eurocasino

Modabet
Meritroyalbet
Piabet
Slotbar
onwin

manavgat escort

ankara escort

sakarya escort bayan sakarya escort escort sakarya adapazarı escort webmaster forum
izmit escort
taraftarium24

istanbul escort

ankara escort bayan

aksaray haber

Hoşgeldin bonusu
hostalcampoamor mzansixxxporn meetbestpornstars latexfetishwebcamforce oldyounglesbians latinalivecamsforce telefondinlemesi viewporntube.xyz
izmir escort buca escort izmir escort izmir escort bayan izmir bayan escort escort izmir escort izmir denizli escort mersin escort

Zeytinin serüveni (08.02.2021)

Son Güncelleme : 08 Şubat 2021 10:02
Zeytinin serüveni (08.02.2021)

Çanakkale denildiğinde ilk akla gelen ürünlerden biri olan zeytin ve geleneği korunuyor.

Zeytin ve zeytinyağı kültürünün hakim olduğu Çanakkale Bölgesi’nde geleneksel yöntemler terk edilmeye başlandı. Güzellik sırlarından, yemeklere aydınlatmadan şifa sağlayıcı özelliklerine kadar bir çok alanda kullanılan zeytinyağı üretim süreci de modernleşmeye başladı. Modernleşmenin etkisiyle terk edilen geleneksel yöntem ve kullanılan aletler unutulmadı. Küçükkuyu Adatepe Zeytinyağı Müzesi zeytin kültürünü, geleneksel yöntemleri hatırlatarak koruyor. Konuya ilişkin Kaleninsesi Gazetesi’ne müze kuruluş amacı ve zeytinyağına dair değerlendirmelerde bulunan Mustafa Çakılcıoğlu ile yaptığımız röportajı siz değerli okuyucularımızın beğenilerine sunuyoruz.

Zeytin, zeytinyağı ile ne anlatmak istiyorsunuz? Zeytinin önemi nedir?

Müze, zeytinle ilgili olan pek çok insanın bile bilmediği ya da üzerinde pek düşünmediği gerçekleri sunuyor. Sofralarımızdaki vazgeçilmez yerini almadan çok önce, kadim Akdeniz medeniyetlerinde çok değerli olduğunu ve zeytinyağının sadece kralları ve rahipleri meshetmek için kullanıldığını hatırlatıyor. Zeytinyağı, kimi zaman güzellik ve şifa sağlayıcı olarak kimi zaman savaşlarda yaraların tedavisinde sarayları ve tapınakları aydınlatmak için kullanılmış. Antik Yunan’da zeytin ağacının bilgelik Tanrıçası Athena’nın insanlara bir armağanı olduğunu, o günden beri zeytin ağacının hep kutsal kabul edildiğini, Tevrat’ta ve İncil’de zeytinin yüzlerce kez zikredildiğini, Kuran’ın en etkileyici bölümlerinde zeytin adının geçtiğini, yeryüzünde yetişen onlarca zeytin ağacı çeşidi olduğunu yaptığımız bilgi panolarıyla anlatmaya çalıştık.

TARİHTE İLK VE TEKİZ

Müze fikri nasıl doğdu? Nasıl kuruldu?

Akdeniz Uygarlığının vazgeçilmez sembolü olarak zeytin ve zeytinyağını bilinen ve bilinmeyen pek çok yönü ile tanıtmak niyeti ile 2001 yılında kurulduk. O tarihteki ilk ve tek örneği olarak Adatepe Zeytinyağı Müzesi Çanakkale’nin Küçükkuyu beldesinde özel girişimlerimizle kuruldu.

Teknolojik gelişmeler zeytinyağı üretim tekniklerinde çeşitliliği ortadan kaldırdı. Üretimi tek bir makine üzerinden en az sayıda eleman ile kesintisiz bir üretim hattı üzerinde yapılabilir hale getirdi. Yöntem ve ekipmanlar yavaş yavaş ortadan kalktı.  Bu aynı zamanda insanlığın binlerce yıllık serüveni içinde yer alan bu üretim biçiminin yarattığı yaşama biçiminin de belli örgütlenme ilişkileri ile birlikte kaybolmaya yüz tutması anlamına geliyor. Müze içinde geleneksel üretim biçiminin devam ediyor. Bu uygulama zeytinin ağaçtan toplanmasından tüketicisine, zeytin, zeytinyağı ya da sabun haline gelinceye kadarki aşamaları gösteren bir süreç.

“GELENEKSEL EŞYALARI KORUMAK HEDEFİMİZ”

Müzenin kuruluş amacı neydi?

Kuruluş amacımız geleneksel bir üretim biçimine dair eşyaları korumak ve sonraki nesillere aktarmak. Son yıllarda zeytincilerin yaptıkları işe daha fazla sahip çıktıklarını, zeytinci olmakla gurur duymaya başladıklarını gözlemledik. Sahip oldukları kültürel mirasın farkındalık bilinci bu değişimde önemli bir faktör olmuştu. Bizler, şanslı zeytinciler olarak bu mirasın sahibiyiz ve bu mirası gelecek kuşaklara aktarmak Adatepe Zeytinyağı Müzesi olarak en önde gelen sorumluluğumuz. Biz, zeytincilerin gündelik hayatta kullandıkları yüzlerce basit, sıradan, değersiz eşyayı topladık. Yani geleneksel eşyaları korumak müzemizin birinci hedefi oldu.

Adatepe Zeytinyağı Müzesi nasıl kuruldu?

Zeytin ve zeytinyağına ait bir müze açma fikri başlangıçta pek çok kişiye anlamsız görünmüş, kafalarda böyle bir müzede neler olabileceği pek canlanmamıştı. Zeytin ve zeytinyağı üretiminde kullanılan hiçbir obje aslında bilindik anlamı ile bir müzede olanlara benzemez. Buna rağmen 2000 yılında Adatepe Zeytinyağı Müzesi’nin kuruluş faaliyeti başladı. Bütün söylenenlere kulak tıkayarak Küçükkuyu’da eski bir zeytinyağı fabrikasının parçası olan metruk bir sabunhane binasını satın aldık. Zorunlu tamiratlardan sonra kısa zamanda binayı yeniden düzenledik.

Müzede sergilenecek objeler, tarihi eserler nerelerden geldi? Zeytinyağı yapımında kullanılan hangi aletlerdi?

Türkiye’nin zeytinci bölgelerinde ciddi miktarda kilometre yol kat edildi, Nizip’ten Tekirdağ Şarköy’e, Gemlik’ten Antakya’ya, Akseki’nin dağ köylerine ve kuşkusuz Ege’nin yüzlerce köyüne gidildi. Zeytincilik işi ile uğraşanlar ile sohbetler yaptık, kullandıkları yöntemler ve aletler konusunda bilgi aldık. Bu görüşmelerden çıkan sonuçlardan birisi bu müzenin kuruluşunu hızlandırdı. Geleneksel olarak kullanılan yöntemler büyük bir hızla terk ediliyordu ve bu sürecin objeleri de aynı hızla yok oluyordu. Bir geleneğin başlangıçta değersiz görünen objelerini bir araya toplayarak bir bilgi sürecine dönüştürmek artık kaçınılmazdı.

ESKİ GELENEKLER TERK EDİLİYOR

Modernleşme sürecinin zeytinyağı ve zeytin sürecine nasıl etki gösterdiğini fark ettiniz?

Modernleşme karşı konulmaz bir süreç halini almıştı. Belki de gelecek on yıl içinde, civarda, geleneksel yöntemle çalışan hiç bir tesis varlığını koruyamayacaktı. Bu değişim, zeytin ve zeytinyağı üretimindeki binlerce yıllık kültürden kopuş anlamını da taşımaktaydı. Kuşkusuz değişim yalnızca teknolojiyle sınırlı kalmıyordu, kullanılan malzeme de hızlı değişimin baskısı altındaydı. Toprak yağ küpleri yerini çoktan paslanmaz çelik tanklara terk etmişti. Modernleşme sürecinin en önemli boyutu ise toplumsal ilişkilerin tümüyle dramatik bir değişim içine girmesiydi. Takip edilmesi zor bir hızla yaşanan değişimin basit ama önemli unsurlarını tümüyle yok olmadan yakalamak adına müze kuruluşu gerçekleşti.

Tüm zeytinyağı sürecine katkı veren objeleri tek başınıza mı topladınız?

 Müzenin içerik olarak her geçen gün zenginleşmesinde bu paylaşımcı ve katılımcı yaklaşımın hakkını vermek gerekir. Müzenin kuruluşundan sonra, ziyarete gelen çevre zeytincileri, depolarındaki artık kullanılmayan hatta çoğunun ne işe yaradığını kendilerinin bile unuttuğu objeleri müzeye getirmeye başladılar. Bir kısım aleti ve techizatı ise sadece büyüklerinden duymuşlar, fakat görmemişlerdi. Tek tek hiç bir değeri olmayan eşyalar bir araya geldiklerinde farklı bir anlam kazanmış, sergilendikleri biçimiyle ve açıklama panolarıyla gündelik hayatın sıradan objeleri bir merak öğesine dönüşmüştü.

Adatepe Zeytinyağı Müzesi olarak kullandığınız bina hakkında bilgi verir misiniz?

Yapı 1960 yılında hemen yanında faaliyet gösteren eski bir zeytinyağı fabrikasının uzantısı olarak sabunhane binası olarak inşa edilmiş. Sabunların kolayca kurutulması için hava akımından yararlanmak adına denize paralel inşa edilmiş. Sabun imalatının ve tüketiminin popülaritesini kaybetmeye başlaması ve kostik ithalatında karşılaşılan güçlükler de eklenince sabun imalatı burada hiç yapılmamış. Bölgenin en büyük ve yeni yapısı olması nedeni ile çeşitli amaçlarda kullanılmaya başlanmış. Müze fikri ile birlikte zorunlu tamiratları yapılan bina yapısal olarak hemen hemen hiçbir değişikliğe uğramadan sadece sergileme objeleri ve geleneksel üretim yapılacak malzemeler yerleştirilerek dönüştürüldü.

GELENEKSEL ÜRETİM DEVAM EDİYOR

Adatepe Zeytinyağı Müzesi’nin önemi nedir?

Öncelikle bir üretim sürecini yöntemleri ve buna bağlı kültürel ürünleri ile bir arada bu müzede görmek mümkün. Bu bakımdan aynı zamanda üretimin de yapıldığı, bir anlamda yaşayan ve buna bağlı olarak da değişen bir süreci sergiliyor. Ayrıca, müzenin bir ilk olması bu alanda faaliyet gösteren çeşitli kesimlerde bir bilinç oluşmasına katkıda bulunarak, eldeki malzemelerin bağışlar aracılığı ile müze koleksiyonuna katılmasını sağlanıyor.

Müzenin bir başka önemli özelliği, üretim yapılan bir mekan olması nedeni ile de kurulduğu coğrafya olması. Küçükkuyu ve Edremit Körfezi Türkiye’de zeytin ve zeytinyağı üretim miktarı ve elde edilen ürünün kalitesi bakımından önemli bir bölge. Dolayısıyla müze içerik olarak bulunduğu coğrafyanın da önemli bir ekonomik faaliyetini çeşitli yönleri ile belgeleyen bir yapıya sahip.

 Damla YELTEKİN

 

Etiketler: adatepe, zeytinyağı, ilk ve tek

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Son Eklenenler

Sihirlibaskı | Online Matbaa