Mahmut Başkan, en zor dönemde görev almış ve hatta teşkilat yapısını iyi bilen bir isim olarak duruşu bozmayan karakterde bir isim. Kendisini iyi tanırım. İyi bir ekiple eksik, yarım kalan işleri toparlar.
Ancak kutuplaşmaya yönelik hizipleşme engelleri karşısına çıkarılmazsa…
Umarım bazılarının eski hastalıkları nüksetmez…
ATAMALAR-MİLLET-KAŞDEMİR
Çanakkale bürokrasisinde kadrolar değişiyor adeta sonbahar yaprakları gibi savrulmalar yaşanıyor. Bu değişikliklerden bir kısmının daha önceden gerçekleşmesi ihtimali hep vardı.Özellikle 7 Haziran seçimi olmadı, 1 Kasım sonrası gündemde yerini koruyordu.
Vali değişikliği ile başlayan görevlendirmelerde önce Emniyet Müdürü Yılmaz Özden , arkasından SGK İl Müdürü Basri Tümsek, en sonunda da Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı Mehmet Gürkan, gönderildi. Tümsek’in yerine; Hilmi Ercan, Gürkan’ın yerine İsmail Kaşdemir getirildi.
Bu atamalarda en dikkat çekeni şüphesiz Alan Başkanlığı oldu. Mehmet Gürkan, başından beri her ne sebepse Çanakkale bütünüyle entegre olamadı, Çanakkale’yi Gürkan’a alışamadı. Başta da Gelibolu Tarihi Alanında yaşayan halk, muhtarlar ve Eceabat Belediye Başkanı Adem Ejder.
Gürkan ile yakınmalar sadece yöresel kalmadı Özel İdare gibi yatırımcı kuruluşun çalışmaları da sürekli mevzuat nedeniyle engellendi veya geciktirildi. Toplumsal hizmet karşılığı bulunan Sağlık Ocağı yapımı bile gitti-geldi. Dönemin Valisi Hamza Erkal sorumluluğu üstlendi, yapım izninin altına imzayı attı.
Eceabat’ta sanki iki başlı yönetim varmış gibi hareket edildi.Yerel sorumluluk taşıyan Belediye Başkanı Adem Ejder’in eli kolunu bağlayan öyle şeşler yaşandı ki, İlçenin merkezine kurulmak istenen amfi tiyatro bile savaşlarla hiçbir ilgisi olmayan binaya tarihsel konumla sit engeli konuldu. İhtarnameler v.s, sonucu bilmiyorum.
Özetlemeye çalıştığım bu nedenler doğal olarak icra organı sorumluluğunu paylaşan iktidar partisinin milletvekillerini ve hatta bakanlığı rahatsız etmeye başladı. Düzeltilme yoluna gidilmeyince sözleşme akti fesh edilip yenilenmedi ve 24. Dönem Çanakkale Milletvekili olarak görev yapan, Gençlik Spor Bakanlığı Müşaviri İsmail Kaşdemir Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığına getirildi.
Değişiklikler ihtiyaçtan kaynaklı olması gereken olağan değişimler, kabulümüz ancak gelenin, gideni aratacak tarzda iş yapılmaması gerekiyor.
Öncelikle millet, yani halk.
Ak Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ne diyor? “Millet baş tacımız.” Cumhurbaşkanı, Başbakan ne diyor “Millet.” Halkı üzmeyeceksin. Milletin yararına olan işler yapacaksın. Bürokratik oligarşi düzeni eğer sürdürme kararlılığında olan varsa “yollarımız ayrılır”, millet kavramının özeti…
Çanakkale evladı olarak sayın Kaşdamir’e yeni görevinde başarılar diliyorum hayırlı olsun ancak küçük bir hatırlatma yapmadan geçemeyeceğim. Sayın Kaşdemir; yeni görevinizde eğer vekillik dönemindeki performansı ortaya koyacaksanız, siyasetin tahammülü de bir yere kadar olur. Yaşanmış deneyimlerle bunu en iyi bilen siz olmalısınız…
İSKELE MEYDANI TARTIŞMASI
Çanakkale’de İskele Meydanına isim verilmesi konusundaki tartışmalara Kent Konseyi de katıldı.
Kasım ayı konusunda Belediye Meclisi’nin gündemine gelecek isim değişikliği ancak öncesi Kent Konseyi Başkanı çıkıp bir hatırlatma yapıyor.
Gezi Parkı olayları sonrası da isim değişikliğinin gündeme geldiğini, referandum sonuçları, rapor v.s birçok konuya dem vuruyor başkan. Gezi ile 15 Temmuz’u kıyaslayan bir üslup tarzı hemen göze çarpıyor.
15 Temmuz’da FETÖ’nün cunta kalkışması ile bir tutulabilir mi Gezi Parkı? En azından kitlesel tepkinin çoğunluğu ve kapsama durumu. Gezi’nin nereden çıktığını, nedenlerini, altında yatanı herkes biliyor o yüzden tekrar etmeye gerek yok ancak 15 Temmuz, Türkiye’de rejim değiştirmeye ve hatta sömürge ülke haline dönüştürme çabası, milli iradenin yaşatıldığı TBMM’ye yönelik bombalı saldırı, Türkiye’nin Cumhurbaşkanına yönelik suikast girişimi gibi toplumu 7’den 70’şe ilgilendiren hain planın yaşandığı gece.
Çanakkale’de halkın reaksiyonu Taksim’den savrulan esintinin parçası değildi ki. Unutulmasın ;FETÖ cunta kalkışması planının bir parçası da Çanakkale’de sahnelenmek istendi. İlk gözaltına alınan cunta destekçisi kimdi, hatırlayın… Boğazda gemiler keyfi olarak mı açığa demir attırıldı? Kalkışma gecesi bir hatırlayın Çanakkale’de olup bitenleri..
İskele Meydanında 27 gece tutulan demokrasi meydanında geziciler gibi Çanakkale dışından getirilen İl liderleri yoktu. Halk vardı. Ak Partili, CHP’li, MHP’li siyasi kimlikler öne çıkarılmadan herkes vardı. İskele’de tutulan demokrasi nöbetini gezi ile nasıl karşılaştırabiliriz. Ruhu, amacı, özelliği birbirinden o kadar farklı ki..
Yerel medya ilk kez fikir birliği içinde milli egemenliğe sahip çıkan yayınlar yaptı. Gezi olaylarında yerel medyada böyle bir bütünlük var mıydı? Demokrasi nöbeti tutan Çanakkale halkı, mahalle araları yürüyüşler düzenleyip bebekleri, yaşlıları, hastaları rahatsız etti mi?
Nasıl karşılaştırırsınız 15 Temmuz ile Gezi’yi?
KÖPRÜ ÜZERİNE
CHP Milletvekili Muharrem Erkek, sosyal medya hesabından paylaşıyor” Sayın Başbakan Çanakkale Köprüsü'ne ithafen ‘Çanakkale geçilir oldu’ demiş. Hükümet, Çanakkale’yi ancak ulaşım olanakları açısından geçilir yapabilir. Yoksa Çanakkale’deki Atatürk sevgisini, savaştan kardeşlik çıkaran barışı ve demokrasi aşkını hiç kimse geçemez. Bu anlamda, 1915’te olduğu gibi, Çanakkale geçilmez olmaya devam etmektedir ve sonsuza kadar da öyle olacaktır.”
Ne kadar trajikomik bir durum…
Eğer bütün marifet sözlerin bütününde cımbızlama ise buyurun geçmişe yolculukta aklımızda kalan;
Türkiye’nin Suriye sınırında PKK’nın uzantısı PYD’yi komşu görmeyi arzu ettiğini söyleyen kimdi ?
Başbakanın ‘Çanakkale’yi geçilir’ kılma adına söylediği sözü anlamak için Atatürk’ün Türkiye’yi muasır, çağdaş, uygar, medeniyet hedefine taşımaya ilişkin sözlerini açıp birkez daha okumak gerek…
Son 14 yılda Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal’in ‘Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum” komutunu verdiği Gelibolu Yarımadası’na yapılanlara bakmak, Başbakanı anlamaya yeter sanırım…