Çanakkale'nin Çan ilçesine bağlı Altıkulaç Köyü'nde 1998 yılında yürütülen arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan Altıkulaç Lahdi, antik dünyanın en dikkat çekici eserlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Granikos (bugünkü Biga Çayı) Vadisi'nde bulunan bir tümülüs mezarda keşfedilen ve Prokonnesos (Marmara Adası) mermerinden yapılan lahit, aradan geçen yaklaşık 2 bin 400 yıla rağmen orijinal boya izlerinin önemli bölümünü koruyor. Günümüzde Troya Müzesi'nde sergilenen eser, hem sanat tarihi hem de arkeoloji açısından eşsiz özellikler taşıyor.

Lahitte genç bir savaşçının acı dolu yaşamı ortaya çıktı

Lahdin içinde yapılan incelemelerde yaklaşık 25 yaşlarında bir erkeğe ait iskelet kalıntıları bulundu.

Antropolojik araştırmalar, genç adamın yaşamı boyunca ağır bir bacak kırığı geçirdiğini ortaya koydu. Büyük olasılıkla attan düşme ya da savaş sırasında aldığı darbe sonucu oluşan kırığın yanlış kaynaması nedeniyle hayatının geri kalanını topallayarak ve sürekli ağrı çekerek geçirdiği değerlendiriliyor.

Bu bulgular, Pers egemenliği altındaki Troas Bölgesi'nde yaşanan askerî hareketlilik ve çatışmalar hakkında da önemli ipuçları sunuyor.

Kabartmalar Pers-Yunan mücadelesini anlatıyor

Altıkulaç Lahdi'nin kabartmaları, dönemin siyasi atmosferini gözler önüne seriyor.

Lahdin uzun yüzünde çıplak bir ağaçla ikiye ayrılmış bir av sahnesi yer alırken, kısa yüzünde ise atlı bir savaşçı ile yerde yatan yaralı bir figür tasvir ediliyor. Giysi detayları ve figürlerin işleniş biçimi, sahnenin Persler ile Yunanlar arasındaki mücadeleyi simgelediği yönünde yorumlanıyor.

"15 Temmuz Gecesi Türkiye ve Lapseki”
"15 Temmuz Gecesi Türkiye ve Lapseki”
İçeriği Görüntüle

Uzmanlar, bu dönemde Troas'taki bazı yerel ailelerin Pers yönetimi adına askerî destek verdiğini belirtiyor.

En büyük gizem kazınan avcı figürü

Ancak Altıkulaç Lahdi'ni dünya arkeolojisinde özel kılan unsur, av sahnesindeki bir figürde gizleniyor.

Araştırmalara göre avcılardan biri, lahit tamamlandıktan sonra bilinçli şekilde kazınarak silinmiş durumda. Bu müdahalenin doğal bir tahribat olmadığı, kasıtlı olarak gerçekleştirildiği değerlendiriliyor.

Arkeologlar, bu işlemin antik dünyada "damnatio memoriae" olarak bilinen, bir kişinin adını ve hatırasını tarihten silmeye yönelik sembolik cezalandırma uygulaması olabileceğini ifade ediyor.

Tarihin en erken örneklerinden biri olabilir

"Damnatio memoriae" uygulaması, antik çağda çoğunlukla imparatorlar, komutanlar veya devlet yöneticileri gibi siyasi açıdan güçlü isimlere uygulanıyordu.

Altıkulaç Lahdi'nde ise aynı uygulamanın özel bir aile mezarında görülmesi, arkeoloji dünyasında son derece sıra dışı kabul ediliyor.

Uzmanlara göre bu durum, merhumun ailesinin bölgede önemli bir siyasi ve ekonomik güce sahip olduğunu ya da aileye karşı işlenen ciddi bir suçun bu yöntemle cezalandırıldığını düşündürüyor.

Kimliği hâlâ bilinmiyor

Kazınarak silinen kişinin kim olduğu, neden cezalandırıldığı ve lahitten neden çıkarılmak istendiği ise yaklaşık 2 bin 400 yıldır çözülemeyen tarihî gizemlerden biri olmayı sürdürüyor.

Altıkulaç Lahdi, sahip olduğu sanatsal özelliklerin yanı sıra taşıdığı bu benzersiz hikâyeyle Troya Müzesi'nin en önemli eserleri arasında gösteriliyor ve Çanakkale'nin zengin arkeolojik mirasına ışık tutmaya devam ediyor.

Muhabir: Deniz Çetin