porno video porno izle free porn sikiş izle türkçe porno porno

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Meclis’te Akdeniz Parlamenter Asamblesi’nin “Güvenlik ve Göç Toplantısı’na katıldı.

19 Haziran 2019 16:21
TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Meclis’te Akdeniz Parlamenter Asamblesi’nin “Güvenlik ve Göç Toplantısı’na katıldı.

“Nüfus Hareketleri ve Güvenlik Arasındaki İlişki” başlıklı toplantıda Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, AKDENİZ-PA Başkanı Alia Hatoug-Bouran ve TBMM Başkanı Mustafa Şentop birer konuşma yaptı. Başkan Şentop Türkiye’nin tüm zorluklarına rağmen başta Suriyeli mülteciler olmak üzere sığınmacılara yönelik politikasını anlatırken Avrupa’ya da daha aktif olma çağrısı yaptı.

Akdeniz Parlamenter Asamblesi (AKDENİZ-PA) Güvenlik ve Göç Toplantısı bugünTürkiye Büyük Millet Meclisinin ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu’nda başladı.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop açılışını yaptığı “Nüfus Hareketleri ve Güvenlik Arasındaki İlişki” konulu toplantıdaki konuşmasında, Parlamenter diplomasinin öneminin anlaşıldığını belirterek, parlamenter diplomasinin, birçok bakımından ilişkilerde kolaylık üzerine oturan bir zeminde, uzun zamanlı ve derinlikli müzakerelereimkân sağlayan zeminde, soft diplomatik alanda faaliyet gösterdiğini anlattı.

TBMM Başkanı Şentop, birçok parlamenter asamblenin, bölgesel, fonksiyonel anlamda kurulduğuna işaret ederek, Meclis Başkanı seçildikten sonra daha çok fark ettiğini, Meclislerin tahmininden daha fazla parlamenter diplomasi alanında çalışmalarının bulunduğunu vurguladı.

Akdeniz PA'nın bunlar arasında ayrı bir yeri olduğunu belirten TBMM Başkanı,  Akdeniz havzasının, insanlık tarihinin başlangıç ve gelişme noktası olduğunu söyledi.Bunun, tarih, kültür, medeniyet bakımından böyle olduğunu ifade eden Mustafa Şentop, Akdeniz havzasında, bütün dinlerin, üç semavi dinin ortaya çıktığını, bu dinlerin kültür ve medeniyetlerin binlerce yıl boyunca işlendiğini, yaygınlaştığını anlattı.

TBMM Başkanı, bu havzanın, tarihin kalbinin ve tarihin oluştuğu bir bölge olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu bölge aynı zamanda dünya üzerinde çeşitli anlamda, ekonomik, kültürel, siyasi anlamda krizlerin de merkezi, kalbi. Dünyadaki birçok sorunun ya tamamen bu bölgede ortaya çıktığı, geliştiği veya bu bölgede ateşlendiği, köklerinin bu bölgeden ortaya çıktığı söylenebilir. Akdeniz havzasının barış içinde, insanların asgari refah düzeyinde yaşadığı bir güvenlik alanı olabilmesi için çok daha fazla hassasiyet, titizlik göstermemiz gerekiyor. Bu bölgedeki krizler, sorunlar dünyanın başka bölgelerindeki krizleri, sorunları tetikleyici rol üstleniyor. Başlangıç noktası sadece tarihin, medeniyetin, kültürün değil krizlerin, sorunların, çatışmaların da başlangıç noktası bu bölge.  Bu anlamda Akdeniz PA'nın sorumluğu, diğer asamblelerden çok daha fazla. Dünyada barış için, çatışmaların önlenmesi, asgari ekonomik refahın sağlanması için çok daha fazla gayret göstermesi gereken bir asamble. Türkiye, kuruluşundan itibaren bütün faaliyetlerine katıldığı gibi, asambleyi önemseyen, birçok konuda ümit bağlayan bir ülke olarak destek vermeyi artırarak devam ettiriyor."

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, asamblenin, "Nüfus hareketleri ve güvenlik arasındaki ilişki" başlığında toplandığına işaret ederek, Farabi'nin, bilmeyi "Bir şeyi bilmek onun sebeplerini bilmektir" diye tarif ettiğini anımsattı. Şentop, sebepler üzerinde doğru şekilde durmadıkları sürece sorunları kavramakta sıkıntı yaşayabileceklerini belirtti.

 

Mustafa Şentop, başlığın ilk okunduğunda, nüfus hareketlerinin güvenlik üzerinde etkisini ifade ettiğini söyledi. TBMM Başkanı Mustafa Şentop, bu ilişkinin, iki taraflı, karşılıklı ilişki olduğunu kaydederek, nüfus hareketlerinin güvenlik; güvenliğin de nüfus hareketleri üzerinde etkisi bulunduğunu anlattı.

Nüfus hareketlerinin, tahmin edilenden fazla bir nüfus artışının ortaya çıkmasının bir güvenlik, asayişle ilgili bir potansiyel sorun oluşturduğuna işaret eden TBMM Başkanı Şentop, "Nüfus hareketleri, göç, iltica, adına ne dersek diyelim içinde bazı terörle ilişkili unsurları da içinde barındıran bir hareket. Can güvenliği, sadece kişisel olarak veya toplumsal olarak asayiş bağlamında değil de daha genel olarak toplum sağlığını da dikkate alarak, bununla beraber kişilerin hayat standartlarını asgari düzeyde sürdürmelerini sağlayan, sosyal güvenliği de içine alacak şekilde yorumladığımızda nüfus hareketlerinin birçok komplikasyonu ortaya çıkıyor." dedi.

TBMM Başkanı, daha çok bu bağlam üzerinde göç, iltica, nüfus hareketi sorununun tartışıldığını, bunun yanlış olmadığını ancak yetersiz olduğunu, daha geniş perspektiften bakılması gerektiğini belirtti.

TBMM Bakanı Şentop, Avrupa, Kuzey Amerika dışında, belli coğrafyalar dışında dünyanın birçok yerinde çatışma ortamının yoğun şekilde devam ettiğine dikkati çekerek, diğer taraftan ekonomik refahla ilgili sıkıntıların yaşandığı geniş bir coğrafya, nüfus kitlesi olduğunu kaydetti. Mustafa Şentop sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bazı insanlar zayıflamak için önemli harcamalar yaparken, onların yaptığı bu harcamalarla dünyanın başka coğrafyalarında insanların açlıktan ölmekten kurtarılması söz konusu. Ekonomik anlamda böyle garip bir dengesizliğin ortaya çıktığı bir dünyada yaşıyoruz. Bu güvenlik sorunu, insanların kendi doğdukları, büyüdükleri, yaşadıkları coğrafyada gerek can güvenliği, gerek asgari ekonomik standartların bulunmaması nedeniyle ortaya çıkan güvenlik sorunu nüfus hareketlerine yol açıyor, göçleri tetikliyor, insanları göçe zorluyor. Bu nüfus hareketlerinin gelecekte belki 25-50 yıl sonra yaşanacak olanlardan çok daha küçük ölçekte olduğunu düşünüyorum. Dünyadaki demografik denge, 50-60 yıl içinde çok büyük ölçüde değişti önümüzdeki belki 50 yıl içinde çok daha büyük ölçüde değişecek."

TBMM Başkanı Şentop, nüfus hareketlerinin gelecek 25, 30, 50 yıl sonra çok daha ciddi sorunlar ortaya çıkaran bir tablo oluşturacağını ve nüfus hareketlerinin, gelecekteki 50 yılın en önemli meselesi olacağını belirtti.Bunların çözümleri üzerinde de birçok şey söylenebileceğini dile getiren Mustafa Şentop, sözlerini şöyle tamamladı:

"Dünyanın, fert fert hepimiz için yaşanabilir bir dünya olmasını istiyorsak bunu sadece kendimiz, kendi toplumumuz, halkımız için değil bütün insanlar için istemeliyiz. Dünya, bütün insanlar için yaşanabilir bir dünya olmazsa hiçbirimiz için yaşanabilir bir dünya olmaz. Bunu belki hemen fark edemeyiz ama er veya geç mutlaka bu karşımıza çıkabilecek bir olgudur. Dünya bütün insanlar için güvenli hale gelmedikçe, tek tek hepimiz, bütün halklar için de güvenli olamaz. Nüfus hareketlerinin temelinde bu var. İnsanları, kendi doğdukları, yaşadıkları topraklarında tutamazsak bu nüfus hareketleri artarak devam edecek. Bunun için öncelikle çatışmayı önlemek, bütün dünyayı insanlar için yaşanabilir, güvenli hale getirmek gerekir.

Barışın bütün dünyada hakim olması lazım. Bunu samimiyetle istemeliyiz. İnsanların, devletlerin eşitliğine, hukukun üstünlüğüne dayanan, çifte standartı içermeyen anlayışla, dünyada barışın hakim olması için hepimiz kararlılıkla mücadele etmeliyiz. İnsani yaşam şartlarının, dünyanın her yerinde, her insan için sağlanması lazım. Dünyada doğal denge var, bütün insanları asgari, ekonomik şartlarda yaşatabilecek bir denge, az veya çok. Bu doğal dengeyi, -barışı bozduğumuz gibi- biz bozuyoruz. Obezite yaşayan, sağlık sorunları yaşayanlar gibi obez ekonomilerle, obez refahla yaşayan insanlar var. Bunların bu yaşam standartları başka insanların açlığa maruz kalmasıyla sağlanmış, başka ülkelerin ekonomik imkânlarının sömürülmesiyle sağlanmış bir ekonomik obezite. Öldürmeyeceğiz, sömürmeyeceğiz. Bütün insanlık için dünya güvenilir olursa, asgari refah şartları sağlanırsa nüfus hareketleri de doğal dengesi içerisinde gelişecektir."

Göç ve güvenlik ilişkisinin tüm boyutlarıyla ele alındığı, 15 üye ülke delegasyonundan 51 parlamenterin dışında 11 uluslararası kuruluşun temsilcileri, diplomatlar, akademisyenler ve uluslararası sekretarya görevlilerinin katıldığı toplantıda Dışişleri BakanıMevlüt Çavuşoğlu ve AKDENİZ-PA Başkanı AliaHatoug-Bouranda birer konuşma yaptı.

22 Haziran’da sona erecek program kapsamında katılımcılar 21 Haziran 2019 günü Gaziantep’e hareket ederek Nizip Sığınmacı Kampı’nı ziyaret edecek ve Türkiye’nin konuyla ilişkili çalışmalarını yerinde inceleme fırsatı bulacaklar.

 

 

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Son Eklenenler