kocaeli avukat
betexper
izmir escort
hd seks filmi
kaçak bahis siteleri kaçak iddaa siteleri canlı casino siteleri
izmir escort

anadolu yakası escort ataşehir escort

izmir escort
gaziantep escort

casino siteleri Mobilbahis Slotbar casino siteleri

betpas mariobet 1xbet

istanbul escort türbanlı escort şişli escort bağcılar escort halkalı escort esenler escort bakırköy escort mecidiyeköy escort fatih escort kayaşehir escort
antep escort gaziantep escort bayan gaziantep rus escort mobil porno türk porno

sakarya escort sakarya escort sakarya escort serdivan escort webmaster forum

serdivan escort serdivan escort serdivan escort hendek escort ferizli escort geyve escort akyazı escort karasu escort sapanca escort







PANDEMİDE ÇOCUK-EBEVEYN İLİŞKİSİ (13.09.2021)

Son Güncelleme : 13 Eylül 2021 11:09
PANDEMİDE ÇOCUK-EBEVEYN İLİŞKİSİ (13.09.2021)

‘Çocukların dili oyundur’ Psikiyatri Uzmanı Doktor Yeliz Kasap, pandemi sürecinde çocuk ve ebeveyn ilişkisini değerlendirdi.

Kasap, “Özellikle böylesi değişim süreçlerinde, ebeveynler hem kendilerine hem de çocuklarına sürece uyum için mutlaka zaman tanımalılar. Yeni olan her durum, bir önceki durumun iyi ya da kötü kaybıdır. Ve tüm kayıplar, kabul için zaman ister” dedi.

 

Covid-19 pandemisi yeni dünya düzeninin kapıları açtı. Salgının küresel boyutlarının kendini hızlı bir şekilde göstermesi ile maske, mesafe ve hijyen kelimelerini sıklıkla duyduk. Covid-19 pandemisi ‘mesafe’ kuralıyla sevdiklerimizle bir araya gelmemizi engelledi ve sosyalleşme yeni bir anlam kazandı. Çocuklar ve ebeveynleri için ise bu durum çeşitli sonuçlar doğurdu. Psikiyatri Uzmanı Doktor Yeliz Kasap, Kaleninsesi Gazetesine verdiği röportajda “Çocuğun ve ailenin ruhsal gelişimi açısından sağlıklı olan; yalnızca güzel anların değil, yaşamın iyi kötü tüm zamanlarının paylaşılmasıdır” sözlerine yer verdi. Kasap, ayrıca “Aileler, bir tarafta bulaş olma ihtimali, bir tarafta çocuğun eğitim ve sosyal gelişiminin devam edebilmesi için okula olan ihtiyaç arasında ciddi karmaşa ve kaygı içindeler” sözlerine yer verdi. Röportajın detayları…

Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

 Psikiyatri Uzmanı Doktor Yeliz Kasap, İzmir DEU tıp fakültesinin ardından; Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastanesinde yaklaşık 5 yıl çalışarak psikiyatri ihtisasını tamamladım. İhtisasım sırasında, terapiler konusunda ekolünün öncülerinden Bdt, şema terapi, hipnoterapi, kabul ve kararlılık terapisi, kişiler arası ilişkiler terapisi, emdr, aile ve çift terapisi, cinsel işlev bozuklukları ve tedavisi üzerine terapi eğitimleri aldım ve halen bu alanda yeni eğitim faliyetlerine devam ediyorum. Psikiyatri uzmanı olarak, Çanakkale Devlet hastanesindeki görevimden 2 yıllık sürenin sonunda ayrılarak, ruh sağlığı alanında daha kapsamlı ve terapiye imkan sağlayan bir ortam sağlamak üzere, kendi psikiyatri kliniğimde devam etme kararı aldım.

“SÜRECE UYUM İÇİN MUTLAKA ZAMAN TANIMALILAR “

Yüz yüze eğitim başladı. Ebeveynler yeniden okula başlayan çocuklarına nasıl yaklaşmalı?

 Pandeminin başından bu yana, evde belli bir alanda çocukluğunu yaşamaya çalışan çocuklarımıza, bazen keyifle, bazen de yorgunlukla hatta tükenmişlikle ellerinden geldiğince eşlik etmeye çalıştı değerli ebeveynlerimiz. Bu kadar uzun bir süreden sonra, gerek çocuklarımızın, gerek ebeveynlerimizin hızla uyum sağlamasını beklemek ütopik bir beklenti olacaktır. Özellikle böylesi değişim süreçlerinde, ebeveynler hem kendilerine hem de çocuklarına sürece uyum için mutlaka zaman tanımalılar. Yeni olan her durum, bir önceki durumun iyi ya da kötü kaybıdır. Ve tüm kayıplar, kabul için zaman ister. Örneğin 6 yaşında okula başlayan çocuğun henüz 6 yıldır bu dünyada olduğunu ki bunun da 2 yılını pandemiyle geçirdiğini aklımızdan çıkarmadan, ilk 1 haftada “her şey yolunda annecim-babacım” sinyalleri vermesini beklemeyelim. Her gün okulla ilgili sorular sormak yerine eve geldiğinde onunla 1 saat bile olsa birebir zaman geçirmeli, çocuğun serbest oyun ile kendini deşarj etmesine eşlik etmeli. Çocukların dili oyundur, daha büyük yaştaki çocuklarımız için de okulla ilgili sorulardan ziyade onların ilgi alanları ile ilgili, sorgular tarzdan uzak paylaşım alanları oluşturmak rahatlatıcı olacaktır. Belli bir ruhsal rahatlama sonrası çocuklar, gerek oyunları gerek sohbetleri esnasında, okulda yaşadıkları günün niteliği ile ilgili sinyalleri vereceklerdir.

Çocukların ekranlardan uzak tutulması öneriliyorken uzaktan eğitimle birlikte ekran bağımlılığı arttı. Ebeveynler buna nasıl yaklaşmalı?

 Eğitimin online olarak devam ettiği bir yıl geçirdik. İster istemez bilgisayar, tablet ve telefon çocukların kolayca ulaşabildiği, denetimin bir miktar azaldığı alanlar olarak karşımıza çıktı. Ebeveynler şunu bilmeli, ev içindeki sözlü ve sözsüz iletişim (anne babanın birbirine ve çocuklarına hitap şekilleri, davranışlar, söylem sırasındaki üslup, mimikler, alışkanlıklar gibi); çocuk ruhunun suyudur, güneşidir, kısacası elimizdeki tohumun yeşermesi için gerekenlerdendir. Öncelikle ebeveynlerimiz, televizyon, bilgisayar, sosyal medya ve telefonla olan bağlarını bir gözden geçirmelidir. Sonrasında, aile içinde ortak bir elektronik zamanı-süresi belirleme fikri gündeme getirilebilir. Çocukla çatışmaya girmek, inatlaşmak, hemen olumlu sonuç beklemek doğru yaklaşımlar olmaz. Çocuğun okullar açılmadan önceki süreçte elektronikle harcadığı zaman, ebeveyn kendisi de örnek oluşturacak biçimde ve mümkünse iş birliği içinde kademeli azaltılabilir.

“YALNIZCA ÇOCUKLARI DEĞİL, YETİŞKİNLERİ DE ETKİLEDİ”

Bireyden ziyade bağımlı çocuklar mı yetişiyor?

 Bağımlılık; aileye, çevreye, yeme-içmeye, elektroniğe, alkol-madde-ilaca her türlü özne ve nesneye yönelik olabilen oldukça geniş bir kavram. Birey olabilmek de, hem “bir” hem de “biz” olabilmekle yakından ilişkilidir. Pandemi sürecine bakacak olursak, toplumsal alanlarda yaşanan bulaş kaygısı ve mecburi yasaklardan; (okul, komşuluk, yolculuk, sohbet edilen diğer ortamlar..) yalnızca çocukları değil, yetişkinleri de etkiledi. Ebeveynlerin çocukları ile daha fazla zaman geçirdiği bu süreçte, geçirilen zamanın kalitesine göre hem çocuk-ebeveyn ilişkisi, hem karı-koca ilişkisi aile içinde yeniden düzenlendi. Olumlu ya da olumsuz değişen bu yeni aile dinamikleri, haliyle geleceğin yetişkini olan çocuklar için ilerideki insan ilişkileri açısından da oldukça önemli.

Bu süreçte ebeveynlerde çocuklarına mı bağımlı oldu? Sosyalleşemeyi çocuklarıyla mı gideriyorlar?

Her aile kendi içinde ayrı dinamikler bütünüdür, bambaşka ilişki biçimleri ile iletişim halindelerdir. Kendi kişilik özelliği olarak bağımlılığa daha yatkın olan ebeveynlerde, çocukla iç içe geçme şeklinde bir ilişki biçimi görme ihtimalimiz yüksek tabi bu süreçte. Böyle bir durumu bir şekilde fark eden ebeveynlerimize önerim, kendilerine sosyal alan açmaları, ulaşılması mümkün hobiler edinmeleridir ilk iş. Yine kademeli ve yavaş bir ritim içinde çocuğa da özgür bir alan açmayı ve bağımlı olmadan da bağlı olunabileceğini bilmeleri önemlidir.

“EBEVEYNLER SORUMLULUKLARI BELLİ ÖLÇÜLERDE PAYLAŞMALIDIR”

Okulların açılma tartışmalarında en çok annelerin üzerine gidildi. Tek iş çocuk gibi düşünülerek ayrıca yıpratıldı. Yorumunuz nedir?

Kadın ya da erkek fark etmeksizin, anne-baba olduktan sonra insan, çok kıymetli ve emek isteyen bir sorumlulukla karşı karşıyadır. İnsan yavrusunun uzun yıllar süren ve zorunluluktan öte gönüllülük esasına dayanan bu fiziksel-ruhsal bakım sürecinde, ebeveynler sorumlulukları belli ölçülerde paylaşmalıdır. Çocuğun ve ailenin ruhsal gelişimi açısından sağlıklı olan; yalnızca güzel anların değil, yaşamın iyi kötü tüm zamanlarının paylaşılmasıdır.

Çocukların pandemiyi kavrama süreci nasıl gelişti? Nasıl geçmeli?

Temizlik ve hijyen konusu bulaş riski nedeniyle gerek çevremizde gerekse medyada yoğun bahsedilen bir konu olduğundan, çocuklar da haliyle sürece bir şekilde adapte oldular. Kendini bulaştan korumanın yollarını anlatmanın, çocuğun yaş ve bilişsel durumuna göre çok çeşitli yolları var. Oyun, resim, tiyatral, hikayeler, kitap veya didaktik anlatım gibi. Burada asıl olan çocuğa bu sürecin kim tarafından ve ne şekilde izah edildiğidir. Bir çocukla temas halindeki her birey, bu bağlamda biraz ilgi ve anlayış ile yaklaşırsa bu dönem daha olumlu geçecektir.

Eklemek istediğiniz başka bir konu var mı?

Son olarak şunu söylemek isterim, aile; kendi içinde bir sakinlik sağlamaya özen gösterirse, her türlü yaşamsal sorun kendi kabul sürecini başlatacaktır.

Damla YELTEKİN

Kaynak : www.kaleninsesi.com

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Son Eklenenler