izmit escort
taraftarium24

istanbul escort

ankara escort bayan

aksaray haber

Hoşgeldin bonusu
hostalcampoamor mzansixxxporn meetbestpornstars latexfetishwebcamforce oldyounglesbians latinalivecamsforce telefondinlemesi viewporntube.xyz
izmir escort buca escort izmir escort izmir escort bayan izmir bayan escort escort izmir escort izmir denizli escort mersin escort

TDD çocuk haklarını anlattı (20.11.2020)

20 Kasım 2020 08:53
TDD çocuk haklarını anlattı (20.11.2020)

Topluma Destek Derneği projelerine devam ediyor. 20 Kasım Çocuk Hakları Günü dolayısıyla İnstagram hesapları üzerinden program yayımlayan TDD, yapılan yayında çocuk hakları sözleşmesinin anlaşılması ve bilinirliğinin artırılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.

20 Kasım Çocuk Hakları Günü dolayısıyla Topluma Destek Derneği, İnstagram hesapları üzerinden çocuk hakları ile ilgili program yayımladı. Çocuk hakları sözleşmesi hakkında önemli konuların konuşulduğu program izleyenler tarafından büyük beğeni topladı. Topluma Destek Derneği Üyesi, Çanakkale Barosu Stajer Avukat Hilal Aşçı yaptığı konuşmada; “Çocuk hakları ve çocuğun bir hak öznesi olarak görülmesi yeni bir konu değil, uzun yıllara dayanan bir mücadelenin konusu. Çocukluk tanımı ve çocuğa tanınan haklar dönemsel gelişmelere ve konjonktüre bağlı olarak değişse de dünyanın değişen dinamiklerine ayak uydurma ve çocukları ilgilendiren meselelerin iyileştirilmesi çabası hep varolmuş. Birleşmiş milletler çocuk hakları sözleşmesi de bu yolda çok önemli bir adım olarak karşımıza çıkıyor. tüik geçtiğimiz yıl sonu itibariyle çocuk nüfusu yaklaşık 23 milyon olarak açıkladı, dolayısıyla çocukların nüfusun büyük bir kısmını oluşturduğu ülkemizde Çocuk hakları sözleşmesinin anlaşılması ve bilinirliğinin artırılması büyük önem taşıyor” dedi.

“18 yaşına kadar her insan çocuk olarak kabul ediliyor”

20 Kasım’ın neden Dünya Çocuk Hakları Günü olarak kutlanıldığını açıklayan Aşçı; “Yaşanan savaşlar, doğal afetler, endüstri devrimi gibi toplumsal gelişmelerin olumsuz yanlarına en çok maruz kalanların çocuklar olduğu görülüyor ve artık 20.yüzyıla gelindiğinde çocuğun korunması dahil tüm sorumluluğunun ailesine ait olduğu düşüncesi yerini çocuk haklarının devletin sorumluluğunda uluslararası alanda korunması düşüncesine bırakıyor. Çocuklara ilişkin ilk uluslararası sözleşme olan BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme de bu amaçla Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 20 Kasım 1989 tarihinde kabul ediliyor. Bu nedenle de her yıl 20 Kasım, çocuk hakları günü olarak kutlanıyor. Ülkemiz de Sözleşmeyi 10 aralık 1994’te kabul ederek Sözleşmeye taraf devlet haline gelmiş, sözleşmeye taraf devlet olmak şunu ifade ediyor yani bir ülke sözleşmeye taraf olduğunda artık sözleşme ülkenin iç hukukuna dahil olur ve devletler ulusal mevzuatlarının sözleşme hükümleriyle uyumlu olmasını sağlamakla yükümlü hale gelirler. Bu kapsamda mevzuatımızdan birkaç örnek vermek gerekirse sözleşmenin 1.maddesinde yapılan çocukluk tanımına paralel olarak Türk Ceza Kanununda, Çocuk Koruma Kanununda, Türk Medeni Kanununda 18 yaşına kadar her insan çocuk olarak kabul ediliyor. Sözleşmenin 2. maddesinde öngörülen ayrımcılık yasağına paralel olarak anayasamızda çocuklar için yapılan pozitif ayrımcılığın eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmeyeceği hüküm altına alınıyor ve yine engelliler hakkında kanunda, sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumu kanununda hizmetlerin yürütülmesi ve sunulmasında sınıf, din, dil, ırk ayrımcılığı yasaklanıyor. Sözleşmenin 7.maddesine paralel olarak Türk Vatandaşlığı kanununda Türkiye'de doğan ve doğumla herhangi bir ülkenin vatandaşlığını kazanamayan çocuk, doğumdan itibaren Türk vatandaşı olarak kabul ediliyor, Sözleşmenin 26.maddesine paralel olarak sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanununda 18 yaşını doldurmamış çocukların genel sağlık sigortasından yararlanabileceği düzenleniyor” diye konuştu.

Korunan hakları örneklerle anlattı

Sözleşmenin hangi hakları koruduğuna da değinen Aşçı; “Sözleşmede düzenlenen hakları kişisel haklar, ekonomik, sosyal ve kültürel haklar, korunma hakları ve katılım hakları olarak ayırmak mümkün. Kişisel haklar, genellikle dokunulmaz alan sayılan ve çocuğun bireysel özgürlüğünü güvence altına alan haklardır. İsim, vatandaşlık ve kimliğin korunması hakkı, Çocuğun ana-babası tarafından yetiştirilme hakkı, özel yaşam, aile, konut, haberleşme özgürlüğü, düşüncesini açıklama, din ve vicdan özgürlüğü gibi hak ve özgürlükler bu kapsamda. Kişisel haklardan farklı olarak devletin aktif müdahalesini gerektiren haklarsa Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar. Sağlık hakkı, Eğitim hakkı, 2 Uygun yaşam standartlarına sahip olma hakkı, Sosyal güvenlik hakkı gibi haklar ekonomik, sosyal ve kültürel haklardandır. Çocuğun çeşitli tehlikelerden korunmasını ve olumsuzluklara maruz bırakılmamasını düzenleyen haklar korunma hakları. Yasa dışı yollarla ülke dışına çıkarılmasından ve geri döndürülmemesinden korunma hakkı Suistimalden, ihmalden ve genel olarak her türlü şiddetten korunma hakkı, Cinsel istismar ve ihmalden korunma hakkı, Ekonomik sömürüden korunma hakkı, Kaçırılma, satılma ve fuhuştan korunma hakkı gibi haklar korunma haklarıdır. Katılma haklarıysa Sözleşmenin çocukları pasif bireyler değil, kendileriyle ilgili karar alma süreçlerine katılım hakkı bulunan aktif bireyler olarak kabul etmesinden doğan haklar, bu anlamda çocuğun ailede, okulda, çocuk yardım kuruluşlarında, yuva ve yetiştirme yurtlarında, medyada, ulusal ve uluslararası düzeyde karar alma mekanizmasına katılarak her alanda seslerini duyurmasını ifade eden haklar bunlar. Görüşlerine saygı duyulması hakkı, kendilerini etkileyen konuları ve sorunları öğrenme hakkı, ifade özgürlüğü hakkı gibi haklar bunlara örnek.” ifadelerini kullandı.

“Hedeflenenin çok uzağında kaldığını görüyoruz”

Çocuk hakları açısından çocukların hangi sorunlarla karşı karşıya kaldığını açıklayan Aşçı; “Çocuk hakları konusunda yaşanan gelişmelere, uluslararası alanda getirilen standartlara rağmen, milyonlarca çocuk için yaşadıkları hayatın, hedeflenenin çok uzağında kaldığını görüyoruz. Çocuk hakları bakımından çocukların karşılaştığı başlıca ve acil çözümlenmesi gereken sorunların çocuk yoksulluğu, sokakta yaşayan ve suça karışan çocuklar, eğitim ve sağlık hakkına erişemeyen çocuklar, işçi çocuklar ve çocuk evlilikleri olduğunu söyleyebiliriz.” dedi.

Ülkemizde çocuk haklarıyla ilgili yapılan çalışmalardan da bahseden Aşçı; “Çocuk hakları konusunda ülkemizde yapılan çalışmalar kapsamında neredeyse her idari teşkilat biriminin çocuğa dair bir çalışması olduğunu söyleyebiliriz, bunlardan örnek vermek gerekirse Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde ülkemizde Sözleşmenin uygulanması ve sonuçlarının izlenmesinden sorumlu olacak şekilde Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü var, bazı çocuklar bakımından Koruyucu Aile Hizmeti verilmesi başka bir örnek, suç mağduru olan suç işleyen ve sokakta yaşayan çocukların rehabilite edilerek yeniden topluma kazandırılması için Çocuk Destek Merkezleri var, meclis bünyesinde Çocuk Hakları İzleme Komitesi ve Çocuk Ombudsmanlıkları var, çocuğa yönelik şiddetin raporlanması amacıyla Çocuğa Karşı Şiddeti İzleme Haritası oluşturulduğunu, Adalet Bakanlığı bünyesinde Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM) kurulduğunu ve Çocuklar İçin Adalet projesinin hayata geçirildiğini görüyoruz. Çocuk haklarının bilinmesi ve hayata geçirilmesinde hak bilincinin çocuklarda yaratılması önemli olduğu kadar yetişkinlerde yaratılması da çok önemlidir. Çocukla ilgili kararların alınmasında yetişkinler tarafından “çocuk için değil çocuk ile birlikte” yaklaşımının benimsenmeli, kendisini ilgilendiren konularda karar alma süreçlerine çocuğun katılımının sağlanmasına özen gösterilmelidir. Çocuklar haklarını bildiği ve hiçbir ayrıma maruz kalmadan yaşayabildiği müddetçe çocuk demek bizden bir parçanın dünyayı daha yaşanılabilir bir yer haline getirmesi demek olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Son Eklenenler