Çanakkale, medeniyetler tarihi, zaferleri, turizm potansiyeli ve Kaz Dağları'nın eşsiz doğasının yanı sıra, binlerce yıllık balıkçılık kültürüyle de Türkiye'nin en önemli deniz kentlerinden biri. Boğazın stratejik konumu sayesinde balıkçılık, yüzyıllardır kentin ekonomisini, sosyal yaşamını ve kültürel kimliğini şekillendiren başlıca geçim kaynaklarından biri oldu.
Peki Çanakkale’de Balıkhane mevki yeterince ilgi görüyor mu? Şehir ekonomisine daha fazla katkı sağlayabilmesi mümkün mü? Yer değiştirmesi mümkün mü? Kaleninsesi Gazetesi olarak, Balıkhane esnafı, vatandaş ve akademisyen ekseninde işte bu soruları sizin için sorduk..


Çanakkale'nin köklü balıkçılık kültürünün modern bir vizyonla geleceğe taşınması gerektiğini belirten Balıkhane esnafı ve ÇOMÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halit Kuşku, mevcut Balıkhane'nin fiziki yetersizlikleri nedeniyle yeniden planlanmasını, içerisinde Balıkçılık Kültürü Müzesi, restoranlar, sosyal yaşam alanları ve balıkçılık ticaretini bir araya getiren yeni bir kompleksin kente kazandırılmasını önerdi. Kaleninsesi’ne özel açıklamalarda bulunan Balıkhane esnaflarından Dinç Balıkçılık işletmesinden Yaşar Uyar ve Engin Balıkçılıktan Hasan Doğuş Tunç, Engin Tunç Balıkhane mevkiindeki çevresel sorunları gidermek yerine Sarıçay Bölgesinde veya bugün DSİ’nin bulunduğu alanlar gibi yerlere büyük Balıkhane Kompleksi kurulmasının şehir ekonomisine büyük katkı sağlayacağını ifade etti.
Çanakkale'nin Geleneksel Balıkçılığı Kültürel Miras Olarak Yaşatılmalı
Yalnızca denizden ekmek kazanılan bir meslek değil, kuşaktan kuşağa aktarılan bir yaşam biçimi olan Çanakkale balıkçılığı; ağ balıkçılığı, dalyancılık, voli, uzatma ağları, çapari, paragat (paraketa) ve olta balıkçılığı gibi birçok geleneksel avlanma yöntemini bugünlere taşıdı. Çardak ve Gelibolu'da kadınların pamuk ipliğinden dokuduğu ağlar, keçi kılından örülen "kızıl ağlar", şuna ve sarpa otu kullanılarak yapılan avcılık, balıkçı reislerinin martıları, yunusları ve deniz akıntılarını takip ederek balık sürülerini bulması gibi yöntemler, Çanakkale'nin denizcilik hafızasının önemli parçalarını oluşturuyor.
Diğer yandan teknolojinin gelişmesi, iklim değişikliği, deniz suyu sıcaklıklarının artması ve balık göç yollarındaki değişimler, bu kadim kültürün giderek unutulmasına neden oluyor. Uzmanlara göre Çanakkale'nin denizcilik mirasını koruyacak, geleneksel balıkçılık tekniklerini gelecek kuşaklara aktaracak kalıcı adımların atılması artık kaçınılmaz hale geldi.
Balıkhane Kentin Yeni Cazibe Merkezi Olabilir
İşte bu noktada, yıllardır kent merkezinde hizmet veren mevcut Balıkhane'nin geleceği yeniden tartışılıyor. Kaleninsesi'ne konuşan Balıkhane esnaflarından Yaşar Uyar ve Hasan Doğuş Tunç, av yasaklarının ardından sezonda yaşanan azalmaya rağmen trol sezonunun başlamasıyla hareketliliğin artmasını beklediklerini belirtti. Esnaflar, onlarca yıldır aynı noktada bulunan Balıkhane'nin artık hem fiziki kapasite hem de ulaşım açısından yetersiz kaldığını, çevre düzeni ve otopark sorunları nedeniyle yeni bir alana taşınmasının değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bölgedeki çöp alanı, otoparkın olmaması, ulaşımı zorlaştırırken, burada Balıkhane olarak daha hareketli bir turizm destinasyonu yaratabilmenin mümkün olabileceğine değindiler.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Su Ürünleri Endüstri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Müdürü Doç. Dr. Halit Kuşku ise, Balıkhane'nin yalnızca taşınmasının değil, Çanakkale'nin denizcilik kimliğini yansıtan modern bir yaşam alanına dönüştürülmesinin gerektiğini söyledi. Kuşku bu sayede kentin yeni bir ekonomik ve cazibe merkezi kazanabileceğinin altını çizdi.
Balık almaya gelen vatandaşlardan Belgin Hanım ise Esenler’den taze balık almak için geldiği bu alanda ulaşımda zorlandığını pazaryeri dışında ve kurulan Pazar dışında her zaman ulaşım imkanı olmadığını aktardı. Hatta evde balık pişirmek istemeyen bazı vatandaşlar, burada aldıkları temizlettikleri balıklar için ayrıca bir pişirme imkanı olan yerlerin de bu balıkhaneye entegre edilmesinin güzel olacağını paylaştılar.
"Çanakkale'nin artık bu dar vizyonu kırma vakti geldi de geçiyor"
Doç. Dr. Halit Kuşku, "Denizin şekillendirdiği, rüzgârın büyüttüğü ve içinden koca bir boğazın geçtiği bir kentte yaşıyoruz. Çanakkale, tarih boyunca balıkçılıkla nefes alan, sofrası deniz kokan bir şehir. Ancak bugün bu büyük potansiyelin hakkını veren bir deniz kültürünü kent merkezinde görmek ne yazık ki mümkün değil." dedi.
Kuşku, mevcut Balıkhane'nin artık Çanakkale'nin ihtiyaçlarını karşılayamadığını belirterek “Sıkışmış, fiziki olarak yetersiz, otoparkı olmayan ve yalnızca günlük balık satışının yapıldığı dar bir alandan ibaret. Modern Çanakkale'nin vizyonuna ve kent insanının beklentilerine artık cevap veremiyor,” değerlendirmesinde bulundu. Kuşku açıklamasında; “Çanakkale'nin artık bu dar vizyonu kırma vakti geldi de geçiyor” diyerek yeni bir vizyonla hareket etmenin önemli olduğunu belirtti.
Yeni Balık Hali sadece balık satılan bir yer olmamalı
Kuşku'ya göre yeni Balık Hali; taze balık satışının yapıldığı, vatandaşın satın aldığı balığı deniz manzarası eşliğinde pişirip yiyebileceği restoranları, belediye sosyal tesislerini, deniz ürünleri gastronomisini, amatör ve profesyonel balıkçılara yönelik malzeme satış alanlarını, geniş otoparkı ve sosyal yaşam alanlarını bünyesinde barındıran bütünleşik bir kompleks olarak planlanmalı.
Balıkçı esnafı Yaşar Uyar ise, bu tarz örneklerin Eskişehir, İzmir, Kocaeli gibi illerde olduğunu hatta Yalova’da büyük bir balıkhane olmasının kente büyük getiriler kazandığını gördüğünü aktardı.
Esnaf hasan Doğuş Tunç ise, mevcut bulundukları binada dükkan alanlarının eksi olduğunu, yeni yönetmeliklere göre balıkhanede, giyim alanı dolaplar ve tezgahların yakınlığı gibi konularda çıkan sorunlarda dükkanının metrekaresi nedeni ile sorun yaşadıklarını aktardı.
Çanakkale'ye bir Balıkçılık Kültürü Müzesi kazandırılmalı
Doç. Dr. Kuşku'nun en dikkat çekici önerilerinden biri ise kurulacak kompleks içerisinde Balıkçılık Kültürü Müzesi oluşturulması oldu.
Kuşku, Çanakkale'nin yüzyıllara dayanan balıkçılık mirasının yalnızca sözlü kültürde kalmaması gerektiğini belirterek, eski ağlar, av araçları, geleneksel avlanma yöntemleri, Boğaz'ın balık göç yolları, deniz canlıları ve balıkçılık tarihinin modern bir müzede sergilenmesinin hem turizme hem de eğitime önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.
Böyle bir merkezin özellikle çocuklar ve gençler için yaşayan bir eğitim alanına dönüşeceğini vurgulayan Kuşku, Çanakkale'nin denizcilik kültürünü geleceğe taşıyacak en önemli yatırımlardan birinin bu proje olacağını söyledi.
Kentin denizle kurduğu binlerce yıllık bağı yeniden görünür kılacak bu öneri, Balıkhane'nin yalnızca yer değiştirmesi değil, Çanakkale'nin deniz kültürünü, gastronomisini ve turizmini bir araya getiren yeni bir cazibe merkezine dönüşmesi fikrini de beraberinde getiriyor. Böylece hem geleneksel balıkçılık mirası korunabilecek hem de Çanakkale, denizle bütünleşen kimliğini çağdaş bir vizyonla geleceğe taşıyabilecek.
Balıkhane Sadece Balık Satılan Yer Olmamalı
İklim değişikliği, deniz suyu sıcaklıklarının artması, balık göç yollarının değişmesi ve modern avcılık yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte bu geleneksel bilgi ve uygulamaların önemli bir bölümü unutulma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor. Bu nedenle Çanakkale'nin denizcilik kültürünü, eski av araçlarını, balıkçılık tekniklerini ve usta balıkçıların hatıralarını gelecek kuşaklara aktaracak bir Balıkçı Müzesi kurulması fikri, hem kültürel mirasın korunması hem de kentin denizcilik hafızasının yaşatılması açısından büyük önem taşıyor. Bu yüzden esnaf ve akademisyenlerle yapılan görüşmelerde, Balıkhane'nin yalnızca balık satılan bir nokta olmaktan çıkarılarak; restoranları, sosyal yaşam alanları ve Balıkçılık Müzesi ile bütünleşen, kentin turizmine ve ekonomisine katkı sunan yeni bir cazibe merkezine dönüştürülmesi gerektiği görüşü ön plana çıkıyor.




