Sadece çöpler mi? Gidin Pazar yerine. Çarşamba dışında sanki yemin edilmişçesine yıkanıp ettiği yok. Leş ölüsü gibi kokuyor pazaryeri.
Belediye biri tuvalet, diğeri idari ve güvenlik birimlerini barındıracak bina yapımı için aylardır Pazar içinde eşelenip duruyor.
Gidip bakın. Sıva yok tuğlanın üzerine köpük. Onun da üzerine demir paravan, sırça parmağın yarısı kalındığında bile olmayan bir taş vidalanıyor, al sana ısı korumalı bina.
Şehir kokuyormuş, Pazar yeri leşmiş.
Umuru değil kimsenin.
Yaz canım.
Kakabilir dimi…
ÇANAKKALELİ İZLİYOR
Aksi halinde sol elini kurban vereceğini iddia eden biri bağırıyor “Ne kadar i… v arsa, ne kadar bilmem ne varsa birleşin lan oğlum. Sürü gibi ortalık yerde dolaşmayın birleşin.” Nedir bu feryat figan diye bir baktığımızda kuyruk acısını anlıyorsunuz.
Birileri çıkıyor ısrarla Taksim’de yürümek istediğini söylüyor. Yanına Alman Yeşillerden milletvekili de alıyor (demek 500 küsurun içinde gitmeye kimse cesaret edememiş) sıkılan gazların arasında poposu yırtılmış gibi bağırıyor “İlla Ramazan’da yürüyeceğim.” USA Başkonlos yanında . Cesaret geliyor.
Dönüp bakıyorsunuz diğer tarafa; bilim adamı kartviziti ile deklarasyon yayınlıyor adamlar. Derdin ne diye sorduğunda Taksim’deki gibi , aman yarabbi. Yanına üç gece müdürü de alıp ortalık toz duman.
Finans sağlamak için terör örgütünün uyuşturucu hammaddesi yetiştirdiği tarlalar yerle bir edilince ilk ağızdan emirle askerimiz, polisimiz şehit ediliyor sol elini kurban vereceğini söyleyen adamın umuru değil.
12 zenginin bir araya gelip kurduğu FED diye bir finans kurumu var. İmanı derdi para olan bizim yalı sahibi zenginlerimiz adamların ağzının içine bakıyor ne söyleyecek diye. Ülkede ne oluyor, kim neyi dert ediniyor oralı değil.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın varlığından öyle rahatsızlar ki. Muhammed Ali’nin cenazesi sırasında duyduk hahamım rahatsızlığını. İslamofobi nasıl tırmandırılır birinci düşündükleri. En kolay bir ülkeyi bölecek olan sivil toplum kuruluşları üzerinde nasıl etkin olurum, ikinci düşündükleri. Üç ise; Recep Tayyip Erdoğan ve hükümeti nasıl yıkarız.
İçeride ve dışarıdan yapılan saldırılar her ne kadar şekli değişik olsa da aslında odaklandıkları tek bir isim ve tek bir ülke var. Erdoğan ve Türkiye..
Çünkü; Erdoğan yıkıldı mı. İslam’da yıkıldı. Aslında daha çok şey konuşulur nedenler üzerine ama bir başka zamana diyelim. Malum, bize ayrılan satırlar kısıtlı.
Varmak istediğim şu; Çanakkale’de ender de olsa karşılaştığımız, belki de dikkatinizi çekiyordur, güç birliği çağrılarının temelinde yukarıda anlattığım neden var. Her yerde olduğu gibi. Vakıflar eliyle, sivil etkenlerle, etniklerle, yazıp çizerle, karşıyım karşı ile tepe toplamına katkı koymak ortak amaç.
Allah’tan Çanakkaleliler sağduyu sahibi.
Karışmıyor, izliyor. 1 Kasım’daki örnek gibi..
2019’a biriktiriyor gözlemlerini…
GERİLİM BEKLENTİSİ
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bu hafta TBMM Genel Kurulunu yine yoğun bir gündemin beklediğine işaret ederek Yüksek Yargı ile ilgili kanuni düzenleme konusunda önemli bir ayrıntıya dikkat çekiyor.
Turan, CHP'nin, düzenlemenin TBMM Adalet Komisyonundan geçmesini engellediğini hatırlatarak, "Muhtemelen Genel Kurul'da da tasarının kanunlaşmasına engel olmaya çalışacaklar. Ancak ne olursa olsun, ülkemizin daha etkili bir yargı sistemine kavuşmasını sağlayacak olan bu düzenlemeyi Meclis'ten geçireceğiz." diye konuşmuş.
Komisyonda neler yaşandığı gerilimin ekranlara yansıdığı kadarını biliyoruz ancak yansımayanlarla ilgili bir şey bilmiyoruz. Maalesef o agresif tartışmaların içinde bir CHP Çanakkale Milletvekilinin de bulunması bizleri üzmüştü.
Çanakkale’den seçilip parlamentoya giren onca milletvekili komisyonlarda görev aldı ancak şahsen gürültü patırtı çıkaran vekil hatırlamıyorum son Adalet Komisyonundaki hariç. CHP’li ismin sesi erkana öyle yansıdı ki, kavga sandım evin içinde oluyor.
Turan, bun anlamda daha sükunet içersinde hareket ederek endişesini dile getiriyor şimdiden milleti muhalefetin çıkarması muhtemel gürültü karşısında “Provokasyona gelme” diye de bilinçlendiriyor.
ANLAŞMALI SANKİ
Ak Partili belediyelerin neredeyse tamamında Ramazan şenlikleri tek bir kalıp altında gerçekleşiyor. Mehteranlar hiçbir dönem bu ayki gibi revaçta geçirmemişlerdir sezonu. Mehteran ve semazen. Evet her ikisi de tarihsel birer kültür mirası anladık ama usandırana kadar ne lüzumu var.
Son örnek Bayramiç. Çan’dakinin hem de tıpkısının aynısı.
Saadettin Başkan, etkinlikleri çeşitlendirecek etrafında kimse yok mu Allah’ını seversen.
Bir de şu belediyelerin merkezi basına geçtiği bilgi notlarını anlayamıyorum. 3 yada bilemediniz 4 fotoğraf, metin hazır, al sayfaya yerleştir. Mesleki açıdan sakıncalarını görmüyor insanlar anladık ama hazır kalıp haberciliğe gazeteleri alıştıran belediyeler değil mi?
Basın emekçisinden yana olduğunu söyler bir çoğu fakat basın emekçisinin işine göz koyan adamları alıp kendi propagandalarını yaptıran belediye reisleri farkındalar mı acaba?
Neyin kafasını yaşatmaya çalışıyorlar?
Eskiden basın davet edilirdi, şimdi o kalktı.
Reisler basını ne zaman hatırlar?
Gerçek gazeteciler tarafından bam tellerine basıldığında.
Eh o zaman basalım bizde.