Yaşam

Baytekin: “Çanakkale çiftçisi üretmeyi seviyor, hatta inadına üretiyor”

İYİ Parti Çanakkale İl Başkanı Harun Baytekin, artan maliyetler ve düşük ürün fiyatlarının üreticiyi tarımdan uzaklaştırdığını söyledi. Çanakkale’de yaklaşık 47 bin tarımsal işletme bulunduğunu belirten Baytekin, gençlerin köyde kalabilmesi için çiftçiliğin yeniden sürdürülebilir bir gelir kapısı haline gelmesi gerektiğini ifade etti.

İYİ Parti Çanakkale İl Başkanı Harun Baytekin, Çanakkale tarımında üreticinin karşı karşıya kaldığı maliyet, pazarlama, su, arazi ve genç nüfus sorunlarına ilişkin Kaleninsesi’ne özel değerlendirmelerde bulundu. Ürün çeşitliliği bakımından Türkiye’nin en zengin illerinden biri olan Çanakkale’de çiftçinin üretmeye devam ettiğini ancak emeğinin karşılığını almakta giderek daha fazla zorlandığını belirten Başkan Baytekin, tarımsal işletmelerin ekonomik olarak sürdürülebilir hale getirilememesi durumunda köyden göçün devam edeceğini söyledi.

Çanakkale genelinde yaklaşık 47 bin tarımsal işletme bulunduğunu belirten Baytekin, işletme başına ortalama arazi büyüklüğünün yaklaşık 65 dekar, tarla sayısının ise 11 civarında olduğunu söyledi. Tarım arazilerinin satışa çıkarılmasının üreticinin içinde bulunduğu ekonomik tablo açısından önemli bir gösterge olduğunu ifade eden Başkan Baytekin, yalnızca bir emlak sitesinde Çanakkale genelinde 11 binin üzerinde satılık tarla ilanı bulunduğuna dikkat çekti. Baytekin, “Diğer ilan siteleri de buna eklenirse neredeyse işletmelerin önemli bir kısmı tarla satıyor. Bunların önemli bir kısmı ekonomik anlamda yeterli gelir elde edemediğinden, bir kısmı da borçlarını kapatma amacıyla arazisini satıyor” dedi.

“Çanakkale çiftçisi üretmeyi seviyor, hatta inadına üretiyor”

Mazot, gübre, yem ve işçilik başta olmak üzere tarımsal üretimdeki maliyetlerin sürekli arttığını belirten Başkan Baytekin, ithalat politikaları ve bazı ürünlere getirilen ihracat kısıtlamalarının da çiftçinin kazancı üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi. Çanakkale domatesini örnek veren Baytekin, bir dekar domates üretiminin maliyetinin yaklaşık 100 bin liraya kadar çıktığını ifade etti. Başkan Baytekin, “Bugün Çanakkale’nin marka ürünlerinden domatesin dekar başına maliyeti 55 bin TL’si fide olmak üzere 100 bin TL’yi buluyor. Domates fiyatları 8-12 TL bandında seyrediyor. Çiftçimiz eğer dekara 8 ton ürün alırsa tarla kirası cebine kâr kalıyor. Sadece hasadı 18 bin TL’yi buluyor” diye konuştu.

Üreticinin buna rağmen üretimden vazgeçmediğini belirten Baytekin, çiftçinin gelecekte oluşacak fiyatı bilmeden kredi kullanarak dahi üretmeye devam ettiğini söyledi. Baytekin, “Çanakkale çiftçisi üretmeyi seviyor. Hatta inadına üretiyor. Fiyatların dört ay, altı ay, hatta sekiz ay sonra ne olacağını hesap etmeden, gerekirse ayni ve nakdi kredi kullanarak ekmeye, üretmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı. Asıl problemin ürünün satılamaması değil, üreticinin tarlada aldığı fiyatın düşük kalması olduğunu söyleyen Başkan Baytekin, “Neticede üretmek için elinden geleni yapıyor. Ürününü de satıyor, elinde malı kalmıyor. Esas sorun tarladaki, bahçedeki fiyatların düşüklüğü. Bazı ürünlerde ciddi zarar etmesi” dedi.

Çanakkale’nin marka ürünleri katma değere dönüşemiyor

Çanakkale’nin domates, şeftali, kiraz, zeytin ve peynir gibi birçok üründe Türkiye’nin önde gelen üretim merkezlerinden biri olduğunu belirten Baytekin, üretim gücünün çiftçinin kazancına yeterince yansımadığını ifade etti. Başkan Baytekin, “Yeterince kazanç olarak döndüğü söylenemez. Üretim yönünden birçok üründe Türkiye’nin ilk onu, hatta beşi içinde yer alıyor” dedi. İstanbul, İzmir ve Bursa gibi büyük pazarlara yakınlığın Çanakkale için önemli bir avantaj olduğunu söyleyen Baytekin, özellikle bitkisel ürünlerin işlenmesi ve katma değer kazanması konusunda eksiklikler bulunduğunu belirtti. Arazilerin parçalı yapısı ve aynı üründe yeterli miktara ulaşma konusunda yaşanan sorunların domates, kapya biber, şeftali, elma ve kiraz gibi ürünlerde üreticiyi ağırlıklı olarak taze satışa yönelttiğini ifade eden Baytekin, çözümün yerel ölçekte işleme tesislerinin geliştirilmesinden geçtiğini söyledi. Başkan Baytekin, yöreye özgü salça, meyve ve sebze kurusu ile meyve suyu gibi katma değeri yüksek ürünlerin butik işletmeler aracılığıyla üretilebileceğini dile getirdi.

Tarım arazileri rant baskısı altında

Çanakkale’nin büyük kentlere yakınlığı, denizi, doğası ve sakin yaşamıyla önemli bir cazibe merkezi haline geldiğini belirten Başkan Baytekin, bunun tarım arazileri üzerinde de ciddi bir baskı oluşturduğunu ifade etti. Yıkık köy evlerinin dahi yüksek fiyatlarla alıcı bulduğunu, yolu bulunan tarım arazilerinin bağ evi veya ekoturizm amacıyla çiftçinin hayal edemeyeceği rakamlara satılabildiğini söyleyen Baytekin, üretim dışına çıkan arazilerin Çanakkale tarımı açısından kayıp olduğunu belirtti. Başkan Baytekin, “Rant ekonomisinin eline düşen araziler ne yazık ki üretim dışı kalmaktadır” dedi. Dışarıdan sermaye ile satın alınan bazı arazilerin ilk etapta çevrilip meyve dikilmesine rağmen bir süre sonra bakımsız kaldığını ifade eden Baytekin, tarım toprağının üretimden kopmasının uzun vadede geri dönülmesi zor sonuçlar doğuracağını dile getirdi.

“Çanakkale ismi zaten bir markadır”

Çanakkale tarımının sahip olduğu sorunların yanında çok önemli avantajları bulunduğunu da söyleyen İYİ Parti Çanakkale İl Başkanı Harun Baytekin, kentin iki büyük iklim kuşağının kesiştiği yerde bulunmasının yüksek ürün çeşitliliği sağladığını ifade etti. Arazilerin parçalı olmasının aynı üründe yüksek üretim miktarlarına ulaşılmasını zorlaştırdığını belirten Başkan Baytekin, buna karşılık Çanakkale’nin farklı yöresel ürünlerini işleyen küçük işletmelerin kurulmasının üreticinin gelirini artırabileceğini söyledi. Baytekin, “Çanakkale ismi zaten bir markadır. Dolayısıyla adına doğru, sağlıklı yöresel ürünlerin kooperatifler vasıtasıyla çoğaltılması üretici gelirlerini artıracak, gençleri tarımda tutacak en önemli yoldur” ifadelerini kullandı.