izmit escort
taraftarium24

istanbul escort

ankara escort bayan

aksaray haber

Hoşgeldin bonusu
hostalcampoamor mzansixxxporn meetbestpornstars latexfetishwebcamforce oldyounglesbians latinalivecamsforce telefondinlemesi viewporntube.xyz
izmir escort buca escort izmir escort izmir escort bayan izmir bayan escort escort izmir escort izmir denizli escort mersin escort

Yılmaz; “Bu düzenlemeyi sakıncalı buluyoruz”

Son Güncelleme : 21 Ekim 2020 17:10
Yılmaz; “Bu düzenlemeyi sakıncalı buluyoruz”

HAK-İŞ Çanakkale İl Başkanı Vedat Yılmaz, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu gündeminde bulunan ve çalışma hayatına ilişkin pek çok düzenlemeyi içeren tasarının başta 16, 8 ve 32. Maddeleri olmak üzere, geneline ilişkin görüşlerini belirtti.

HAK-İŞ Çanakkale İl Başkanı Vedat Yılmaz yaptığı açıklamada; “Torba yasanın 16. maddesinde yer alan kanun teklifinde kısmi çalışmanın yaygınlaştırması amaçlanmıştır. Hâlihazırda ülkemizdeki esnek çalışma modellerinin güvence boyutu bulunmamakla birlikte sosyal güvenlik bağlantısı tam olarak kurulmamıştır. Mevcut sistemdeki yaşlılık aylığı, malullük aylığı, işsizlik ödeneğine hak kazanması gibi durumların esnek çalışma modeliyle uyumlu olmadığı ve esnek çalışma modellerinin sosyal güvence boyutunun hukuki alt yapısının zayıf olduğundan bu düzenlemeyi sakıncalı buluyoruz. Torba yasanın 28. maddesinde yer alan teklif ile 4857 sayılı İş Kanununun 11 inci maddesinde düzenlenen “Belirli Süreli İş Sözleşmesi”nin kapsamının genişletilmesi söz konusudur. Belirli süreli sözleşme ile çalışan işçiler, kıdem ve ihbar tazminatı ve iş güvencesi (işe iade davası) hükümlerinden yararlanmadığından bu düzenlemeyi sakıncalı buluyoruz. Torba yasanın 32. maddede 25 yaş altında olup 10 günden az çalışma günü olan çalışanlara yönelik bir kanun teklifi ile birçok işletme tarafından 25 yaş altında olan çalışanların uzun vadeli sigorta kollarına ilişkin ödemelerin yapılması yükümlülüğü ortadan kalkmaktadır. İşverenlerin prim yükü masrafını azaltılmak istenirken diğer taraftan işçilerin uzun vadeli sigorta kollarına ve kısa vadeli sigorta kollarına ve işsizlik sigortasına ilişkin yükümlülüklerin sağlanmaması çalışanların işsizlik, malullük, yaşlılık, ölüm, iş kazası, meslek hastalığı ve analık gibi hayati öneme sahip haklardan yararlanamaması durumunu ortaya çıkaracaktır. Bu nedenle prim ödeme yükümlülüğünden istisnalar uygulanmasını isabetli görmemekteyiz. Bu durum çalışanların sosyal haklarını yitirmelerine neden olacaktır. HAK-İŞ Konfederasyonu olarak, vergi sisteminin bir bütün olarak ele alınıp, aile yükümlülüklerinin dikkate alındığı, vergi adaleti ve eşitliğini hedefleyen, adil gelir dağılımını sağlamaya yönelik, kayıt dışı ekonominin önlenmesi amacıyla vergi oranlarında indirime gitmeyi savunan vergi politikalarının geliştirilmesi gerektiğini düşünmekteyiz” dedi.

“Olağanüstü zamanlardan geçiyoruz”

“Olağanüstü zamanlardan geçiyoruz. Ülkelerin Covid-19 mücadelesi nedeniyle kısmen veya tamamen kapanan işyerleri nedeniyle, her 5 işçiden 4’ü bu krizden etkilenmektedir” diyen Başkan Yılmaz; “İşgücü piyasasında istihdamın azalmadığı, daha çok kişinin istihdama katıldığı sağlıklı işleyen bir işgücü piyasası ve endüstri ilişkiler sistemi için her zamankinden daha fazla sosyal diyaloga ihtiyacımız vardır. Sosyal diyalogla endüstriyel İlişkiler sistemindeki sorunların çözüme kavuşacağına olan inancımızı koruyoruz. Bu açıdan, pandemi döneminde işten çıkarmaların yasaklanmasını isabetli ve yararlı bir sosyal politika olarak değerlendirmekteyiz. 12 Ekim 2020’de TÜİK tarafından açıklanan son işsizlik verilerine göre Temmuz 2020 itibarıyla Türkiye’de genel işsizlik oranı %13,4, genç işsizlik oranı ise %25,9’dur. 2020 yılının Mart ayında işsizlik oranı %13,2 olarak açıklanmıştı. Bu veriler pandemi döneminde ülkemizde işsizlik oranlarında büyük artışlar olmadığını, işsizliğin kontrollü bir seyir izlediğini göstermektedir.Bu nedenle, Hükümetimize çalışma hayatı ve istihdam özelinde almış olduğu yerinde ve etkili tedbirler için bir kez daha teşekkür ediyoruz. Sosyal taraflar olarak, taleplerimizi ortak akılla birleştirerek Sayın Cumhurbaşkanımıza, bakanlarımıza iletmekteyiz. Her zaman, çalışanları ve ülkemizi ilgilendiren temel meselelerde bir araya gelen işçi ve işveren kuruluşları olarak, pandemi sürecinde alınması gereken tedbirlerle ilgili olarak da ortak bir açıklama yapmıştık. Bu açıklamada, kısa çalışma ödeneği uygulamasına bazı sektörlerde mağduriyetin olmaması amacıyla 2020 yıl sonuna kadar devam edilmesine, Kanunda yer alan sigortalılık ve prim ödeme şartı aranmaksızın sadece çalışma olgusunun esas alındığı bir uygulama yapılarak, tüm çalışanların kısa çalışma ödeneğinden faydalanmasının sağlanmasına, Çalışma barışı ve sosyal adaletin korunması amacıyla kısa çalışma ödeneği ile çalışanın ücreti arasındaki farkı ödemeyi üstlenen işverenler için getirilecek teşvik mekanizması ile uygulamanın özendirilmesine, İşveren tarafından kısa çalışma ödeneği kapsamındaki çalışana yapılan ücret farkı ödemelerine gelir vergisi muafiyeti sağlanmasına, ayrıca, böyle zor bir dönemde istihdamını azaltmayıp, koruyan ve toplu iş sözleşmesinin olduğu işletmelerin normalleşme sürecinde ilave teşviklerle desteklenmesine vurgu yapmıştık. Bu noktada, ücretsiz izin uygulamasında karşılaştığımız bazı hususlara da değinmek istiyoruz. Kısa çalışma ödeneği ve daha hafif tedbirlere başvurma imkanı varken, işçilerin doğrudan ücretsiz izne çıkartılması çalışanların daha fazla mağdur olmasına neden olacaktır. Bu durumda krizin bütün olumsuz sonuçları işçilere yüklenilmiş olacaktır. Daha hafif tedbirlere başvurulmadan işçilerin doğrudan ücretsiz izne çıkartılması, kanundan beklenen amacı sağlamayacaktır” şeklinde konuştu.

“Görüşlerimizin göz önünde bulundurulmasını talep ediyoruz”

Yılmaz sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Çalışanların iş akitlerinin feshedilmemesi yasağına katılmakla birlikte fesih yasağının sonuçlarının ıslah edilmiş kısa çalışma ödeneği kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Fesih yasağı süresince ödenmesi öngörülen nakdi destek miktarı yetersizdir. HAK-İŞ olarak, işçilere nakdi destek sağlanmasını olumlu buluyoruz. Ancak, kısa çalışma ödeneğine hak kazanamadığı için ücretsiz izne çıkarılacak işçilere yapılacak ödeme miktarını, işçilerin ve ailelerinin temel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak buluyoruz. HAK-İŞ olarak; ücretsiz izin ve kısa çalışma ödeneği rakamlarının denkleştirilmesini, ücretsiz izine ayrılan işçiler için kısa çalışma ödeneğindeki gibi prime esas kazançlarının %60’ından az olmamak üzere bir ödeme yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Kanunda aranan sigortalılık ve prim ödeme şartı aranmaksızın tüm çalışanların kısa çalışma ödeneğinden faydalanması sağlanmalıdır. Tam süreli çalışan işçilerin çalışma hakları dikkate alındığında, kısmi süreli çalıştırılan işçilerin daha az haklara sahip olduğu görülmektedir. Kısmi süreli çalışanların istihdamdaki oranının arttığı dikkate alındığında aradaki eşitsizliği giderecek düzenlemelere ihtiyacımız vardır. Kısmi süreli çalışmanın dezavantajlı bireyler için (yaşlı veya engelli bireyin bakımını üstlenen çalışanlar, engelli bireyler, kadın işçiler vs.) istihdam piyasasında tutmada olumlu etkileri görülmektedir. İnsana yakışır iş perspektifiyle düzenlenmiş, sosyal güvenlik bağlantısı kurulmuş “güvenceli esnek çalışma” modelleri, işgücü piyasasına girişte zorluklarla karşılaşan kadınlar ve gençlerin, doğum nedeniyle işgücü piyasasından uzun süre uzak kalan kadınların dezavantajını gidermek amacıyla tam zamanlı istihdama zorunlu bir alternatif olarak değil zorunlu bir “tercih” olarak ve geçici bir araç olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle 25 yaş altı ve 50 yaş üstü çalışanların hiçbir şarta bağlı olmaksızın belirli süreli iş sözleşmesi ile istihdam edilmesi durumunda kıdem ve ihbar tazminatı gibi haklardan yararlanamamaları beraberinde büyük mağduriyetlerin ortaya çıkmasına neden olacaktır. Bu uygulama her ne kadar belirtilen yaş grubunda bulunanların istihdamını kolaylaştıracakmış gibi görünse de yaşa bağlı olarak getirilecek bu düzenleme çalışanlar arasında bir ayrıma yol açarak çalışma düzeninin, iş barışının ve sosyal adaletin bozulmasına neden olabilecektir. Bunun yanında işverenlerin kötü niyetli hareket etmesi halinde belirsiz süreli sözleşmelerden kaçınmak maksadıyla 25 yaş altı ve 50 yaş üstünde olan çalışanlara yönelik devamlı işe giriş – çıkış yapılmak suretiyle bir sirkülasyon içerisine girme durumu ortaya çıkabilecektir. Dolayısıyla 25 - 50 yaş aralığındaki işçilerin istihdamını azaltacak bir tablo ile karşı karşıya kalma durumu ortaya çıkabilir. Bunun yerine 25 yaş altı ve 50 yaş üstü çalışanların istihdamını kolaylaştırmak için bu yaş aralığında olanlara yönelik sigorta prim teşviklerine benzer birtakım teşvikler getirilebilir. Son olarak; ücretli çalışanların eline geçen net ücret yıl ortasında vergi dilimlerinin değiştirilmesi nedeniyle, yılın ilk aylarına oranla önemli oranda azalmaktadır. Ücretli çalışanların bir yandan enflasyon nedeniyle satın alma gücü gerilerken öte yandan artan vergi oranı nedeniyle net ücreti önemli oranda azalmaktadır. Bu nedenle; Vergilendirmede aile yükümlülüklerinin etkin bir şekilde dikkate alınması,İlk vergi dilimi üst sınırının Türkiye’deki ortalama işçi ücretinin bir yıllık toplamına endekslenmesi gerekmektedir. HAK-İŞ Konfederasyonu olarak, vergi sisteminin bir bütün olarak ele alınıp, aile yükümlülüklerinin dikkate alındığı, vergi adaleti ve eşitliğini hedefleyen, adil gelir dağılımını sağlamaya yönelik, kayıt dışı ekonominin önlenmesi amacıyla vergi oranlarında indirime gitmeyi savunan vergi politikalarının geliştirilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılacak görüşmelerde yukarıda belirttiğimiz görüşlerimizin göz önünde bulundurulmasını talep ediyoruz.”

Gürhan Kökçak

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Son Eklenenler