Siyaset

Çanakkale’de Şehit Aileleri ve Gazilerden “Terörsüz Türkiye” değerlendirmesi

Çanakkale’de faaliyet gösteren şehit aileleri ve gazi derneklerinin temsilcileri, kamuoyunda tartışılan “Terörsüz Türkiye” süreci ve gündemdeki yasal düzenlemelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dernek temsilcileri, terörün sona ermesi ve yeni şehitlerin verilmemesi konusunda ortak bir hassasiyet ortaya koyarken, sürecin yürütülme biçimi ve şehit aileleri ile gazilerin karar alma mekanizmalarına dahil edilmesi konusunda farklı noktalara dikkat çekti.

Şehit Aileleri ve Gazileri Derneği Başkanı Gökhan Uz sürece yeni şehitlerin verilmemesi için devlet yöneticilerine duyduğu güven çerçevesinde destek verirken, Anadolu Şehit Aileleri Derneği Başkanı Sebahat Korkmaz Demir ayrıntılar netleşmeden kesin bir tutum alınamayacağını belirterek, “Bizi de masaya davet edin” çağrısında bulundu. Muharip Gaziler Derneği Başkanı Erol Günaydın ise sürecin geçmişten bağımsız ele alınamayacağını savunarak, Ankara’da hak taleplerini dile getiren gazilere destek verdi.

Kaleninsesi Gazetesi’ne konuşan, Şehit Aileleri ve Gazileri Derneği Başkanı Gökhan Uz, sürece öncelikle yıllardır taşınan acıların sona ermesi açısından baktıklarını belirtti. Kendisinin de terör nedeniyle babasını kaybettiğini ifade eden Uz, başka çocukların aynı acıyı yaşamaması gerektiğini vurguladı. Uz, “Ben henüz yedi yaşındayken babasını terörle mücadelede şehit vermiş, 25 yaşında gencecik yaşta dul kalan bir anne ve babasının şehadetinden 20 gün sonra dünyaya gelen kardeşiyle 30 yıldır ayakta durmaya çalışan bir şehit evladıyım. Bizim ailemiz bu vatanın bekası uğruna tam dört mukaddes şehit verdi.” dedi.

“Devletimizi sonsuz güvenimizle destekliyoruz”

Mevcut sürece kişisel acısına rağmen olumlu bir beklentiyle yaklaştığını söyleyen Uz, “İşte bu büyük acının ve taşınması zor yükün içerisinden bakarak ifade etmek isterim ki; ülkemizin gündemindeki "Terörsüz Türkiye" sürecine sükunetle, umutla ve devletimize olan sonsuz güvenimizle yaklaşıyoruz. Benim yaşadığım babasızlığı başka çocuklar yaşamasın, başka gencecik anneler dul kalmasın, başka evlere ateş düşmesin diye acımızı yüreğimize gömüyor, evlatlarımızın ve vatanımızın geleceği için bu süreci destekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Şehit ailelerinin sürecin en önemli muhataplarından biri olduğunu vurgulayan Uz, kararların bu kesimin hassasiyetleri gözetilerek alınması gerektiğini belirterek şöyle konuştu: “Ancak unutulmamalıdır ki bu sürecin en hassas ve en önemli muhatabı şehit aileleri ve gazilerimizdir. Acıyı evlerinde doğrudan yaşayan bağrı yanık anaların, babaların, eşlerin ve yetimlerin gönül rızası alınarak, hassasiyetleri gözetilerek yürütülecek bir süreç başarıya ulaşacaktır. Bizlerin tek arzusu; bu süreç ilerlerken terör unsurlarını sevindirecek görüntülere fırsat verilmemesi, şehitlerimizin mukaddes onurunun ve gazilerimizin gururunun her daim ayaklar üstünde tutulmasıdır.”

Sürecin yürütülmesine ilişkin devlet yöneticilerine güvendiklerini de dile getiren Uz, “Bizler devletimize, Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Cumhur İttifakı Ortağımız Sayın Devlet Bahçeli’ye yürekten inanıyor ve güveniyoruz. Biliyoruz ve inanıyoruz ki devlet büyüklerimiz, şehitlerimizin hatırasına leke sürdürecek, gazilerimizin ve şehit ailelerimizin boynunu bükük bırakacak hiçbir adımı atmazlar. Onların şehit ve gazi ailelerimize olan hürmeti ve sarsılmaz iradesi bizim en büyük güvencemizdir.” dedi.

Ankara’da eylem yapan gazilerin taleplerinin de dikkate alınması gerektiğini belirten Uz,“ Bugün Ankara'da yüreklerimizi dağlayan, her birimizin bağrına kor gibi düşen tablolara şahitlik ediyoruz. Bizler bu topraklara sadece bedenini değil, ruhunu ve en sevdiklerini feda etmiş bir neslin evlatlarıyız. Bir şehit evladı olarak ifade etmek isterim ki; babalarımızın, evlatlarımızın, kardeşlerimizin al kanıyla sulanmış bu kutsal vatanda, şehit ailelerimizin ve gazilerimizin sokağa dökülmek zorunda kalması hepimizin ortak sızısıdır,” şeklinde konuştu.

“Bu kapı şefkat kapısıdır, kimsesizlerin kimsesidir,”

“Bizim devletimiz şefkat kapısıdır, kimsesizlerin kimsesidir” diyen Uz, “Şehidine, gazisine ve onların kutsal emanetlerine her daim kol kanat germek devlete düşen en büyük asalet, bizlere düşen en mukaddes görevdir. Ancak milletimizin gözbebeği olan gazilerimizin ve şehit yakınlarımızın bu tür görüntülerle anılması, onların mahcubiyeti ve burukluğu kalbimizi derinden yaralamaktadır. Yüce devletimizden ve devlet büyüklerimizden istirhamımızdır: Bu vatanın asil evlatlarının sesine, sokağın soğukluğunda değil, devletimizin sıcak kucağında kulak verilsin. Onların helal ve haklı talepleri mahzun bırakılmadan, bu hüznü daha fazla derinleştirecek görüntülere mahal verilmeden çözüme kavuşturulsun,” açıklamasında bulundu.

Anadolu Şehit Aileleri Derneği: “Devletimizin yanındayız”

Çanakkale Anadolu Şehit Aileleri Derneği Başkanı Sebahat Korkmaz Demir ise “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin kesin bir destek veya karşıtlık açıklamak için sürecin ayrıntılarının bilinmesi gerektiğini söyledi.

Demir, dernek olarak devletin yanında olduklarını belirterek, “Dernek olarak her zaman biz hükümetimizin yanındayız. Hükümetimizin en doğru kararı şehit ailelerini asla üzmeyeceğini, mağdur etmeyeceğini biliyorum. Biz milliyetçiyiz, vatan, bayrak seven insanız. Şu an çözüm sürecinde tam net bir sonuç yok. Ondan tam net bir şey söyleyemiyorum.” ifadelerini kullandı.

Sürecin ayrıntıları konusunda kendilerine yeterli bilgi ulaşmadığını söyleyen Demir, “Ben şu an çözüm sürecinin net bir cevabını alamadığım için, detayını bilmediğim için ‘ya destekliyorum ya da desteklemiyorum’ diyemeyeceğim. Çünkü neden? Ankara’da komisyon kuruldu. Komisyonda diğer dernekler vardı. Şehit aileleri olarak biz yokuz. Bana ‘şu yasa var, şu olacak’ diye net bir şey gelmedi. Net bilgi olmadığı için bir şey diyemiyorum” dedi.

Demir, şehit ailelerinin sürecin doğrudan muhatapları arasında olması gerektiğini belirterek, görüşlerinin alınmasının önemine dikkat çekti. “Bir çay içmeye davet edemediniz mi bizi? Sadece terör mağdurlarına, terörde şehit olan gazilerimizi. Toplayın bir masaya, bize düşüncelerimizi sorun dedik. Kimse bize sormadı. Ben bu doğrultuda neticeye bakıp haklarımın ne olduğunu düzgün bilmem lazım ki destekleyeyim ya da desteklemeyeyim” diyen Demir, devletin şehit ailelerinin hassasiyetlerini gözetmesi gerektiğini ifade etti.

“Gaziler haklarını almak istiyor”

Sebahat Korkmaz Demir, Ankara’da eylem yapan gazilerin taleplerinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi. Gaziler arasında hak ve ödemeler konusunda farklılıklar bulunduğunu belirten Demir, “Arada adaletsizlikler var. Bir gazimiz şu kadar alırken, bir gazimiz mesela bu kadar alıyor. Bunları dengelemelerini istiyorlar. Gaziler ‘hakkımızı istiyoruz’ diyorlar” ifadelerini kullandı.

Gazilerin taleplerini doğrudan dile getirebilmeleri gerektiğini vurgulayan Demir, Meclis’in gazilerle iletişim kurması gerektiğini belirterek şöyle konuştu: “Bu vatan için, bu ülke için bacağını, kolunu, gözünü veren insanlar bunlar. Haklarını istiyorlar. Biz bu ülke için bacağımızı verdiysek, protezi alırken sıkıntı yaşıyorsak onları dile getirmek istiyor. Maaşları yetmiyorsa onları dile getirmek istiyor. Bizim gazilerimiz haklarını almak istiyor.”

Demir, gazilerin eylemlerine ilişkin yaklaşımının temelinde gazilerin ülke için yaptığı fedakarlığın bulunduğunu belirterek, “Onlara diyalogda olmaları lazım. Çünkü onların sayesinde biz rahat yaşıyoruz. Onlar olmadıktan sonra bizim bir anlamımız var mı? Hiçbir anlamımız yok.” dedi.

Muharip Gaziler Derneği: “Başlangıcı yanlış”

Muharip Gaziler Derneği Başkanı Erol Günaydın ise “Terörsüz Türkiye” sürecinin yalnızca bugünkü gelişmeler üzerinden ele alınamayacağını savundu. Günaydın, terör sorununun geçmişine ve Türkiye dışındaki aktörlerin rolüne dikkat çekerek, “Başlangıcı yanlış. ‘Terörsüz Türkiye’ şeyini çıkarmadan önce çok daha önceye gitmek lazım. Mesela 1966 yılına gitmek lazım” dedi.

Türkiye’nin terörle mücadelesinin uzun bir geçmişi olduğunu belirten Günaydın, sorunun oluşmasında dış ülkelerin politikalarının da değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Günaydın, “Mutlaka ve mutlaka gidip Almanya’yı ikaz etmek lazım. Fransa’yı ikaz etmek lazım. Sonra da Amerika’yı ikaz etmek lazım. ‘Sizler bizim ülkemizde terörü niye hareketlendiriyorsunuz? Terörü niye arttırmak için uğraş veriyorsunuz?’ demek lazım.” ifadelerini kullandı.

Gazilerin eylemine destek

Ankara’da eylem yapan gaziler konusunda ise Günaydın, dernek olarak gazilerin yanında olduklarını belirtti. Gazilerin bazı taleplerinde haklı olduğunu ifade eden Günaydın, “Hakkını alamayanlar da var. Bu hâlâ var. İnşallah bunlar düzelecek. Tabii biz onların yanındayız” dedi.

Gazilerin haklarına ilişkin bazı uygulamaların yeniden ele alınması gerektiğini belirten Günaydın, özellikle maluliyet oranları konusunda eleştiride bulundu: “Adamın kolu kopmuş. Yok yüzde 40, yüzde 50 kusurluymuş. Öyle bir şey yok. Adam orada yaralandıysa, orada kolu koptuysa, ayağı koptuysa bunun yüzdesine bakılmaması lazım.”

Üç farklı dernek temsilcisinin açıklamalarında ortak noktayı ise terörün sona ermesi, yeni şehitlerin verilmemesi ve şehit aileleri ile gazilerin haklarının korunması oluşturdu. Bununla birlikte temsilciler, “Terörsüz Türkiye” sürecinin kapsamı ve yöntemi konusunda farklı değerlendirmeler yaptı. Gökhan Uz sürece devlet yöneticilerine duyduğu güven çerçevesinde destek verirken, Sebahat Korkmaz Demir ayrıntılar netleşmeden kesin bir tutum açıklamayacağını belirtti. Erol Günaydın ise sürecin geçmişten bağımsız ele alınamayacağını savunarak daha eleştirel bir yaklaşım ortaya koydu.

Dernek temsilcilerinin ortak çağrısı ise şehit aileleri ve gazilerin süreçte doğrudan muhatap alınması, taleplerinin dinlenmesi ve terörle mücadelede yıllardır bedel ödeyen kesimlerin hassasiyetlerinin gözetilmesi yönünde oldu.