Çanakkale’nin köklü geçmişi, bilinenin ötesinde hâlâ keşfedilmeyi bekleyen pek çok detayı barındırıyor. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aşkın Koyuncu, Çanakkale Tanıtma ve Kültür Vakfı (ÇATKAV) tarafından düzenlenen “Tarih Söyleşileri” kapsamında kentin Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan yerleşim serüvenini kapsamlı bir perspektifle ele aldı. Kaleninsesi’ne özel değerlendirmelerde bulunan Koyuncu, Çanakkale tarihine dair mevcut çalışmaların sınırlı kaldığını belirterek, kentin geçmişinin hâlâ derinlemesine araştırılmayı bekleyen önemli boşluklar içerdiğine dikkat çekti.
Çanakkale Tanıtma ve Kültür Vakfı (ÇATKAV) tarafından düzenlenen “Tarih Söyleşileri” kapsamında Nisan ayındaki oturumunda Prof. Dr. Aşkın Koyuncu, Çanakkale kentinin tarihi yeri konusunda çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Kendisiyle yaptığımız görüşmede; kentin kuruluş sürecine değinen Koyuncu, Çanakkale’nin tarih sahnesine çıkışının 1462-63 yıllarında, Fatih Sultan Mehmet’in inşa ettirdiği Çimenlik Kalesi ile başladığını ifade etti
Kale-i Sultaniye’den Çanakkale’ye
Çimenlik Kalesi’nin ilk adının “Kale-i Sultaniye” olduğunu belirten Koyuncu, 18. yüzyıl ortalarına doğru “Çanakkalesi” adının da kullanılmaya başlandığını söyledi. Mevcut belgelere göre bu ismin ilk kez 1758 yılında kayıtlara geçtiğini dile getiren Koyuncu, Cumhuriyet dönemine kadar resmi adın Kale-i Sultaniye olarak kaldığını ancak iki ismin birlikte kullanıldığını kaydetti. Koyuncu açıklamasında; kentin ilk kurucularının Müslümanlar olduğu, 16.yy. dan itibaren önemli bir Rum nüfusun kentte yerleşmeye başladığı ve resmi kayıtlara göre 17. yy.’dan itibaren az sayıda da olsa Ermeni ve Yahudilerin mahalle kurmaya başladığını aktardı.

Çanakkale’nin kuruluşunda Müslüman nüfusun belirleyici olduğunu ifade eden Koyuncu, 16. yüzyıldan itibaren Rum nüfusun kentte önemli bir yer edinmeye başladığını aktardı. 17. yüzyıldan itibaren ise Ermeni ve Yahudi topluluklarının mahalleler kurarak kentsel yapıya dahil olduğunu belirten Koyuncu, özellikle 18. yüzyıldan sonra bu toplulukların ticari hayatta etkin rol üstlendiklerini ve nüfuslarının giderek arttığını vurguladı.
Kıpti (Roman) nüfusun ise yazılı kaynaklarda 19. yüzyıl ortalarına doğru görünür hale geldiğini ifade eden Koyuncu, Osmanlı dönemi kayıtlarında ise 14. yüzyıla sonlarına dayandığını aktardı. Koyuncu açıklamasında; romanların şu anda bulunduğu mahallelerinde, Osmanlı Devleti’nin 7’nci Padişahı Fatih Sultan Mehmet (II. Mehmet) tarafından İstanbul’un fethinden sonra hem İstanbul’un hem de Anadolu’nun savunulması amacıyla kurulan kalelerden olan Kale-i Sultaniye, bugünkü adıyla Çimenlik Kalesi’nin yapımı sırasında çeşitli ülkelerden kente getirilen ve kaleyi inşa eden Romanlar tarafından kurulduğunu ifade etti.
Mahalleler ve Dini Yapılar Kentsel Çekirdeği Oluşturdu
Çanakkale’nin gelişiminde mahallelerin ve dini yapıların belirleyici rol oynadığını belirten Koyuncu, Müslüman mahallelerinde cami, mescit, tekke, zaviye ve medreselerin merkez işlevi gördüğünü söyledi. Müslüman camilerin kayıtlardaki ad ve yerleriyle belgelerin olduğunu belirtti. Aynı şekilde Rum Ortodoks, Ermeni ve Katolik cemaatlerine ait kiliselerin de kendi mahallelerinin odak noktası olduğunu aktardı.
Yahudi toplumunun ise Çanakkale içinde; Havra / Sinagogların etrafında örgütlendiğini ifade eden Koyuncu, arşiv kayıtlarında kentte üç ayrı sinagogun varlığının belgeleri olduğunu belirtti. Osmanlı yönetiminin bu ibadethanelerin inşa ve onarım süreçlerinde zaman zaman tavır aldıkları ve zorluklar çıkardığını ancak belirli prosedürler dahilinde bu süreçlerin aşılabildiğini de sözlerine ekledi.
Ticaret ve Diplomasi Merkezi Çanakkale
17. yüzyıl ortalarından itibaren Çanakkale’nin uluslararası ticarette önemli bir merkez haline geldiğini belirten Koyuncu, Fransa, İngiltere ve Hollanda’nın kentte ticari temsilcilikler açtığını söyledi. 1750’lerden itibaren özellikle; Fransa, İngiltere ve Hollanda ticari temsilci ve ataşelerinin yer aldığı, 1850’lerden sonra ise bütün Avrupa ülkeleri ile Amerika’nın, Çanakkale’ye konsolos ve ticari ataşelikler atandığını ifade eden Koyuncu, yapılan araştırmalarda bu temsilciliklerin sayısının 17’ye ulaştığının tespit edildiğini aktardı.
Yangınlar ve Savaşlar Tarihi Yok Etti
Osmanlı döneminde yaşanan büyük yangınların kentin fiziksel dokusuna ağır zarar verdiğini belirten Koyuncu, bu felaketlerin Çanakkale’nin önemli bir bölümünü yok ettiğini söyledi. Günümüze ulaşan tarihi yapıların büyük kısmının 19. yüzyıl sonları ile 20. yüzyıl başlarına ait olduğunu ifade eden Koyuncu, 1915-1923 yılları arasındaki savaş ve işgal sürecinin de bu mirası büyük ölçüde tahrip ettiğini vurguladı.
Osmanlı Döneminde Stratejik Bir Geçiş Noktası
Çanakkale’nin Osmanlı dönemindeki siyasi dengelerde kritik bir rol üstlendiğini belirten Koyuncu, kentin İstanbul Boğazı ile imparatorluğun en önemli geçiş ve savunma hatlarından biri olduğunu ifade etti. Çanakkale Boğazı’nın kontrolünün, Karadeniz ile Akdeniz arasındaki ticaret yollarını doğrudan etkilediğini belirten Koyuncu, bu nedenle bölgenin hem askeri hem de ekonomik açıdan stratejik önem taşıdığını vurguladı.
Osmanlı’nın özellikle 18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa devletleriyle olan ilişkilerinde Çanakkale’nin kilit bir konumda bulunduğunu ifade eden Koyuncu, boğaz güvenliğinin uluslararası siyasetin de önemli başlıklarından biri haline geldiğini söyledi. Bu süreçte yabancı devletlerin konsolosluk açma girişimlerinin sadece ticari değil, aynı zamanda siyasi ve istihbari bir boyut taşıdığına dikkat çekti.
“Çanakkale’nin Tarihi Daha Fazla Çalışılmalı”
Kentin geçmişine dair bilgilerin büyük ölçüde sınırlı Osmanlı arşivleri, seyyah kayıtları ve yabancı gözlemcilerin belgelerine dayandığını ifade eden Koyuncu, mevcut araştırmaların yetersiz olduğunu yineledi. Çanakkale’nin tarihsel derinliğinin ancak kapsamlı ve disiplinlerarası çalışmalarla ortaya konabileceğini belirten Koyuncu, akademik dünyaya bu alanda daha fazla çalışma yapılması çağrısında bulundu.
Koyuncu, “Çanakkale, sadece savaş tarihiyle değil, çok katmanlı sosyal ve kültürel yapısıyla da ele alınması gereken bir şehir. Bu zengin mirasın ortaya çıkarılması için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var” diyerek sözlerini tamamladı.




