma ve kültürü kuşaktan kuşağa aktarmak üzere büyük bir Balık Hali Kompleksi yakışır.