BECERİKSİZLİĞİN FATURASI BÜLENT TURAN’A KESİLEMEZ

Siyasette bazı hatalar vardır, baştan yapılır ve sonra ne yaparsan yap düzelmez. İlk düğmeyi yanlış iliklediğin vakit, sonuna kadar yamuk gidersin.

AK Parti gibi teşkilat geleneği olan bir partide yapılacak iş belliydi: Yeni gelen il başkanı göreve başlar başlamaz ya ekip istifasını koyar ya da başkan ister. O da bakar kimle yürür kimle yürümez kararını verir, konu kapanır giderdi.

Ama öyle olmadı. İlçe başkanları istifasını vermedi, yeni il başkanı da istemedi. Altı ay beklendi, sonra bir anda “istifa edin” denmeye başlandı.

O noktada çarşı karıştı çünkü bu artık değişim değil, gecikmiş müdahale gibi durdu.

Millet de başladı konuşmaya: “Bu niye gidiyor, bu niye kalıyor, kim kimin adamı?”

KIRMASINI DA BİLECEKSİN

Yeni göreve gelenlerin, herkesle iyi geçinmeye çalışması gibi bir mesele var. Ancak kimseyi kırmayayım diye çabaladığın vakit işler büyüyor. Oysa siyaset bu; bazen kıracak bazen de net bir duruş ortaya koyacaksın. Soru işaretlerine ve kararsızlığa mahal vermeyeceksin. Siyaset cesur adamın işi. Kararsız kaldın mı altında kalırsın. Bugün karar vermezsen, yarın alamadığın o karar seni ezer. Yeri geldiğine kırmasını bileceksin.

TURAN’IN İLK ZAMANLARI

Bülent Turan’ın Çanakkale’ye ilk geldiği aday gösterildiği zamanları hatırlayın; Çanakkale’de lay lay lom bir hava vardı. Aman o kırılmasın, aman bu gücenmesin derken Çanakkale siyasetinde kimse kimseye dokunmaz olmuştu. Turan ise gelir gelmez, “yeri geldiğinde kavga da edeceğiz” diyerek Çanakkale’nin yerel figürlerini topa tutmuş ve şehre yapılamayan hizmetlerden bu toz pembe siyaseti sorumlu tutmuştu.

BAŞKANLIK KOLTUĞU, DENEME TAHTASI DEĞİL

Aslında meselenin kökü daha da geride. İl başkanlığı gibi bir görev; herkese “ben sizin adamınızım” diyerek, herkesi memnun etmeye çalışarak yürütülecek bir makam değildir. Belediye başkanlığı psikolojisinden çıkamayan, şehri ve teşkilatların dinamiklerini yeterince tanımayan bir yönetim anlayışıyla bu koltuk taşınmaz. Üstelik elinde ciddi imkânlar varken, hükümet tarafından birçok yatırım için destek verilmişken Çan’da seçimin neden kaybedildiği hâlâ hafızalardayken, seçim sonrası sahada görünmeyen bir ismin il başkanı olarak atanması başlı başına tartışılması gereken bir karardı.

Dahası daha ilk günden yönetim anlayışındaki dağınıklık kendini göstermişti. Yönetimde kimlerin yer alacağını netleştirmeden yapılan tercihler, açıklanan ilk listede tartışma yaratmış; bir üniversite öğretim görevlisinin yönetim kuruluna alınması kamuoyunda tepki çekmişti. Yönetimin açıklandığı ilk akşam gelen tepkiler üzerine, dakika bir gol bir denilecek şekilde ilgili ismin istifasının alınmak zorunda kalındığı konuşulmuştu. Hatta bir istifanın daha olduğu ancak bunun kamuoyundan gizlendiği de kulislerde dillendirilen konular arasında yer aldı. Daha ilk günde yaşanan bu tablo, yönetim planlamasının ne kadar hazırlıksız yapıldığını ve sürecin ne kadar acemilikle yürütüldüğünü ortaya koymuştu.

Bugün yaşananların temelinde de bu var. Teşkilatı tanımadan, kadroları tartmadan, kim nerede duruyor görmeden “herkesle iyi olayım” anlayışıyla yönetmeye çalışırsanız, altı ay sonra mecburen sert hamle yapmak zorunda kalırsınız. O zaman da bu bir değişim değil, gecikmiş müdahale olarak okunur. Doğal olarak herkes kendi hesabını yapar, kulisler büyür, dedikodular çoğalır.

Şimdi çıkıp yaşananları “Bülent Turan operasyonu” gibi anlatmaya çalışmak ise meseleyi saptırmaktan başka bir şey değildir. Bu tablo bir operasyonun değil, baştan yapılan hatalı tercihin ve geciken kararların sonucudur. Yanlış başlangıç, kararsız yönetim ve geç kalmış müdahale. Faturayı başka yerlere keserek bu gerçek değişmez.

KARTLARI BAŞTAN AÇACAKSIN

Tecrübe yoksa; karar gecikir, yanlış hamle gelir, ortalık karışır. Baştan diyecektin ki: “Yeni dönem, herkes istifasını koysun.” Bitti. Ancak bu hamle yapılmayınca, dedikodular başlar, herkes kafasına göre konuşur.

ŞİMDİ KARAR ZAMANI

Şu noktadan sonra yapılacak olan belli; olan oldu diyecek ve hatanı kabul edeceksin. Ancak net konuşacaksın. Konuyu hiç uzatmadan, ben şu kadroyla çalışmak istiyorum, bunlardan bir cacık olmaz diyeceksin.

Aksi durumda yaşananlar bir beceriksizlik olarak yorumlanır. Ve hiç kimsenin bu beceriksizliğin faturasını Bülent Turan’a çıkarma lüksü de haddi de yoktur. Bu koltuklar deneme tahtası değil; bu makamlara geldiyseniz elinizden tutanların yüzünü kara çıkarmayacaksınız. İşin halk dilindeki deyimiyle; ya bu deveyi güdeceksiniz ya da bu diyardan gideceksiniz.