maltcasino

eurocasino

Modabet
Meritroyalbet
Piabet
Slotbar
onwin

manavgat escort

ankara escort

sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan kayseri escort bayan xyz forum

izmit escort
taraftarium24

istanbul escort

ankara escort bayan

aksaray haber

Hoşgeldin bonusu
hostalcampoamor mzansixxxporn meetbestpornstars latexfetishwebcamforce oldyounglesbians latinalivecamsforce telefondinlemesi viewporntube.xyz
izmir escort buca escort izmir escort izmir escort bayan izmir bayan escort escort izmir escort izmir denizli escort mersin escort

YOL HARİTAM SANAT OLDU (26.03.2021)

Son Güncelleme : 26 Mart 2021 09:03

Kaleninsesi Web TV’den yayınlanan ‘Not Defteri’ programının bu haftaki konusu beyaz perde ve festivaller oldu. Akademisyen ve yönetmen Ülkü Sönmez konuk olduğu programda, ilk çektiği kısa film olan ‘Sığda’ filmi ve festival süreçlerine dair bildi verdi.

Kaleninsesi Web TV’de her hafta yayınlanan ‘Not Defteri’ programının bu haftaki konuğu akemiysen ve yönetmen Ülkü Sönmez oldu. Damla Yeltekin’in hazırlayıp sunduğu programda beyaz perde, festivaller ve kısa filmler ele alındı. Programda konuşan Sönmez, “Gündelik yaşam içerisine ne yakalayabiliyorsam onları çekiyorum sadece. Çektiğim şeyler kurgu kısmında bir anlam oluşturmaya başlıyor” dedi.

Öncelikle bizlere kendinden bahsedebilir misin?

İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyorum. Güzel Sanatlar Fakültesinde Grafik Tasarım Bölümü’ndeyim. 3-4 yıldır da belgesel filmler çekiyorum. Filmleri, çeşitli uluslararası festivallere gönderiyorum ve süreçlerini takip ediyorum. Yeni projelerini devam ettiriyorum. Kısaca belgesel yönetmenliği yapıyorum.

“GRAFİK TASARIMIN BANA ÇOK FAYDASI VAR”

Grafik tasarım ve sinemanın nasıl bir bağı var?

Aslında sinemayla hem ilişki hem de çok ilişkili olmayan bir bölüm. Tasarım disiplininden gelen bir bölüm. Temelinde olay, görsel algıları ve görsel estetiğe dayanan bir süreç. Birbirlerinden beslendikleri çok fazla nokta var diyebilirim. Grafik tasarımcı olmam ve o kültürden gelmem açısından daha çok besliyor. Lisede de resim okudum. Aslında bakıldığında temel sanat eğitimini uzun yıllardır alıyorum. Bu durum sinemaya başladığımda birçok şeye farklı açılardan da bakmamı sağladı. En temel kadraj bilgisinden, renklere ve temel estetiğe kadar her şeye başka bir bakış açısından bakabiliyorum. Teknikten sıyrılıp olayın özüne biraz daha dönebilmemi sağladı. Bunun avantajını kullanıyorum. Kurgu kısmından diğer bütün post prodüksiyon kısımlarına kadar, grafik tasarımın bana çok büyük bir faydası oluyor.

“RESİM HAYATIMDA HEP VARDI”

Liseden önce görsel sanatlara ilginiz var mıydı?

Çocukluk yıllarımda da benzer süreçlerim vardı. Resim hayatımda hep vardı. Bir şeyler çiziyordum ve tasarlamaya çalışıyordum. Ortaokul sürecinde bir şeyler daha çok oturmaya başladı. Yapabileceğim ne idi? Sanat eğitimi almaktı. Bunun üzerine yoğunlaşmalıyım diye düşündüm. Güzel Sanatlar Lisesi'nde Resim Bölümü benim için en uygun olan bölümdü. Faydalı da olan bir bölümdü. Bu eğitimi aldıktan sonra iyice bu sanat ve sanatın içine girmiş oldum. Grafik tasarım okudum ve yüksek lisansımı sinema üzerine tamamladım. Şuan artık sinema üzerine yoğunlaşmış durumdayım. 

“SON 3 YILDIR BELGESEL FİLME YÖNELDİM”

İlk çektiğiniz filmler için ne düşünüyorsunuz?

İlk çektiğim filmlere aslında film denemeleri de diyebilirim. Tam film halini tamamlamış işler değildi. Demeler yapıyordum. Çeşitli video art denemeleri yapıyordum. Daha henüz film olmayan ama kendinde izler taşıyan; çeşitli videoların, içeriklerin olduğu çalışmalardı. Yavaş yavaş bunun akademik alt yapısını almaya başladıkça ve sektörde çalışmaya başladıkça biraz daha işler şekillenmeye başladı. 3 yıl önce de belgesel sinema ile tanışma sürecim oldu. Hep biliyorduk. Herkes biliyordu belgesel sinemayı ama derinlemesine izlemek ve gündelik yaşam içerisinde ki belgeselin ne olduğunu anlamak son 3 yıl içerisinde olduğum bir süreç.

“ANLAM KURGU KISMINDA OLUŞUYOR”

Belgesel ve kurmaca arasında siz neredesiniz?

Belgesel de aslında kısa bir film ve sadece orada bir tür. Tek fark birinin kurmaca birinin kurmaca olmaması. Belgesel filmde bir senaryomuz yok aslında. Genelde derslerde, akademide bir belgesel film senaryosu gösterilir, klasik bir anlatı yapılacaksa ya da medya ve televizyona benzeri bir yerde gösterilecek bir iş yapılıyorsa senaryosu olur belgeselin. Belirli kurallar çerçevesinde çekilir. Ama ben bunun çok fazla içinde bulunmuyorum. Belgesel sinemanın bir senaryosu ya da önceden ön görülmüş bir şey olduğunu düşünmüyorum. Seçtiğim bir konu ya da odaklandığım bir kavram üzerine gittiğimde, gündelik yaşam içerisine ne yakalayabiliyorsam onları çekiyorum sadece. Çektiğim şeyler kurgu kısmında bir anlam oluşturmaya başlıyor. Öncesinde planlanmış hiçbir şeyin yok aslında. Tek bildiğim bir konu var, bir kişi var ya da ne üzerine gitmek istiyorsam o bellidir. Birde kameram var. Yani tüm sürecim bundan ibaret.

“TEK BAŞIMA ÇEKEBİLİYORUM”

Neden belgesel sinema?

Belgesel sinema, daha kendimi özdeşleştirdiğim bir nokta olduğu için ön planda. Tabi kurmacada seviyorum, izliyorum. Onunla ilgili çalışmalarda yapmaya başladım. Belki kurmaca bir şeyler de çalışırım emin değilim ama belgesel çok daha için de olduğum ve yapabildiğim bir şey. Belgeselin bana söyle bir avantajı oluyor; Kalabalık bir ekiple çalışmadan tamamlayabiliyorsunuz. Aslında sinemanın kolektif bir sanat olduğu kısmından sıyrılıp bireysel bir sanata çevirebilme imkanı sağlıyor. Tek başıma, hiç ekip bile olmasa kameram ve kendi ekipmanlarımla hikayenin peşinde gidebiliyorum. Böyle bir avantajı var.

“TAŞRA FİLMİNE EVİRİLDİM”

‘Sığda’ sizin için ne anlam ifade ediyor?

Sığda ilk belgesel filmim olma özelliği taşıyor. Bu nedenle özel bir yerde. Kendi doğduğum, ailemin doğduğu o taşrada geçen bir hikaye. Çocukluk çağındaki iki erkek kardeşin günlük yaşamından bir iz taşıyordu o film. Tamamen ne görüyorsam yani dışardan bir göz olarak, olayların içine giren ama en ufak bir yorum dahi katmadan görüntüleyebildiğim bir filmdi. Ve ilk filmim olmasına rağmen beklediğimden daha iyi bir noktaya geldi aslında. Oradan da bir cesaret alarak, ‘Troya’dan Bir Seçki’ filmine ve diğer çektiğim ama festival yolculuğuna başlamayan filmlere eğildim. Bu olayda biraz daha bana taşrada film çekmeye yöneltti aslında. Bütün hikayelerim buraya evirilmeye başladı artık.

“GELEN GÜÇLE DEVAM ETTİM”

‘Sığda’ filminizin başarısı hakkında bilgi verebilir misiniz?

Sığda filmi toplam da 10 uluslararası festivale girdi. 2 büyük ödülü var. Biri Mojo İtalya Film Festivali'nden, biri Kanada'da Yükselen Sanatçılar Film Festivali'nden en iyi kısa belgesel film ödüllerini aldı. İtalya, İngiltere, Hindistan, Pakistan ve benzeri ülkelerde seçkiler kazandı. Oradan bir başarı elde etti. Ondan gelen güçle gerisine devam ettim.

“AYRI BİR YERİ VAR”

Peki ödül alırım diye düşünmüş müydünüz?

İlk filmimi festivallere gönderdiğimde ondan ödül alırım diye düşünmemiştim. Hatta festival katılma süreçleri hakkında da en ufak bir fikrim yoktu. Bir yandan yüksek lisans sürecimde tezimle bağdaşlaşan bir film olarak ürettim. Elimde duruyordu ve bunu ürettikten 6-7 ay sonra bu filmi artık ne yapacağım, nerede yayınlayayım diye düşünürken festivallere katılma fikri doğmaya başladı. Nedir, ne değildir diye çok bilmiyordum. Süreçler nasıl gerçekleşir diye araştırmaya başladım. Uluslararası festivallere biraz bakmaya başladım. Belgesel kategorisi olan ve uygun olabileceğini düşündüğüm festivallere başvurmaya başladım. Sonrasında dönüşlerde almaya başladım. Tabi olmayanları da oluyor. Katıldığınız her festivalde en iyi film ödülü ya da iyi bir seçki almak söz konusu olmayabiliyor. Festivallerin kendi içinde bazı kuralları olabiliyor. Ya da sizin belirli bir bakış açısından bazı şeyleri yontuyor olmanızı istiyor olabiliyor.  Bunların altında çeşitli ideolojik sebepler de yatıyor olabiliyor. Ama ben direk filmi bitirip, bana uygun hangi festival varsa onlara katılmaya çalışıyorum. Böyle ilerliyorum. Zorlu bir süreçti. Nasıl başvurulur, Nasıl yapılır? Biraz deneme yanılma yöntemiyle öğrenmiş oldum aslında. Hem ilk filmim hem ilk ödülüm. Bu nedenle ayrı bir önemi var.

Devam edecek…

Damla YELTEKİN

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Son Eklenenler

1xbet - bahsegel - betboo - betebet - betpark - betpas - bets10 - betvole - celtabet - cratosslot - dinamobet - grandbetting - imajbet - jojobet - jokerbet - marsbahis - mobilbahis - perabet - restbet - sekabet - superbahis - tempobet - tipobet - vdcasino - vevobahis - youwin - casinovale - retrobet - betsmove - klasbahis - betasus - kalebet - casinoslot - sultanbet - ultrabet - betgaranti - betorder - aresbet - betkanyon - pasgol - ligobet - oslobet - avrupabet - atlasbet - hititbet - matadorbet - jestbahis - casino siteleri - kaçak bahis - kaçak iddaa - bahis siteleri - canlı bahis - illegal bahis - güvenilir bahis siteleri - deneme bonusu

bahis siteleri - cratosslot - betebet - güvenilir bahis siteleri - deneme bonusu - kaçak iddaa - deneme bonusu - supertotobet - matadorbet - matadorbet - deneme bonusu - supertotobet - vr etkinlik -

istanbul escort - anadolu yakası escort - çapa escort - şirinevler escort - avrupa yakası escort - şirinevler escort - halkalı escort - beylikdüzü escort - istanbul escort

hd porno - porno izle - porno -

avcılar escort - kayaşehir escort - beşiktaş escort - türbanlı escort - halkalı escort - taksim escort - escort bayan - istanbul escort - esenyurt escort - şirinevler escort - sakarya escort - muğla escort - istanbul escort - mersin escort - ankara escort - ankara escort

elazığ escort - van escort - gaziantep escort - ankara escort - mecidiyeköy escort - ümraniye escort - istanbul escort - beylikdüzü escort - esenyurt escort - ataşehir escort - şirinevler escort - anadolu yakası escort - https://vipescortss.com/

film izle - film izle - film izle - film izle - film izle - film izle - film izle - film izle - film izle - film izle - film izle - film izle - torrent - film izle - film izle -

takipçi satın al - takipçi satın al - buy instagram follower - twitter takipçi hilesi

Sihirlibaskı | Online Matbaa