ÇANAKKALE’DE YAŞAM – Kayda Değer Şeyler

Bu şehirde zaman, Takvim yapraklarıyla değil Hatıralarla ölçülür. Çanakkale’de yaşamak, Tarihin yalnızca anlatıldığı yerde değil,

Hâlâ nöbet tuttuğu bir coğrafyada

Nefes almaktır.

Troya’da başlar hikâye.

Bir at vardır ovada;

Gerçekliği belki muammadır ancak

Yürekte kabuldür.

Tahtadan değil, insandan yapılmış bir kaderdir o.

Aldatmanın, gururun,

Zaferin ve yıkımın ilk destanı

Burada fısıldanır toprağa.

Hele ki Gelibolu…

Dünya küçülür,

Gemiler boğulur,

Gafil kaybeder,

Türk büyür.

Siperlerde adlar silinir,

Anlar kaybolur,

Analar yüreğinden vurulur ama

Vatan kalır.

Abide, göğe doğru uzanan bir suskunluktur!

Görmeden geçene,

Bilmeden gelene

Buruktur.

Her bakışta bir selam,

Her selamda bir yemin saklıdır.

Bu savaşları anlamayan,

Bu şehirde yaşamayı da anlayamaz.

Çanakkale, hatırlamayı görev sayar.

Gelibolu’nun kahramanları da

Yalnızca hatırlanmayı istememişler miydi?

Tarihten sonra doğa gelir.

Çünkü bu toprak,

Yükünü yalnızca insanla taşımamıştır.

Kaz Dağları,

Efsanelerin omurgasıdır.

Suyun serinliğinde mitoloji akar,

Rüzgârında bin yıllık hikâyeler dolaşır.

Asos, taş taş suskun bir bilgelik gibi

Ege’ye bakar;

Dalgalarla konuşur,

İnsanı dinler.

Burada deniz bir manzara değil,

Bir aynadır.

Kim olduğunu hatırlatır.

Toprak bereketlidir ama gösterişsizdir.

Kırmızı biber ateşi sever,

Şeftali güneşi,

Kiraz sabrı.

Zeytin ise zamanı…

Bir de satmasalar...

Yüzyılları taşır gövdesinde.

Çanakkale insanı gibi;

Fazla söze gerek duymaz,

Kök salmayı bilir.

Rüzgâr bu şehrin yazgısıdır.

Poyraz insanı diri tutar,

Lodos düşündürür.

Çanakkale’de yaşamak,

Rüzgârın yönünü bilmekten öte,

Onunla kavga etmemeyi öğrenmektir.

Balıkçı ağını rüzgâra sorar,

Çiftçi yarını ona bakarak planlar.

Ve sonra hayat sokağa dökülür.

Yaz yaklaşınca köy hayırları kurulur;

Kazanlar kaynar,

Dualardan bereket taşar.

Deve güreşlerinde toprak titrer,

Yağlı güreşte insanın özü ortaya çıkar.

Bu şehir geleneği müzede saklamaz,

Yaşar.

Sofrada Ezine peyniri vardır;

Süt kadar saf,

Rüzgâr kadar keskin.

Sardalye,

Denizin sade ama onurlu armağanıdır.

Balıkçılık burada meslek değil,

Bir sabah duasıdır.

Çanakkale insanı eğlenmeyi sever.

Bir kadehte dostluk,

Bir masada uzun muhabbet vardır.

Alkolü sever ama taşırmaz,

Özgürlüğü sever ama bozmaz.

Asayiş olayları düşüktür,

Çünkü insanlar birbirini tanır.

Esnaf rahattır;

Dükkânın anahtarı cebinde değil,

Hayatın ritmindedir.

Çanakkale’de yaşamak;

Tarihi omuzlamak,

Doğayla aynı dili konuşmak,

Hayatı aceleye getirmemektir.

Burası bir şehir değil sadece;

Bir duruştur.

Rüzgârla yoğrulmuş,

Denizle arınmış,

Destanla mühürlenmiş bir yaşamdır Çanakkale.