kizilay escort

Mahmut Akkuş Kavala’yı Anlattı

15 Aralık 2015 14:12
Mahmut Akkuş Kavala’yı Anlattı

Çanakkale 2015 Koordinasyon Merkezi Genel Sekreteri Mahmut Akkuş, sahil kenti Kavala’ya gerçekleştirdiği gezisini anlattı.

Mahmut Akkuş; “Türkiye’den yaklaşık 170 km uzaklıkta bu güzel Batı Trakya şehrini bir gün boyunca olabildiğince gezmeye çalıştım. Kavala Osmanlının yaklaşık 525 yıl kültür ve medeniyetine tanıklık etmiş küçük bir Osmanlı kasabası. Yunanistan’ın her türlü kültürel tahribatına rağmen anılarıyla ve eserleriyle dimdik ayakta duran bir kent.1387-1912’ye kadar Osmanlının bir parçası olan bu kent aynı zamanda önemli bir ticaret merkezi idi. balkan harbi bozgunuyla bu bölge I. Balkan Savaşında Bulgarların ve II. Balkan Savaşında Yunanlıların eline geçmiştir. Küçük bir Osmanlı balıkçı kasabasından sonra 1700’ lü yıllarda tütün eksprot limanı oluyor. Türk tütünü dünyaya buradan pazarlanıyor. Kavalanın asi çocuğu Mehmet Ali Paşa, Osmanlı İmparatorluğu’na karşı başkaldırıp kendi hanedanını kurma ideali için el üstünde tutulurken Pargalı’nın eserleri sırf Osmanlıyı anlattığı için tek tek asimile ediliyor. Mısırda 1798 Yılında Çıkarma Yapan Fransızlara Karşı Osmanlı Devleti Tarafından Gönderilen Kavalalı Mehmet Ali Paşa Burayı Ele Geçiririr. Osmanlı Coğrafyasına Çok Uzak Olan Bu Bölgede Kavalalı Mehmet Ali Paşa Eğitim Durumu Çok İyi Olmamasına Rağmen Asker Üzerinde Etkili Oluşu Ve Onları Yönetebilmesi Sayesinde 1805 Yılında Terfi Ederek Bu Bölgenin Kontrolünü Ele Almış, Ekonomik Ve Kültürel Alanda Yeniliklere Giderek Mısırı Mamur Hale Getirmiştir. Vergi Toplama Sisteminde Değişim Yaşanırken, Ekonomide Merkezileşme Ve Yurtdışından Uzmanlar Getirerek Orduyu Güçlendirme İlk Yaptığı İcraatlardır. Bilhassa eğitim alanında Teknik Okulların açılması, Yurtdışına öğrenciler göndermesi Mısırda Reformist Hareketlerin öncüsü olarak kabul edilmesini sağlamıştır. Tarımı Devlet tekeline alarak Yatırımlarını Baraj, Yol Gibi yatırımlara aktarması Mısırı İhya etmiştir. Bu değişim ve dönüşüm Osmanlı Modernizasyonunun önemli bir göstergesidir. Sultan Mahmut’un talimatıyla Hicaz üzerine yürür ve Suudlardan Mekke ve Medine’yi alır. Ürdün, Lübnan, Filistin, Sudan, Suriye, Kıbrıs, Girit Ve Güney Yunanistan’ı ele geçirir ve Osmanlı İle karşı karşıya gelip Payitahtı ele geçirmek İster. II. Mahmut’un Yardım İstemesiyle İstanbul’a Gelen Kuvvetleri Hünkâr İskelesine yerleştiler. Kütah¬ya Antlaşması yapıldığı ve Mısır Kuvvetleri geri çekil¬diği halde Rus kuvvetleri boğazdan ayrılmadılar. Pa¬dişah II. Mahmut İse Suriye Ve Adana’yı kaybettiği için Kütahya antlaşmasından memnun değildi. Ayrıca, Mehmet Ali Paşa’nın yeniden isyan etmesinden endişelenen padişah İngiltere Ve Fransa’ya güvenmi¬yordu. Bütün bunlar II. Mahmut’un Ruslarla İttifak Yapmasına Neden Oldu. Bu amaçla Osmanlı Devleti İle Rusya Arasında Hünkâr İskelesi Antlaşması yapıl¬dı (1833) Hünkâr İskelesi Antlaşmasıyla Boğazlar Soru¬nu ortaya çıktı. Kavalalı Mehmet Ali Paşa Olayı İmparatorluğu yaklaşık on yıl iç karışıklığa sürüklemiş ve devletin yıkılış sürecini hızlandırmıştır.Bu durum tarihçi İlber Ortaylının da ifadesiyle, devlet-i Aliye’nin batılı büyük devletlerin kontrolüne girmesine neden olan olaydır.Şehrin ortasında, siluetine hâkim, uzun ve kuzey dağlarından gelen suyu şehre taşıyan su kemeri sonradan yapılan iğreti binaların arasında 16.yy’daki ihtişamından hiç bir şey kaybetmeden gelen her ziyaretçiye yüzyıllar ötesinden selamını iletiyor. Sadrazam İbrahim Paşa tarafından Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılan su kemeri bugün dimdik ayakta kadim medeniyet ve kültürümüzü gelecek nesillere taşıyacak bir köprü görevini üstleniyor. Bu haliyle İstanbul Saraçhane’deki Valens Kemeri diye de bilinen Bozdoğan Kemeri‘ni anımsatıyor. Kentin kalesi dahi Kanuni Sultan Süleyman döneminde onarılıyor. Her ne kadar kimi tarih kitapları ve ansiklopedilerde Roma dönemine aitmiş gibi gösterilse de Osmanlı tahrirlerindeki kayıtlar bu dev yapının Kanuni Sultan dönemine ait olduğunu kanıtlar.Su kemerinin hemen aşağısında yer alan Kanuni Sultan Süleyman’ın Damadı İbrahim Paşa Camii ise ne yazık ki Lozan'dan sonra Agios Nikolaos kilisesine çevrilerek minaresi yıkılmış, orantısız ve estetikten uzak oda ilaveleri ile tepkilere neden olmaktadır.1926 yılında minaresi kısaltılıp çan kulesine dönüştürülmüş ve kiliseye çevrilmiş keşke Ayasofya gibi bir müzeye dönüştürülseydi hiç olmasa.Cami önüne 2004 yılında Aziz Paul elinde kutsal kitapla Kavala’ya gelişini simgeleyen eğreti duran bir ikon yapılmış. Arnavut kaldırımı taş döşeli sokaklardan İmarete doğru ilerlerken 85 yaşındaki yunan şivaz İse Türklerle dostça yaşadığını Almanya’da da birlikte çalıştıklarını ve İngiltere, Almanya, amerikanın bu dostluğu bozduğunu anlatıyor. Konuştuğu duru Türkçesi kendisi bizleri uyarmasa İstanbul’un bir semtinden kalkıp buralara gelmiş birini düşüneceğiz. Yol boyu çiçeklerle donatılmış cumbalı ahşap evlerin, konakların bulunduğu Anadolu kasabasından farksız Eskişehir, İstanbul, Safranbolu’yu andıran mimarisi ve küçük sıcak evleriyle Osmanlı Kasabası görünümünü veriyor.Kavalalı Mehmet Ali Paşaya yöre halkı Muhammed Ali Paşa diyor. Taşoz adasına bakan oturduğu evi adına Mısırlıların desteği ile bir müze yapılmış. Turunç bahçesinin içinde ayrıca annesi Zübeyde hanım’a ait olduğu söylenen bir mezar bulunmaktadır. İstanbul’a at koşturmuş Kavalalı Mehmet Ali Paşa (yönünü egeye dönmüş vaziyetteki) heykelinin yanında yine bir kilise bulunmaktadır. Bu kilise ise Ekklisia Kimisi Theotokou Kilisesi vardır. Kilisenin girişinde Yunan bayrağının yanındaki sarı Bizans bayrağı kilisenin İstanbul Rum Patrikhanesine bağlı olduğunun göstergesidir.Osmanlının Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa Konyalı göçmen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş sonrada Napolyon’a karşı savaşması için Mısıra Osmanlı tarafından gönderilmiştir.Kavalalı Mehmet Ali Paşanın Kavalay’a kazandırdığı en önemli yapılardan biride hiç şüphesiz ki İmaret… Mısır Hükümetine bağlı olan bu mülk veraset nedeniyle mahkemesi sonucunda mısıra iade edilmiş. Şuan otel olarak işletilen bu yapı dünyanın ilk 100 oteli içerinde yer almaktadır. Osmanlı mimarisinin güzel bir örneği olan yapı 1817 yılında Mehmet Ali Paşa tarafından yapılmıştır. 18 adet kubbesi olan yapı Kavala manzarasına hâkim konumdadır. falezlerin üzerinde yükselen İmaret içerisinde 2 medrese, 2 mescit ve bir imaret yani düşkünler evinin olduğu bir kompleks yer almaktadır. 1817'de inşa edilen imaretin sıra sıra kurşun kubbeli mimarisi, ancak İstanbul'daki Topkapı Sarayı'nın bir minyatürüne benzetilebilir. Manzaraya hâkim imarette Türk kahvelerimizi içiyoruz ama avlu dahil gezilmesine müsaade edilmeyen imaretten üzülerek ayrılıyoruz.Halil Bey Cami- Kavala: Osmanlı'nın Kavala'daki en eski eserlerinden biri olarak bilinen Halil Bey Cami (Alaca Cami), küçük bir yarımadada kurulu eski Kavala'nın merkezinde, kültür merkezi olarak kullanılmak üzere restore ediliyor.1974 Kıbrıs harekâtına en fazla asker gönderen ve kayıp veren kavala’dır. Bu nedenle kan ve gözyaşı resimleri çoğu otopark kapılarında, binaların duvarlarında yer almakta, ayrıca şehrin giriş ve çıkışlarında ve kimi yüksekçe yerlerde Kıbrıs haritasında KKTC bölgesi kan ile gösterilmektedir. Bunun yanı sıra şehirdeki yönlendirme tabelalarında İstanbul’un Konstantinopolis olarak yazılması Yunanlıların İstanbul hayallerinin bitmediği’ ne yerinde tanık olma imkânı sunsa da bu durum aslında kimi yunan fanatiklerinin Türk ve Yunan ilişkilerini olumsuz etkilemeye yönelik bir girişim olarak görülmektedir. Çünkü Mübadele ile Anadolu’nun çeşitli vilayetlerinden gelen yaklaşık 1200.000 kişi Yunanistan’da aslında fahri elçilerimiz. Osmanlının ev sahipliğini, yardımseverliğini görmüş, Osmanlı örf ve adetleri içerisinde yetişmiş Osmanlı vatandaşlarımız burada anamızın ak sütü gibi ak türkçeyi’de burada öğrenmişler. Bizim birbirimizi anlatmamıza gerek kalmamalı diye düşünsekte, bu manzaralar şehirde mübadele ile gelen Türkiye sevdalısı Osmanlı vatandaşlarının torunu olan Rumların davranışlarıyla çelişki oluşturmaktadır. Osmanlı kültürüyle yetişen Kavalalı Rumlar Türk dostluğunu hiç bir zaman unutmamakta Anadolu’dan ayrılışı kökten koparılmak olarak ifade etmektedirler.

Yöre geçimini turizmden karşılamaktadır. Bilhassa Selanik’ten sonra 2. turizm bölgesidir. Ayrıca balıkçılık, üzüm, kuşkonmaz diğer geçim kaynaklarıdır. kavala’nın en ünlü lezzetlerinden biri de badem, un ve tereyağının muhteşem uyumu olan kavala kurabiyesidir.” ifadelerini kullandı. Bülten

 

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Son Eklenenler