Çeltik üretiminden meyveciliğe, ihracattan kredi sistemine kadar birçok konuda dikkat çeken açıklamalar yapan Başkan Şen, özellikle su yönetimi konusunda taviz vermeyeceklerini belirterek, "Bu yıl barajlarımız dolu diye geleceğimizi riske atamayız" dedi.

"Çeltik ekim alanlarını artırmayacağız"

İkinci el otomotivde 6 Ay 6 Bin Kilometre ve İlan Kısıtlaması  ne durumda?
İkinci el otomotivde 6 Ay 6 Bin Kilometre ve İlan Kısıtlaması ne durumda?
İçeriği Görüntüle

Geçtiğimiz günlerde Tarım ve Orman Bakanlığı, çeltik üretiminde uygulanan mesafe şartlarında önemli bir düzenlemeye gitti. Yeni uygulamayla illerde 1.000 metre olan mesafe şartı 500 metreye düşürülürken, mahalle statüsündeki yerleşimlerde ise 500 metrelik sınırın 50 metreye indirileceği açıklandı.

Bu düzenlemenin daha fazla üreticinin çeltik ekebilmesinin önünü açması beklenirken, Bayramiç'te konuya temkinli yaklaşılıyor.

Başkan Mesut Şen, su kaynaklarının korunmasının her şeyden önemli olduğunu belirterek şunları söyledi:

"Çeltik ekiminde mesafe artırım talebinde bulunan çiftçilerimiz oldu. Ancak biz buna izin vermeyeceğiz. Bu sene barajlarımız ve göletlerimiz dolu diye herkes daha fazla alan açmak isteyebilir. Ama bizim görevimiz sadece bu yılı düşünmek değil. Önümüzdeki yılın kurak geçmeyeceğinin hiçbir garantisi yok."

Şen, geçmiş yıllarda yaşanan kuraklığın üreticilere önemli dersler verdiğini belirterek, suyun kontrollü kullanılmasının zorunluluk haline geldiğini ifade etti.

Şen açıklamasında; "Göletlerimiz bugün dolu olabilir ama bu suyu önümüzdeki yıllara da taşıyacak şekilde kullanmamız gerekiyor. İşimizi sağlama alacağız. Suyu tüm üreticilerimize adil ve eşit şekilde dağıtacağız. Bizim önceliğimiz budur,” dedi.

"Çiftçinin morali bozuk ama üretmekten vazgeçmeyeceğiz"

29 Haziran'da sona erecek Toprak Mahsulleri Ofisi'nin arpa ve buğday alımları öncesinde de değerlendirmelerde bulunan Başkan Şen, çiftçilerin yaşadığı en büyük sorunların; artan üretim maliyetleri olduğunu söyledi.

Kaleninsesi'ne ulaşan birçok üretici; gübre, ilaç, mazot ve diğer girdi maliyetlerinin üretimi ciddi şekilde zorlaştırdığını dile getirirken, Şen de bu sıkıntıların farkında olduklarını belirtti.

Şen bu konuda; "Girdi maliyetleri yükseldi, desteklemeler ise düşük kaldı. Çiftçimizin yaşadığı sıkıntıları biliyoruz. Ancak üreticimizin umudunu kaybetmemesi gerekiyor,” ifadelerini kullandı.

Dünyanın pandemi sonrasında ekonomik olarak zorlu bir süreçten geçtiğini vurgulayan Şen, yalnızca Türkiye'nin değil birçok ülkenin benzer sorunlar yaşadığını söyledi.

"Ben de meyve üreticisiyim, maliyetlerimizi karşılayamıyoruz"

Kendisinin de üretici olduğunu hatırlatan Başkan Şen, meyvecilikte yaşanan tabloyu örneklerle anlattı.

"Ben de meyve ekiyorum. Bu yıl Kirazın kilogram fiyatı 25 lira konuşuluyor. Bu fiyat maliyetleri bile karşılamıyor. Ama seneye ekmeyelim mi? Mecbur ekeceğiz. Çünkü biz çiftçiyiz. Üretmeye devam edeceğiz. Devletimiz büyük."

Üretimin durmasının Türkiye açısından çok daha büyük sorunlara yol açacağını ifade eden Şen, tarımdaki yaş ortalamasının da her geçen yıl yükseldiğine dikkat çekti.

"Bugün tarım yapan insanların yaş ortalaması 55-60 seviyesinde. Bu yaş grubundaki insanlar artık zorlanıyor. Eğer üretim burada da azalırsa ileride çok daha büyük sıkıntılar yaşarız. “şeklinde çarpıcı açıklamalarda bulundu.

"Gençleri mutlaka yeniden tarıma kazandırmalıyız"

Tarımın sürdürülebilirliği için genç nüfusun sektöre yönlendirilmesi gerektiğini belirten Başkan Şen, yürütülen projelerin temel hedeflerinden biri olarak; "Projelerimizle genç nüfusu yeniden üretime çekmeye çalışıyoruz. Bu işten para kazanılıyor. Gençlerin de bunu görmesi gerekiyor." Dedi.

"En büyük tehlike tarımın büyük şirketlerin eline geçmesi"

Başkan Şen'e göre Türkiye'nin en büyük risklerinden biri, küçük aile işletmelerinin zamanla büyük şirketler karşısında rekabet edemez hale gelmesi.

"Asıl en büyük sorun tarımın büyük şirketlerin eline geçmesi olur. Çok büyük ölçekli şirketlerle aile işletmeleri rekabet edemez."

Şen, büyük şirketlerin önceliğinin iç piyasa yerine ihracat olacağını belirterek "Tarım mutlaka aile işletmelerinin elinde kalmalı. Büyük şirketler daha çok dış pazarı tercih eder. Bu da iç piyasada ürünün azalmasına ve fiyatların yükselmesine neden olur. Gıdayı tekelleştirmememiz gerekiyor. Küçük aile işletmeleri mutlaka desteklenmeli." ifadelerini kullandı.

"Tarım sadece enflasyon rakamlarıyla değerlendirilmemeli"

Tarım sektörünün yalnızca enflasyon üzerinden değerlendirilmesini doğru bulmadığını söyleyen Başkan Şen, üretimin stratejik bir alan olduğunun altını çizdi. Açıklamasında; "Tarım sadece enflasyon oranlarıyla değerlendirilemez. Üretimin devam etmesi ülke güvenliği açısından da önemlidir,” dedi.

"İhracatçımız kur baskısı nedeniyle rekabet edemiyor"

Meyve üreticisinin beklediği kazancı elde edemediğini söyleyen Başkan Şen, bunun en önemli nedenlerinden birinin döviz kuru olduğunu savundu.

İhracat firmalarının uluslararası pazarlarda rekabet etmekte zorlandığını ifade eden Şen, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Doların baskılanması üreticimizin dış pazara ürün göndermesini zorlaştırıyor. Eğer ihracat artarsa üretici de kazanır."

Şen'e göre ihracatın güçlenmesi için döviz politikasının üreticiyi destekleyecek şekilde yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.

"Kiraz 200 liraya satılıyor ama üreticiden 70 liraya alınıyor"

Meyve üreticisinin yaşadığı gelir kaybını kiraz örneğiyle anlatan Başkan Şen, üretici ile tüketici fiyatı arasındaki farkın her geçen gün büyüdüğünü söyledi.

"Kiraz pazarda 200 liraya satılıyor. Ama üreticiden 70 liraya alınıyor. Üstelik kirazın sadece toplama maliyeti bile yaklaşık 70 lira. Gübre, ilaç, sulama ve diğer giderleri eklediğinizde üreticinin elinde ciddi bir kazanç kalmıyor,” diyerek üreticinin yaşadığı sıkıntıları gözler önüne serdi.

"Küçük üretici kazanırsa şehirdeki vatandaş da kazanır"

Başkan Şen, küçük üreticinin desteklenmesinin yalnızca çiftçiye değil tüketiciye de doğrudan katkı sağlayacağını ifade etti. Şen bu bağlamda; "Bizim çiftçimiz kazandığı parayı yine bu ülkeye harcıyor. Ev alıyor, traktör alıyor, çocuğunu okutuyor. Küçük işletmeler desteklenirse büyük şehirlerde yaşayan vatandaş da daha uygun fiyatla meyve ve sebzeye ulaşabilir." Dedi.

Toplumda büyük şirketlerin daha ucuza üretim yaptığı yönünde yanlış bir algı bulunduğunu söyleyen Şen, bunun tam tersinin yaşanabileceğini dile getirdi.

"Büyük şirketler iç pazarı yeterli görmeyip daha fazla ihracata yönelir. Bu durumda iç piyasadaki ürün azalır ve vatandaş daha pahalı ürün tüketmek zorunda kalır."

"Ziraat Bankası çiftçinin en büyük destekçisi ama uygulamalarda sorunlar var"

Başkan Şen, Ziraat Bankası'nın tarım sektörü için vazgeçilmez bir kurum olduğunu belirtirken, kredi uygulamalarında üreticiyi zorlayan bazı süreçlerin bulunduğunu söyledi.

Şen eleştirisini; "Ziraat Bankamız çiftçimizin en büyük destekçilerinden biri. Ancak bazı uygulamalar üreticiyi gerçekten zorluyor. Özellikle ipotek uygulamasında Çiftçi 1 milyon lira kredi kullanacaksa karşılığında bazen 10 milyon liralık 5 adet tarla ipotek ediliyor. Bu doğru değil. Vatandaş tüm arazisini tek bankaya ipotek etmek zorunda kalmamalı. “şeklinde dile getirdi.

"Kredisi çıkıyor ama parasını hemen kullanamıyor"

Şen, kredi onayı alan üreticilerin de yeni bir bekleme süreciyle karşı karşıya kaldığını belirtti.

"Vatandaş zaten kredi başvurusunda belli bir süre bekliyor. Kredisi onaylandıktan sonra da paranın 15 gün ya da 1 ay hesapta tutulması isteniyor. Oysa üretici o paraya acil ihtiyaç duyduğu için kredi çekiyor."

Bu uygulamaların üreticiyi daha da zor durumda bıraktığını belirten Başkan Şen, kredi süreçlerinin daha hızlı ve daha esnek hale getirilmesi gerektiğini söyledi.

"Herkes işini en doğru şekilde yapmalı"

Röportajın sonunda üretimin sürdürülebilirliği için tüm kurumların ortak hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Şen, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:

"Herkes işini en doğru şekilde yapmalı. Biz de üreticilerimizin sesi olmaya, doğruları dile getirmeye devam edeceğiz. Çünkü güçlü tarım, güçlü Türkiye demektir"

Muhabir: SÜHA PARMAKSIZ