Gezelim Görelim 03.08.2018

03.08.2018 09:14

Üzüm yemek mi? Bağcıyı dövmek mi?



 ‘Suyumuza, havamıza sahip çıkalım’ Bu sloganı son günlerde sosyal medyada sıkça duyar olduk. Çevre örgütleri, bizi suyumuza, havamıza sahip çıkmaya çağırıyor. Nasıl? Kirazlı’daki madene karşı çıkarak. Peki bu madene karşı çıkınca, sorun çözülecek mi?

 Geçtiğimiz günlerde bir haber gördük, Atikhisar barajının halini. Çöp, atık pislik içinde. Ama belediye geldi, temizledi, iki de fotoğraf paylaştı ve sorunu çözdü(!)

Altın madeninden atıklar sızar da barajı kirletirse diyorsun ya; Hiç oraları gezdin mi? Çevreye gelişi güzel atılmış, dere yataklarında, su başlarında kullanılıp bırakılmış tarım ilaçlarını gördün mü? Bu tarım ilaçları o derelere sulara karışıp nereye akıyor, düşündün mü? Hiç ‘Atikhisar havzasında ilaçlı tarım yasaklansın’ diyeni duydun mu?

 Çanakkale, nüfus yoğunluğuna göre en fazla araç bulunan iller arasında geliyor. Eskiden sadece bayramlarda olurdu ya, şimdi iskeleye doğru bir in, araç kuyruklarını gör. Karşı kıyıya geçmek isteyen araçlar, İskeleden Demircioğlu’na kadar kuyruk oluşturuyor, dakikalarca çalışır vaziyette sıra bekliyor. Bu araçların egzozundan çıkan zehirli gazları soluyoruz hergün. Ki bu gazların arasında oldukça zehirli olan, insan vücuduna ciddi hasar verenler var. Kimsenin sesi çıkıyor mu?

 Her yağmurda, Çanakkale boğazı renk değiştiriyor. Çamur halini alıyor. Neden? Bütün giderler boğaza bağlı olduğu için olabilir mi? Kanalizasyonlar da boğaza bağlı mı? Biz, bu denize mi girip yüzüyoruz?

 Peki bütün bunlar var diye, sineye mi çekelim? Hayır, araştırıp soralım. Örneğin Kirazlı Altın Madenini soralım. Bütün açıklamalarda, ‘Atikhisar havzasındaki altın madeni’ diyor, şirket ise Atikhisar havzası dışında diyor. Bir bilene soralım. Şirketten açıklama isteyelim, nasıl bir projeymiş görelim. Hoş gerçi açıklama da yaptılar ama yine soralım madem. Sonra karar verelim. Ama bunu yaparken muhakkak araştıralım. Bu işin uzmanı bir arkadaşıma sordum; ‘Baraj havzasında maden yapılır mı?’ Cevap; ‘Evet, yapılır.’ Şaşırdınız mı? Bir sürü kanun, yönetmelik vs saydı. Aklımda kalanları söyleyeyim. Baraj göllerinin koruma sınırları var. Göl su seviyesinden 1 kilometre çapındaki alanda, maden çıkarılamıyor. Ama bunun dışındaki alanlarda (belli tedbirler almak şartıyla) madencilik faaliyetine izin veriliyor. Sonra şirketin yaptığı açıklamaya bakıyorum, ‘Kirazlı Altın ve Gümüş Madeni ve Zenginleştirme Tesisi Projesi’ Çanakkale’ye 30, Atikhisar barajına yaklaşık 14 kilometre mesafededir. İddiaların aksine, Kirazlı projesinde Atikhisar Barajı Su Toplama Havzası içerisinde, siyanür ya da başka bir kimyasal solüsyon içeren faaliyet kesinlikle bulunmamaktadır. Kirazlı Altın ve Gümüş Madeni Projesinde, Atikhisar Barajından kesinlikle bir damla dahi su kullanılmayacaktır.” 

 Bu bir taahhüttür. Doğruysa ne ala, değilse, o zaman karşı çıkalım. Ama önce bir araştıralım. ‘Maden yapılmasın’ demek kolay yol. (ki bunu söyleyenlerin de daha şimdiden maden firması kapısında iş için beklediklerini, başvuru yaptıklarını duyuyoruz) Ben de hergün yüzlerce aracın egzoz gazını solumak istemiyorum. Trafik yasaklansın. Tarım ilaçlarının bulaştığı suyu kullanmak istemiyorum. Atikhisar havzasında tarım da yasaklansın. Kirli denize girmek istemiyorum. Boğaza deşarj da yasaklansın. Çanakkale ve çevresindeki tüm sanayi tesisleri de yasaklansın. Ne HES ne RES ne de başka bir şey istemiyorum. Köprü yapımı yasaklansın. Banane nasıl geçerlerse geçsinler.

 

Belediye otobüsleri trafiği tıkıyor, dolaşmasınlar. Çöp araçlarının arkasında dakikalarca bekliyoruz, çöpler de toplanmasın. Herşey yasaklansın kardeşim. Çanakkale küçük olsun, bizim olsun.

Nasıl yaşayacaksak bu şekilde, öyle yaşayıverelim olsun.

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle