Bizim Meclis

Fener Rum Patriği Bartholomeos, ziyaret ve açılışlar yapmak üzere geldiği Gökçeada’da,

Fener Rum Patriği Bartholomeos, ziyaret ve açılışlar yapmak üzere geldiği Gökçeada’da, önümüzdeki hafta Papa Francesco ve Atina Başpiskoposu İeronimos ile Midilli adasına giderek göçmenlerle bir araya geleceklerini söylemiş. Öğle yemeği yedikten sonra göçmenlerin sorunlarını dinleyip sonra da Ege’de yaşamını yitirenler için dua edeceklermiş.

3 milyon Suriyeli göçmene kucak açan Türkiye’nin yıllardır Avrupa’da duyarlılık oluşturması adına ne mücadeleler verdiğini biliyoruz. Tam geri iade anlaşmasından sonra ruhani liderlerin harekete geçip gözmen sorunlarını dinleyecek olması düşündürücü.

Midilli’de göçmen kalırsa tabi.

BİZİM MECLİS

Yerel meclisler genel siyasetin yapıldığı yerler değildir. Aynı lafı belki 10 yıldır bin kez dile getirip yerel gelişmelere bağlı tartışmalara çağırıyoruz. Neyin eksik bırakıldığı, neyin tamamlanmadığı, neyin nasıl yapılacağı gibi tartışılması gereken yüzlerce konu başlığı var ancak Çanakkale Belediye Meclisi genel siyasetle açılıyor, genel siyasetle kapatılıyor.

Genel siyasetin yapılacağı yer Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. 81 İl’in milletvekili ile temsil edildiği, yasama organı yetkisine sahip tek çatı TBMM. Doğaldır ki, güncel siyasi gelişmelerin yapılacağı yer de TBMM. İktidar, millete olduğu kadar muhalefete karşı da sorumlu. Muhalefet de sorumluluğu gereği eleştirisel yaklaşım sergileyebilir ancak yetki bağlamında bunu alıp yerel meclislere taşımak, gerilim yaratma dışında bir anlam ifade etmiyor.

Oysa birlik ve beraberliğin temeli yerellerde atılır, genelde ortaya bütünlük çıkar.

Nisan ayının geçen Cuma belediye meclisi toplantısına bakın. Renk tartışması ve aylardır bitmeyen pilav savunması. 18 Mart stadyumu tribünlerinden yükselen protestolar. Defalarca yazılıp çizildi ama hala aynı nakaratlar. Yetti artık dedirtiyor insana.

Bir de renk cümbüşü var ki, sormayın. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hediye ettiği kravat bile meclise getirilmiş. Belediyenin kullandığı, HDP renkleri ile benzetilmeye çalışılıyor. Niye ? Renk ile başlayan HDP benzerliği iddialarını çürütme adına. Cumhurbaşkanının hediye ettiği kravat ile HDP ve belediyenin kullandığı renkler arasında uçurumlar kadar fark var ama yok illa siyasal amaç “dahil’ edilecek.

Bütün bu tartışmalar, halkın gerçek gündemini içermeyen manasız şeyler.

Mecliste hem iktidar hem muhalefetten beklerdim ki, Kent Konseyi’nde tartışılan raporun içeriği konuşulsa. Çanakkale sahilleri yani plajların hali ve dış basına kadar yansıyan utanç verici eksiklikleri nasıl kaldırırız diye kafa yorulsa. 2. Kordon, sonradan adı Barış Kordonu ilan edilen sahile verilen Mavi Bayrak ve bayrağı sürdürebilir kılma adına yaşanan eksiklikler konuşulsaydı.

Şehir içinde köstebek yuvasına dönen yollar, bıçak sırtı gibi keskin yamalar, keşki bunlar konuşulup tartışılsa. Konuşulup tartışılacak o kadar çok şey var ki.

Yerel iktidarın işine gelmiyor, muhalefet de iktidarın attığı oltaya takılıyor.

Saatler sonra meclis kapanıyor. Geriyle ne kaldı?

Koskoca hiç.

Bir de geçen imar izinleri.

GELİBOLU’DAKİ KAVGA

Gelibolu Belediye Meclisinde bu ay gündeme işgaliye harçları damgasını vurmuş.

Çanakkale Belediye meclisiyle kıyaslandığında daha anlamlı bir tartışma olarak bakabiliriz Gelibolu’da yaşananlara ancak Belediye Başkanı Mustafa Özacar’ın İskele işgal harçları konusundaki ısrarını çok da anlamış değilim. Verilmeyen hizmetin ne karşılığı olur ki?

Vatandaş, gemiye binmek için gelip sıraya giriyor. Kuyrukta bekliyor. Üç-beş çay veya kahve içiyor. İki alışveriş yaparak İlçe esnafına para bırakıyor.

Belediyenin asli görevleri arasında şehir esnafını geliştirip kalkındırma gibi görev sorumluluğu olduğu yok mu? Aslında esnaftan alışveriş yapılması için belediyenin ücretsiz otoparklar kurması lazım. Şöyle ki; belediye, esnaftan bir şekilde vergi harç v.s gelir elde ediyor. Otoparktan para almasa ne olur? İskele feribot işgaliyesine de ben böyle bakıyorum.

Belediye mülk sahibi ama gel gör ki, iskele yanındaki restorandan ve yanındaki büfeden hem kira, hem de işgal harcı aldığı halde iki araçlık yer bırakmış. En az 250 kişilik restorana 2 araçlık park yeri. El insaf başkan.

İskele işgaliye harcı diye mağdur ettiğin restoran işletmecisine yazık değil mi?

Nice örneklerini de gösterebilirim.

İskele meydanın tam ortasında otopark curcunası.

Buradan işgaliye alınıyor mu?

Mesela yani…

O yüzden kafaya fazla takmaya gerek yok.