28 ŞUBAT

Gençlik yıllarımızın en fırtınalı günlerinin yıl dönümü gelip çattı. O günleri, o günlerin yaşanmışlıklarını, acılarını, hüzünlerini ve elbette o neslin onurlu mücadelesini anmadan geçemezdim.

28 Şubat bizim için bir takvim yaprağı değil; yaşanmış bir imtihandır.

Yirmili yaşlarımızda, milyonlarca insanımızla birlikte o sürecin tam ortasındaydık. Üniversite kapılarında, meydanlarda, açıklamalarda; nezaretlerde, basılan “Ocak” ve “Dergâh”larımızda…

Yapılan şey açıktı: Milli iradeyi ve demokratik değerleri postalların gölgesine almak isteyen bir müdahaleydi. Sandığın üstüne gölge düşürmek, milletin tercihine ayar vermek istediler.

Ama mesele sadece siyaset değildi. Mukaddesatçı kesimin kutsallarına karşı yürütülen ideolojik bir baskıydı aynı zamanda.

Başörtüsü üzerinden kurulan yasak, aslında bir hayat tarzını hizaya getirme çabasıydı. Üniversite kapılarında kardeşlerimiz, arkadaşlarımız bekletilirken; “ikna odaları” kurulurken verilen mesaj netti: Ya bize benzersin ya da dışarıda kalırsın.

Bir kesim bunun bin yıl süreceğini sandı. Oysa milletin hafızası güçlüdür. İnancına ve değerlerine uzanan eli unutmaz; zamanı gelince de cevabını verir. 28 Şubat, vesayetin millete çarpıp ilk kez dağıldığı yerdir.

Yeri gelmişken şunu da söyleyeyim:

O dönemleri çağrıştıran hiçbir isim veya sembol hiç bir yerde durmamalı. Bu bağlamda ÇOMÜ Biga İİBF yerleşkesinin ismi değişmeli. Prof.dr. Abdurrahman Güzel Yerleşkesi olmalı. Böylece kapıdan giren baskıyı değil direnişi hatırlar ,üniversite kapıları milletin değerlerine sonuna kadar açık olmuş olur.

Ve tabiki bu milletin inancına rağmen kurulan hiçbir düzenin uzun ömürlü olmayacağını herkeze göstermiş oluruz.