Yaşam

Abdullah Deniz: “Ben Çanakkale’nin 2 Bin Yıllık Hakkını İstiyorum”

Çanakkale Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Deniz, Kaleninsesi’ne özel açıklamalarında kentin yaşam kalitesinden Boğaz ve liman ekonomisine, turizmden tarımsal üretime, jeotermal sera yatırımlarından yenilenebilir enerjiye kadar birçok başlığı değerlendirdi. Çanakkale’nin sahip olduğu doğal, tarihi ve ekonomik potansiyelin kent halkına daha güçlü yansıması gerektiğini söyleyen Deniz, özellikle deniz ticaretine dikkat çekerek, “Ben Çanakkale’nin 2 bin yıllık hakkını istiyorum” dedi.

Çanakkale Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Deniz, kentin sahip olduğu imkânların daha etkin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çanakkale’de yaşamayı bilinçli olarak tercih ettiğini belirten Deniz; yaşam kalitesi daha yüksek, ekonomik gücünü artıran, turizm ve tarımdaki potansiyelinden daha fazla yararlanan bir kent görmek istediğini ifade etti.

“Bir Daha Dünyaya Gelsem Yine Çanakkale’de Yaşamak İsterim”

Çanakkale’de yaşamayı bilinçli olarak tercih ettiğini belirten Abdullah Deniz, kent yaşamında özgürlük kadar insanların birbirine duyduğu saygının da önemli olduğunu söyledi. “Zaten hayalimde olduğu için Çanakkale’de yaşıyorum. Çanakkale daha rahat bir şehir olabilir. Her şey özgürlük değil. Senin rahatsız olduğun yerde benim özgürlüğüm bitiyor zaten.” Yaşam kalitesinin yükseltilmesinin yalnızca kentin doğal güzellikleriyle mümkün olmayacağını belirten Deniz, altyapı ve üstyapının güçlendirilmesi, ulaşımın rahatlatılması ve kent içindeki yaşamı kolaylaştıracak yatırımların artırılması gerektiğine dikkat çekti.

Büyükşehirlerle birebir bir karşılaştırma yapmadığını ancak Çanakkale’nin kendi ölçeğinde daha konforlu ve düzenli bir şehir olabileceğini ifade eden Deniz, kentin Boğazı ve dağlarıyla zaten çok önemli bir doğal avantaja sahip olduğunu söyledi. “Ben çok daha yaşam kalitemizin yüksek olacağı bir şehir istiyorum. Benim Çanakkale’mde de boğazım vardır, bir de dağım vardır. Allah zaten o güzelliği vermiş. Bir daha dünyaya gelsem yine Çanakkale’de yaşamak isterim. Ama Çanakkale’yi de güzelleştirecek olan bizleriz.”

“Ben 2 Bin Yıllık Hakkımı İstiyorum”

Çanakkale’nin sahip olduğu ekonomik değerlerden yeterince yararlanamadığını savunan Deniz’in üzerinde durduğu başlıklardan biri Boğaz ve limanlar oldu. Kentin yaklaşık 2 bin yıl önce dahi birden fazla limanın faaliyet gösterdiği önemli bir ticaret merkezi olduğunu hatırlatan Başkan Deniz, bugün aynı potansiyelin ekonomik karşılığının alınamadığını belirtti. “Çanakkale olarak hakkımızı alamadığımızı söylüyorum. Ben 2 bin yıllık hakkımı istiyorum. Ben Cumhuriyet döneminden beri demiyorum. İki bin yıl önce burada üç tane, dört tane liman çalışırken şu anda ben bir tane limanı çalıştırıyorum. İçimi acıtan bu.”

Çanakkale Boğazı’ndan geçen ticari gemilerin oluşturduğu ekonomik hareketliliğin kent halkına da katkı sağlaması gerektiğini savunan Deniz, gemi geçişlerinden elde edilecek küçük bir payın dahi Çanakkale açısından önemli bir kaynak oluşturabileceğini söyledi. Başkan Deniz, bu ekonomik değerin kentte yaşayanlara dönmesi gerektiğini belirtirken, kenti temsil eden yerel yöneticiler ile milletvekillerine de sorumluluk düştüğünü ifade etti. Seçilmiş isimlerin önceliğinin kendilerine değil, Çanakkale halkına hizmet etmek olması gerektiğini ifade etti. Boğaz’dan ve kentin ticari potansiyelinden Çanakkale halkının daha fazla pay almasının sağlanması gerektiğini söyleyen Abdullah Deniz, bu noktada belediye başkanından milletvekillerine ve kentin kurumlarının yöneticilerine kadar geniş bir sorumluluk alanına dikkat çekti.

Deniz, kent adına görev yapan isimlerin esas görevinin Çanakkale’nin ekonomik çıkarlarını gözetmek ve elde edilen imkânları halkın yararına dönüştürmek olduğunu belirterek, seçilmiş yöneticilerin kendilerine değil, halka hizmet etmesi gerektiğini ifade etti.

Çanakkale’nin yalnızca Boğaz’a sahip olmasının yeterli olmadığını belirten Başkan Deniz, bu coğrafi avantajın ticaret, gelir ve kent ekonomisi açısından somut bir karşılık üretmesi gerektiğini savundu.

“Çanakkale’nin Esintisine, Suyunun Serinliğine Aşıksan Geleceksin”

Çanakkale turizminin kentin kendi özellikleri üzerinden ele alınması gerektiğini belirten Abdullah Deniz, serin denizi ve rüzgârının bazı ziyaretçiler için dezavantaj olarak görülebileceğini ancak Çanakkale’yi farklılaştıran özelliklerin de bunlar olduğunu söyledi. “Çanakkale kimine göre çok iyidir, kimine göre çok kötüdür. Denizi soğuktur. Birisi sıcak deniz arar, Çanakkale esintili bir yer. Çanakkale’nin esintisine, suyunun serinliğine aşıksan geleceksin.”

Kentte turizm sezonunun kısa sürdüğüne dikkat çeken Deniz, tarihi değerlerin yanı sıra deniz, doğa ve spor turizminin birlikte değerlendirilmesiyle sezonun uzatılabileceğini ifade etti. “Çanakkale’de turizm kısa sürüyor. Ama bunu uzatmak bizim elimizde. Çünkü bizim Çanakkale’nin tarihi var. Sörfü var. Çanakkale’yi çok amaçlı kullanmak lazım.”

“Gönül İster Ki İki Üç Tane Daha Otelimiz Olsun”

Turizmin gelişmesiyle birlikte kentin konaklama kapasitesinin de artması gerektiğini belirten Deniz, Çanakkale’de yapılan nitelikli otel yatırımlarını olumlu bulduğunu ancak seçeneklerin çoğalması gerektiğini söyledi. “Gönül ister ki iki üç tane daha otelimiz olsun. Toplantılar yapılabilsin.”

Çanakkale’ye gelen ziyaretçilerin kentten memnun ayrılmasının tanıtım açısından önemli olduğunu belirten Başkan Deniz, iyi bir turizm deneyiminin en güçlü reklam araçlarından biri olacağını söyledi. “Çanakkale’ye gelen misafirlerimizi, turistlerimizi en iyi şekilde ağırlamak isteriz. Rahat etmelerini sağlamak isteriz. Çanakkale’ye gelmişken memnun dönmelerini, anlatmalarını isteriz.” Ziyaretçilerin kendi çevrelerine Çanakkale’yi tavsiye etmesinin kentin tanıtımına doğrudan katkı sağlayacağını ifade eden Deniz, “Reklamımızı biz değil de en iyi reklamı kendileri yapsın isteriz. ‘Çanakkale hakikaten çok güzel bir memleketmiş, size de tavsiye ederim’ desinler. Bunu sağlamamız gerekiyor” dedi.

“Polatlı’dan Taşı, İthal Buğday Al, Taşı”

Çanakkale’nin tarımsal çeşitlilik açısından önemli bir avantaja sahip olduğunu belirten Abdullah Deniz, kentin kendi üretim kapasitesinden daha fazla yararlanması gerektiğini söyledi. Buğday üretimi üzerinden örnek veren Deniz, Çanakkale’de yetiştirilebilecek ürünlerin başka kentlerden veya ithalat yoluyla getirilmesinin ek nakliye ve maliyet oluşturduğuna dikkat çekti. “Polatlı’dan git taşı, ithal buğday al, taşı. Bu da seni kurtarmıyor.”

Abdullah Deniz, Çanakkale’nin sahip olduğu coğrafi ve tarımsal çeşitliliğin üretime daha güçlü biçimde yansıtılması gerektiğini belirterek, kentin dışarıdan ürün taşımak yerine kendi üretim gücünü artırması gerektiğini savundu. Çanakkale domatesinde üreticilerin karşılaştığı sorunlara da değinen Deniz, özellikle Tuta zararlısı nedeniyle sık ilaçlama yapılmak zorunda kalındığını söyledi. “Tuta denilen hastalık başladığından dolayı sürekli iki üç günde ilaç atılıyor. Domatesin de raf ömrü iyi değil. Ama bugün devlette çare bitmez.”

Başkan Deniz, bu noktada Ayvacık ve Gülpınar bölgesinde planlanan jeotermal kaynaklı sera yatırımına dikkat çekti.

“Geçen Hafta Ankara’daydım”

Jeotermal kaynaklı sera projesinin finansmanı ve yatırım programına ilişkin temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya gittiğini belirten Deniz, yatırımın milyarlarca liralık bir büyüklüğe ulaşacağını söyledi. Projenin finansmanında hibe desteği ile uzun vadeli ve düşük faizli kredi imkânlarının bulunduğunu dile getiren Başkan Deniz, yatırımın bir an önce hayata geçirilmesini istediklerini kaydetti. “Onun ödenekleri için geçen hafta Ankara’daydım. 4 milyar 300, 4 milyar 500 milyon gibi bir rakamın yatırım programına alınmasını bekliyoruz. Paranın yüzde 40’ı hibe, diğer kısmında da yedi yıl, çok düşük bir faizle ödeme imkânı var.”

Altyapı çalışmalarının tamamlanmasının ardından üretime geçilmesini hedeflediklerini söyleyen Deniz, bölgenin sıcak su kaynağı bakımından önemli bir avantaja sahip olduğunu belirtti. “Bir an önce oraya başlayıp iki yılda, en geç üç yıl içinde oranın teraslamasını, istinat duvarlarını, altyapısını yapıp bir an önce seralarımızı kurmak istiyoruz. Zaten sıcak suyumuz var. Isınma gibi bir derdimiz yok.”

“Domates de Olabilir, Biber de, Patlıcan da, Çiçek de”

Jeotermal sera alanında yalnızca tek ürüne bağlı kalınmaması gerektiğini söyleyen Deniz, farklı ürün gruplarının yetiştirilebileceğini belirtti. “Orada çıkartacağımız domates, biber, patlıcan veya farklı ürünlerimiz, çiçek olabilir, başka işler olabilir. Bunu halka arz edip hem İstanbul’a nakliyesi daha düşük hem kalitesi daha yüksek bir ürün sunacağız.”

Üretimin artmasının Çanakkaleli üreticinin gelirine de katkı sağlaması gerektiğini belirten Deniz, “Hem milletimizin hem Çanakkale’de üretim yapan insanların para kazanmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Seralarda yetiştirilecek ürünlerin raf ömrünün daha uzun olmasının önemli olduğunu ifade eden Başkan Deniz, ilaç kalıntısının azaltılmasının da ürün kalitesi ve insan sağlığı açısından önem taşıdığını söyledi.

Çanakkale’nin Tarımsal Çeşitliliğine Dikkat Çekti

Çanakkale’nin tarımsal gücünde yalnızca toprağın değil, güneşin, rüzgârın, Kazdağları’nın ve Boğaz’ın oluşturduğu iklim yapısının da etkili olduğunu belirten Deniz, bu koşulların ürünlerin aroma ve kalitesine yansıdığını ifade etti. “Çanakkale’nin güneşiyle, Kazdağı’nın, Boğazımızın esintisiyle ürünlerin ve aromasının mükemmel olduğunu biliyoruz.” Kentte çok sayıda farklı ürünün yetiştirilebildiğine dikkat çeken Deniz, Kıta Avrupası’nda yetiştirilebilen ürünlerin çok büyük bölümünün Çanakkale’de de yetiştirilebildiğini söyledi. “Kıta Avrupası’nın yetiştirdiği 200 ürünün 180’den fazlasını biz Çanakkale’de yetiştiriyoruz. O yüzden yaşadığımız yerin, özellikle Çanakkale’nin ve Türkiye’mizin kıymetini bilen vatandaşlardan olmalıyız.”

“Rüzgârımız, Güneşimiz Varken Önce Temiz Enerjiyi Kullanmalıyız”

Gökçeada üzerinden gündeme gelen rüzgâr enerjisi yatırımlarını da değerlendiren Abdullah Deniz, Çanakkale’nin coğrafi konumu nedeniyle önemli bir rüzgâr potansiyeline sahip olduğunu belirtti. “Coğrafya olarak biliyorsun ki biz neredeyiz. Kuzey rüzgârındayız. Biz bu rüzgârı değerlendirmemiz lazım.” Rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından öncelikli olarak yararlanılması gerektiğini savunan Deniz, yer altı kaynaklarının tamamının bugünün ihtiyaçları için tüketilmemesi gerektiğini ifade etti. “Biz rüzgârımız, güneşimiz varken ilk önce bunun gibi temiz enerjiyi kazanıp aşağıdaki madenlerimizi gelecek nesillere de bırakmamız gerekiyor. Çünkü bizim torunlarımıza da o kömür lazım olacak.”

“Kıymetli Madenler İnsan Yaşamına Zarar Vermeden Çıkarılmalı”

Yenilenebilir enerji kaynaklarının öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Deniz, bunun yer altındaki bütün kaynakların kullanılmadan bırakılması anlamına gelmediğini belirtti Türkiye’nin ekonomik ve stratejik gücünün korunabilmesi için bazı kıymetli madenlerin değerlendirilmesi gerektiğini savunan Başkan Deniz, madencilikte temel ölçütün insan yaşamına zarar verilmemesi olması gerektiğini söyledi. “Merkez Bankası’nın kasasının dolu olması için belli madenlerin, kıymetli madenlerin de çıkarılmasını; insan yaşamına zarar vermeden çıkarılmasını sağlamamız lazım.”

Türkiye’nin geçmişte sahip olduğu bazı enerji kaynaklarını tarihsel süreç içerisinde kaybettiğine dikkat çeken Deniz, mevcut kaynakların ülkenin ekonomik ve savunma gücü açısından önem taşıdığını belirterek, “Hem savunmamızın hem milletimizin güçlü olması için Merkez Bankamızın ve milletimizin güçlü olması gerekiyor” dedi.