Kaleninsesi ← Ana Sayfa
Eğitim

Okullar açılmadan önce mental hazırlık şart!

✍️ SÜHA PARMAKSIZ 📅 31 Ocak 2026 12:46 👁️ 47 görüntüleme

İlk, orta ve lise kademesindeki öğrenciler, yarıyıl tatilinin ardından okula dönmeye hazırlanıyor.

Okul zilinden önceki 48 saatin zihinsel hazırlığın somutlaştırılması gereken belirleyici bir evre olduğunu söyleyen İstanbul Atlas Üniversitesi’nden Uzman Klinik Psikolog Banu Dirice Karcı, ev içinde okul saatlerine benzer bir kahvaltı ve yemek saati düzenine geçmenin, erken uyumanın ve akşam saatlerinde ekran kullanımının sınırlandırılmasının okula zihinsel olarak hazırlanmaya katkı sağlayacağını söyledi.

İstanbul Atlas Üniversitesi’nden Uzman Klinik Psikolog Banu Dirice Karcı, iki haftalık sömestr tatilinin sona ermesinin ardından okula uyum sürecine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Geçiş dönemi zorluğu yaşanabilir

İki haftalık bir aradan sonra okulun kurallı yapısına dönmenin, çocuklarda konfor alanından çıkmanın yarattığı doğal bir direnç oluşturabileceğini belirten Banu Dirice Karcı, “Bu süreçte çocuklarda ‘okula gitmek istememe, ‘odaklanma güçlüğü’ veya sabahları görülen ‘aşırı isteksizlik’ en sık rastlanan durumlardır. Bazen bu psikolojik süreç; karın ağrısı, mide bulantısı veya baş ağrısı gibi bedensel şikayetlerle (psikosomatik belirtiler) kendini gösterebilir. Ebeveynler bu tepkileri, birer disiplin sorunu veya şımarıklık olarak değil, çocuğun yeni düzene alışmaya çalışırken yaşadığı bir ‘geçiş dönemi zorluğu’ olarak görmeli ve sabırlı bir tutum sergilemelidir” tavsiyesinde bulundu.

Uyku saati erkene çekilmeli

Okula alışma sürecinde uyku düzeninin sağlanmasının önemli olduğunu belirten Banu Dirice Karcı ,“Uyku düzeni, sadece fiziksel bir dinlenme süreci değil, çocuğun gün içinde karşılaştığı duygusal stresle başa çıkma kapasitesini belirleyen en temel unsurdur. Tatil sonrası uykusuz kalan bir çocukta gözlemlenen huzursuzluk ve tepkisellik, aslında yorgun düşen sinir sisteminin bir savunma mekanizmasıdır. Bu noktada uyku saatini kademeli olarak erkene çekmek ve uyku öncesinde çocukla yapılacak samimi, sakin sohbetlerle günün değerlendirmesini yapmak, zihninin yeni güne karşı güvende ve hazır hissetmesini sağlar” dedi.

İlk hafta uyum sürecine odaklanılmalı

Okula adaptasyonu kolaylaştırmak adına, ilk hafta akademik performanstan ziyade okula uyum sürecine odaklanılması gerektiğini vurgulayan Banu Dirice Karcı, “İlk hafta çocuğun bilişsel kapasitesini zorlamadan rutinlere dönüşü desteklenmelidir. Buna ek olarak, yeni dönemde işlenecek konulara dair yapılabilecek ufak ve keyifli ön hazırlıklar, akademik bir baskıdan ziyade zihinsel bir ‘ısınma turu’ işlevi görerek çocuğun derslere karşı yabancılık çekmesini önleyecektir” diye konuştu.

Teknoloji ve ekran kullanımı sınırlı ve kontrollü olmalı

Genel olarak teknoloji ve ekran kullanımının sınırlı ve kontrollü şekilde olması gerektiğini kaydeden Banu Dirice Karcı, “Bu süreçte de teknoloji ve ekran kullanımını kademeli olarak azaltmak, beynin dopamin dengesini koruyarak odaklanma becerisini arttırır. Özellikle, akşam saatlerinde ekran kullanımını sınırlayıp ev içi uyaranları düşürmek, beyindeki kaygı seviyesini azaltarak çocuğun ertesi günün sorumluluklarını birer tehdit olarak değil, yönetilebilir görevler olarak algılamasına olanak tanır” dedi.

48 saat önceden zihinsel hazırlık yapılmalı

​Okula başlamadan birkaç gün önce evde yapılabileceklere de değinen Uzman Klinik Psikolog Banu Dirice Karcı, “Okul zilinden önceki 48 saat, zihinsel hazırlığın somutlaştırılması gereken belirleyici bir evredir. Ev içinde okul saatlerine benzer bir kahvaltı ve yemek saati düzenine geçmek, biyolojik hazırlığı başlatır. Çantanın birlikte düzenlenmesi veya okul kıyafetleriyle birlikte kullanılacak küçük bir kişisel aksesuarın (sevdiği bir çanta süsü, toka veya saat gibi) seçimi türünden hazırlıklar, beynin ‘hazırlık’ moduna geçmesini sağlayan önemli sinyallerdir” diye konuştu.

Yoğun tempodan şikâyet edilmemeli

Ebeveynleri kaygılarını çocuğa hissettirmemesi gerektiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Banu Dirice Karcı, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu evrede en kritik nokta, ebeveynlerin kendi kaygı ve yakınmalarını çocuğun yanında dile getirmemesidir. Yetişkinlerin okulun getirdiği yoğun tempodan şikâyet etmesi, çocuğun okulu bir "yük" olarak kodlamasına neden olabilir. Ayrıca bu süreçte başvurulan ‘tatil bittiği için üzülme’ gibi duyguları baskılayıcı söylemler yerine; çocuğun duyguları ifade etmesine izin verilmeli, sonrasında okulda özlediği bir arkadaşını veya sevdiği bir aktiviteyi hatırlatmak gibi pozitif bir odak noktası oluşturulmalıdır. Unutulmamalıdır ki; tatilin bittiğine değil, okulun sunduğu sosyal kazanımlara, yeni keşiflere ve bireysel başarı duygusuna vurgu yapan dürüst bir iletişim dili, öğrencinin psikolojik dayanıklılığını pekiştirerek süreci bir krizden gelişim fırsatına çevirecektir.”

İlgili Haberler

2026-KPSS lisans sınavına 1 milyon 708 bin 329 aday katıldı!
16.09.2026
2026 KPSS Lisans iptal mi oldu? ÖSYM açıkladı: 392 aday için yeniden sınav
16.09.2026
Çanakkale dahil Okul kantinlerinde yeni dönem: Bu yiyecek ve içecekler artık satılmayacak
16.09.2026
Biga’da Örtülüce Köyü velileri Kaymakam Kayabaşı ile görüştü
16.09.2026
ÇOMÜ’de Yapı Yüzeyi Tasarım Teknikerliği Programı’nda ilk ders heyecanı
16.09.2026
Deniz; "Yarınlarımızı inşa edecek evlatlarımızın yanındayız"
16.09.2026
ÇOMÜ Tıp Fakültesi’nde önlük heyecanı
16.09.2026
ÇTB'den eğitime destek!
15.09.2026
ÇYDD’den öğrencilere burs desteği: Başvurular 14-20 Eylül’de
15.09.2026
Bayramiç Kazdağları Yörükleri Derneği’nden yeni eğitim yılı mesajı
15.09.2026
ÇTB'den öğrencilere kırtasiye desteği!
14.09.2026
İlköğretim Haftası coşkuyla kutlandı
14.09.2026
Çanakkale’de 2026-2027 Eğitim Yılı Coşkuyla Başladı
14.09.2026
Kampüs-Köy ile ÇOMÜ “Yangından yapay zekâya köylerin hayatına dokunacak”
14.09.2026
Şadan Doğan; "Eğitim yatırımlarımızın takipçisi olmaya devam edeceğiz"
14.09.2026
Eğitim-Bir-Sen'den yeni eğitim-öğretim yılı açıklaması
13.09.2026