Bilgelik Ağacı’nın Yazıları (03.06.2021)

Her bir kelimenin dizilişinin bir anlamı bir adabı vardır. Her bir harf dizinin söylemek istediği ve söylemek istemediği bir dolu şey…

Bilgelik Ağacının farkında olduğu da budur.

İnsan, bir dolu iş yapar. Doğar. Muhtaç olarak doğar. Büyür. Oyn oynar. Hemen insan olmaz aslında. İlk olarak çocuk olur. Bebek olur. Öğrenir. Öğretir… Çok öğrenir, çok hata yapar. Ama öğrenmenin en büyük hali budur.

En büyüleyici hali… Ne kadar ‘yapma’ deseniz de, çocuk yapabilir. Yapmalıdır da… Çok kızılır bir de çocuklara. Neden boya yaptın denir mesela… Çünkü çocuk, duvara resim yapmıştır.

Anlatamazsınız neden yapmaması gerektiğini. Çünkü bir anlamı yoktur duvarın… Duvarın anlamı sadece duvar olmasıdır. Dışarıdan koruması, evin bölgelerini belirlemesi, evde yaşayanları güvende tutması için vardır. Bazı duvarlarda resimler ve fotoğraflar asılıdır… süsler.. Boş duvarları anlamlı hale getirmenin yolu da boyamaktır… Bir beyaz kağıttan farkı nedir? Hiçbir farkı yoktur aslında…

Duvar, duvardır.

Duvar, boyandığı zaman eşsiz bir tablo olur. Oyun olur. Sanat eseri olur.

Çocuklara bu nedenle kızılır. Çocukların lisanıdır aslında… Çocuklar hangi boya türünü tercih ediyor diye merak etmek gerekirken ‘Neden boya yaptın’ diye kızılır.

Tabi şanslı çocuklara… Şanslı olup; dört duvar içinde, güvende, boyaları olan çocuklara kızılır…

Ya o duvarda yaptıkları resim, çocuğun özünü anlatıyorsa? Ne hissettiğini ne bildiğini yetişkinlere öğretiyorsa? Ki öğretir.

Bilgelik Ağacı, çocukların belli bir girdabın içine sokulmasına, görülmeyen duvarların içine sokulmasına karşıdır. Şiddetle…

Bilir ki her bir fikir ve bilgi yürekten ve beyinden çıkarak özgürlüğe kavuşmalıdır. Çocuk kendini gerçekleştirmelidir. Çocuk, çocukluğunu gerçekleştirmelidir.

Ona kalem verilmeli, duvar verilmelidir… Gerekirse sonra da eline bez verilerek, boyadığı yerlerin silinmesi istenmelidir… Ama, çocuğun kendini gerçekleştirmesi engellenmemelidir. Ve Bilgelik Ağacı der ki, ‘Bırak boyasın. Bırak düşlerini ve acılarını çizsin. Bir daha asla çocuk olamayacak. Büyüdükleri, yetişkin oldukları zaman… Bir daha geri dönüşü olmayacak… Belki bir nebze‘

Evet. Bazı çocuklar büyüdüklerinde de çocukluk özelliklerinden bazılarını taşır. Merak duygusunu. Özgürlük ve kendi fikrini anlatma derdini. Duygusunu ortaya çıkarma…

Bilgelik Ağacı der ki, ‘Yazarlar kalplerindeki çocuğu dinler. Onun acılarını, kederini, isyanını… Yazarlar ve şairler, içlerinde ki çocukların duygularını ve sevgilerini dinlerler’

Tabi hiç çocuk olamamış, çocukluğu tamamı ile engellenmiş, ötekileştirilmiş insanların durumu başkadır. Onlar da yazar. Hatta çok da güzel yazarlar. Ama durum bambaşkadır. Bu duruma başka bir yazımızda yer vereceğim. Toplumun diğer dediği, görmek istemediği çocuklardan, başka bir yazımızda söz edeceğim. Bambaşka kelimelerle…

Her çocuğun mutlu olması dileği ile…