Gündem

“0-7 Yaş Arası Çocukların Zihin Dünyası Dijital İçeriklerle Şekilleniyor"

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi akademisyenlerinden Doç. Dr. Halit Kuşku, son dönemde okullarda artış gösteren saldırı olaylarına ilişkin Kaleninsesi okuyucuları için dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Denizcilik Meslek Yüksekokulu Müdürü olan ve aynı zamanda Tasavvuf Topluluğu Akademik Danışmanlığı görevini yürüten Kuşku, Mesnevi üzerine yaptığı çalışmalarla da biliniyor. Gençlerle kurduğu güçlü iletişim ve sevgi temelli yaklaşımıyla hem üniversite öğrencileri hem de mahalle gençleri tarafından yakından tanınan Kuşku, özellikle dijital oyunların çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerine dikkat çekerek Kaleninsesi’ne çarpıcı açıklamalarda bulundu.

0-7 yaş kişiliğin inşa edildiği kritik dönem”

Okullarda yaşanan şiddet olaylarını erken yaş gelişimi üzerinden değerlendiren Kuşku, çocukluk döneminin belirleyici rolüne işaret etti.

Kuşku, “0-7 yaş aralığı, çocuğun karakterinin, davranış kalıplarının ve zihinsel altyapısının oluştuğu dönemdir. Yani ağacın yön verildiği, bütün kişilik etmenlerinin zihinde oturduğu zaman dilimidir. Bu yaştan sonra edinilen etkiler, mevcut yapının üzerine eklenir ancak ana temel büyük ölçüde oluşmuş olur” ifadelerini kullandı.

Geçmiş kuşakla bugünkü çocuklar arasındaki farkı örneklerle anlatan Kuşku, önceki nesillerin şiddet içerikleriyle daha geç yaşta karşılaştığını belirterek, “Bizim dönemimizde Rambo gibi karakterleri 11-12 yaşından sonra anlayabiliyorduk. O yaşa geldiğimizde kişiliğimizin temeli zaten oturmuştu. Bu nedenle o içerikler doğrudan bir risk oluşturmuyordu” şeklinde konuştu.

“Artık çocukları dijital içerikler yetiştiriyor”

Günümüzde çocukların çok erken yaşta dijital dünyayla temas ettiğini belirten Kuşku, bu durumun ciddi bir kırılma yarattığını dile getirdi. “Bugün en büyük tehlike, özellikle 7 yaşına kadar olan çocukların zihin dünyalarına telefonu ve tabletleri sokmaktır. Siz evde bir çocuk yetiştirdiğinizi düşünüyorsunuz ama aslında o çocuğu siz değil, oynadığı oyunlar, izlediği videolar ve dijital kurgular yetiştiriyor” açıklamasında bulundu.

Bu içeriklerin çocukların düşünce sistemini şekillendirdiğini vurgulayan Kuşku, dijital dünyanın pasif bir araç olmaktan çıktığını söyledi.

“Oyun sektörü çocukların hem zihnini hem parasını hedef alıyor”

Dijital oyun sektörünün ulaştığı ekonomik boyuta dikkat çeken Kuşku, bu alanın aynı zamanda küresel bir etki mekanizmasına dönüştüğünü belirtti.

“Bir çocuk oyununun milyarlarca dolara satılması tesadüf değildir. Bu sadece ekonomik bir büyüklük değil, aynı zamanda çocukların zihinsel dünyasının hedef alındığını gösterir. Yani bu sistem, çocukların hem parasını hem de zihnini alıyor” değerlendirmesinde bulundu. Özellikle açıklamasında; “Öğrendiğime göre; bir çocuk oyunu geçtiğimiz dönem 55 milyar dolara satılmış. Çok büyük bir rakam bir oyun için. Yani demek ki o zaman çocuklarımızdan hem parasını hem zihnini alıyorlar,” diyerek küresel sistemde oyun dünyasının bir proje üzerinden ilerlediğini belirtti. Ülkemizdeki dijital oyunlar için devlet büyüklerinin bu konuda bir girişimde bulunmasının önemli olduğunu altını çizen Kuşku, bu ülkenin milli ve ulusal değerleri üzerinden kahramanlık öykülerini öne çıkaran gerekirse aksiyon dolu oyunların üretilmesi gerektiğini belirtti.

“Şiddet ve ölüm kavramı oyunlarda yeniden tanımlanıyor”

Kuşku, bazı oyunlarda yer alan kurguların çocukların gerçeklik algısını dönüştürdüğünü vurgulayarak dikkat çeken tespitler paylaştı: “Yaptığımız incelemelerde, bazı oyunlarda oyuncunun bir üst seviyeye geçebilmesi için kendi karakterini yok etmesi gerektiğini gördük. Yani ölüm, bir son değil; bir geçiş, bir görev ve hatta bir başarı aracı olarak sunuluyor” dedi.

Bu durumun çocuk zihninde ciddi bir algı kaymasına neden olabileceğini ifade eden Kuşku, “Bu eylemler zamanla normalleşiyor. Hatta en sonunda kendini yok etmenin bir ödül veya kurtuluş olduğu fikri oluşabiliyor” şeklinde konuştu.

Oyunlardan dikkat çeken örnekler

Kuşku, bu tespitlerini bazı oyun örnekleriyle destekledi. Araştırdığı oyunlar arasında; Undertale oyununda “Genocide” rotasında tüm karakterler yok edildikten sonra farklı bir sona ulaşılması gibi bir oyun olduğunu belirtti.

Bir diğer “Suicide Guy” adlı oyunda ilerlemek için karakterin kendini yok etmesi gerektiğini söyledi. Aynı şekilde; “Demon's Souls gibi yapımlarda oyun mekaniklerinin ölüm üzerinden ilerlemesi, Borderlands serisinde “kendini öldür” temalı görevlerin yer alması, Ayrıca PUBG: Battlegrounds gibi popüler oyunlarda da şiddetin başarıyla ilişkilendirildiğine dikkat çekti.

“Bu olaylar başlangıç olabilir”

Okullarda yaşanan saldırı olaylarının nedenine ilişkin değerlendirmesinde Kuşku, çocukların sosyal çevresine dikkat çekti.

“Bugün bu olayların okullarda görülmesinin nedeni, çocukların en yoğun sosyal etkileşimi burada yaşamasıdır. Ancak bu durum kalıcı değildir. Bu içeriklere maruz kalan çocuklar büyüdükçe, olayların farklı sosyal alanlara yayılması da mümkündür” ifadelerini kullandı.

“Çözüm yasaklamak değil, doğru yönlendirmek”

Sorunun çözümüne ilişkin konuşan Kuşku, dijital dünyayı tamamen yasaklamanın gerçekçi olmadığını belirtti.

“Bu hareket artık başlamıştır, tamamen engellenemez. Bu nedenle yapılması gereken, çocuklara doğru içerikleri sunmaktır. Değerler eğitimi, ahlak, sorumluluk gibi kavramlar oyunlaştırılarak çocuklara aktarılabilir” dedi.

“Aile sevgisi en güçlü koruyucu faktör”

Çocukların gelişiminde aile yapısının belirleyici olduğunu vurgulayan Kuşku, sevgi eksikliğinin ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Kuşku, aile içi ilişkinin çocuk üzerindeki etkisine dikkat çekerek sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Çocuğu koruyacak en güçlü şey sevgidir. Şiddetle, baskıyla bu sorun çözülmez. Aile içindeki sevgi bağı ne kadar güçlüyse, çocuk o kadar sağlam bir karakterle büyür. Anne ve babanın birbirine olan sevgisi de çocuk için en önemli modeldir.”