maltcasino

eurocasino

Modabet
Meritroyalbet
Piabet
Slotbar
onwin

manavgat escort

ankara escort

sakarya escort bayan sakarya escort escort sakarya adapazarı escort webmaster forum
izmit escort
taraftarium24

istanbul escort

ankara escort bayan

aksaray haber

Hoşgeldin bonusu
hostalcampoamor mzansixxxporn meetbestpornstars latexfetishwebcamforce oldyounglesbians latinalivecamsforce telefondinlemesi viewporntube.xyz
izmir escort buca escort izmir escort izmir escort bayan izmir bayan escort escort izmir escort izmir denizli escort mersin escort

KEÇENİN TÜRKÜSÜ (11.02.2021)

11 Şubat 2021 09:24
KEÇENİN TÜRKÜSÜ (11.02.2021)

Tarihi geçmişi çok eski yıllara dayanan ‘Keçe Sanatının’ yaşatılması için mücadele ediliyor.

Çanakkale'de unutulmaya yüz tutmuş bu sanatı sınırlı imkanlar ile canlı tutmaya çalışan ustalar "destek bekliyoruz" görüşünde birleşiyor. Homeros’un İlyada destanında ismi geçen ve Pazırık Kurganlarına dek uzanan Türklere özgü geleneksel kültür mirasında yer alan geleneksel keçe, unutulmaya yüz tuttu. Çanakkale Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu'nda usta öğretici olarak görev yapan Serpil Şahin, “Geleneksel keçe unutulmaya yüz tutmuş, el sanatlarımızın içinde. UNESCO’da kabul etti. Birisi el verse de Çanakkale'de bir kaç tane geleneksel keçe yöntemleriyle atölyeler açsak. Bu konuda Türkiye çapında bile çok fazla eğitimci yok. Bir elin parmakları kadar usta kaldı” dedi.

TERZİLİK AİLE GELENEĞİ”

Şahin, ‘Keçenin Türküsü’ isimli biri yurtdışında 5 kişisel sergi ve pek çok karma sergiye katıldı. Geleneksel keçe sanatına akademik bir boyut katmak isteyen usta öğretici Serpil Şahin, “Çanakkale Onsekiz Mart Üniversite’si Ayvacık Yüksek Okulu’nda Geleneksel El Sanatları Bölümü'nde okuyor. “Halı, kilim, çarpana, keçe, boya, tasarım gibi dersleri kapsıyor. Yaptığınız işe akademik boyut kazandırmanız çok daha farklı oluyor” sözlerine yer veren Şahin, “Bu kadar önemli olduğunu daha önce fark etmemiştim. Yoksa çok daha önceden yapardım. Benim için yaşın önemi yok” dedi. Şahin, “Aslında benim içim dikiş, atölyelerim var. Terzilik aile geleneği.  Ama 1991 yılında usta öğretici olarak Halk Eğitim Merkezlerinde çalışmaya başladım. 1999-2000 yıllarında keçeye merak sardım. Yavaş yavaş çalışmalar yapmaya başladım” dedi.

DÜNYACA TANINMIŞ İSİMDEN DERS ALDI

Şahin, “Benim bahsettiğim keçe geleneksel keçe. Arada fark var. Keçeye merakımdan sonra hocalar bulmaya başladım. Bu işle uğraşan farklı ülkelerdeki yabancı insanlarla tanışmaya başladım. Konya'da benim de icazetimi vermiş olan Celalettin Berberoğlu ile tanıştım. Türkiye'nin ve dünyanın tanıdığı, çok iyi bir Kültür ve Turizm Bakanlığı Sanatçısı aynı zamanda. Ondan dersler aldım. Şimdi de Halk Eğitim Merkezlerinde ders veriyorum” diye belirtti.

GELENEKSEL KEÇE CANLANDIRILMALI

Geleneksel keçenin çok ince çalışıldığını belirten Şahin, “Keçe koyunyününün işlenerek elde edilen, su ve sabunla dövülerek hazırlanan bir kumaş. Elde ovuştura ovuştura, yünü su, sabun, ısı ve hareket ettirerek keçe haline getirebilirsiniz Çok iyi dövülmeli. Atkısız, çözgüsüz bir dokuma türüdür” dedi. “Keçeyle hayal edebileceğiniz her şey yapılabilir. Giysiden halısına, kilimine kadar. Pandemi olmasaydı Ayvacık yöresinde böyle bir projem vardı. Ayvacık yöresinde artık unutulmuş, unutulmaya yüz tutmuş sanatlarından birisi geleneksel keçe” diye ifade eden Şahin, geleneksel sanatın canlandırılması gerektiğini vurguladı.

ÇOBANLAR NEDEN YAZ KIŞ KEÇE GİYER?

Şahin keçenin önemine dikkat çekerek, “Hem sağlıklı bir ürün. Her evde olması gerekiyor bu nedenle. Nem sağlıyor, klimatik özelliği var. Çobanlar neden yaz kış keçe giyer? Sıcaktan da korur, soğuktandır. Yılan, börtü böcek keçeye gelmez” dedi.

“GELENEKSEL KEÇEDE İĞNE YOK”

Günümüzde keçenin modernize edildiğini belirten Şahin, “Tuvallerin üzerine yapılmış 50-60 tane tablomuz var. Geleneksel keçede iğneleme yok. Şimdi hobi amaçlı da kullanılıyor. Çok özel iğneler var. Bir kumaşın üzerine, yünü istediğiniz şekilde işleyebilirsiniz. Tuval üzerine o yünlerle resim yapabilirsiniz. Geleneksel keçede hiç iğne yok. İğne yeni, modernize edilmiş keçeler için. İlla koyunyünü olması gerekmiyor. Aldığınız herhangi bir elyaf ya da sentetik bir şeyle yapabilirsiniz. Daha kolay işleniyor. Benim de melek figürlerim var ama bunun geleneksel keçeyle hiç bir ilgisi yok. Süs objeleri yapılıyor. Sarkaçlar, hayvan figürleri, bebekler, anahtarlıklar, çantalar yapılıyor. Keçeden yapılamayacak hiçbir şey yok” diye söyledi.

“GÜÇ GEREKTİRİYOR”

Şahin, geleneksel keçe dışında da çalıştığını belirterek, “Geleneksel keçeciyim diye diğer türleri yapmıyor muyum? Yapıyorum ama benim asıl işim örme keçe. Islatarak yünü keçe haline getirme. Kuru şekilde yünü iğnelerle şekillendiriyorsunuz. Geleneksel keçe gerçekten güç gerektiriyor. Önceden hep erkekler yapıyormuş. Su ve sabunla da geleneksel keçeden kıyafet yaparken desen elde edebilirsiniz” dedi.
7’DEN 70’E ÖĞRENCİ
Şahin, “İlkokul çağından 70 yaşına kadar öğrencim var. Gençlere ve çocuklara öğretmek istiyorum bu sanatı. Akademik tarafını bu nedenle istedim. Proje yapacaksınız mesela. Kepez Atatürk İlköğretiminde çok idealist bir hocamız proje yaptı. Beni de çağırdı. Halk Eğitim Merkezi’ne bağlı kurs açtım. Çok güzel şeyler yaptılar. Üniversite öğrencilerine workshop yaptım. Halk Eğitim Usta Öğreticisi olduğum için beni her yere yollayamıyorlar. Ya Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı olacaksın ya da akademisyen olman lazım” dedi. 

“USTA KALMADI”

Şahin, geleneksel keçe ve iğneli keçenin aynı olmadığına dikkat çekerek, “Geleneksel keçe unutulmaya yüz tutmuş, el sanatlarımızın içinde. UNESCO’da kabul etti. Birisi el verse de Çanakkale'de bir kaç tane geleneksel keçe yöntemleriyle atölyeler açılsa be bilgilerimizi öğretsek. Bilgilerimiz bizimle gitmese. Bu konuda Türkiye çapında bile çok fazla eğitimci yok. Bir elin parmakları kadar usta kaldı” dedi. 

ÇANAKKALE’NİN 100’ÜNCÜ YILI PROJESİ

2013 yılında Çanakkale'nin 100'üncü yılı için proje hazırlamaya karar verdiğini kaydeden Şahin, “Çok uzun ve detaylı bir çalışma oldu. Halk Eğitim Merkezi’nde bizden kırkyama yorgan yapılması istendi. Bende bir televizyon programında gördüğüm manzaradan sonra böyle bir şey öğrenmeye başladım. Önce öğrencilerim katkı sundu. 50*50 santimetre karelik kumaştan parçalar olacaktı. Bunlar üzerinde kimin yaptığı, nereden yolladığı ve el yazısıyla Çanakkale'ye şehitlerle ilgili bir yazı yazılmasını istedim” dedi. “Guinness Rekorlar Kitabı kitabına bireysel olarak giremiyorsunuz. Arkadanız da güçlü birilerinin olması gerekiyor. 730 pound gibi bir ücreti var. Ben bunu karşılayamam. Şimdilik bekliyorum” diye konuşan Şahin, geleneksel kırkyama yorganın değerinin anlaşılmasını istiyor.

KIRKYAMA YORGAN PARÇALARI 16 ÜLKEDEN GELDİ

Projenin ilk başladığında çok talep olmadığını ifade eden Şahin, “Sonradan çok ciddi bir kadın kitlesi ilgi gösterdi. Benim elimde şuanda yurtdışından 16 ülke olmak üzere, 672 metrekarelik bir yorgan var. 2013'den sonra geçen seneye kadar hala parçalar gelmeye devam ediyor. Daha eklenmemiş 150-200 metrekarelik yorgan var” dedi. Yorganın aslında tamamlandığını ifade eden Şahin, “Elimde insan boyun kadar 5 çuval yorgan var. Hala gelen parçalar eklenebilir. Ama sorun, nerede sergilenecek? Guinness Rekorlar Kitabına gitmesini istedim. Hala da istiyorum” dedi.  “Gelibolu Alan Başkanlığı'na birçok defa teklif ettim, sergilensin diye. Sergileyecek yerlerinin olmadığını söylediler. Burada inanılmaz bir kadın emeği var” diye vurgulayan Şahin, “16 ülkeden gelen parçalarla kırkyama yorganın parçaları geldi. Bu parçalar Yugoslavya, Amerika, Almanya, Macaristan, Yeni Zelanda, Belçika'dan Türkiye'nin 81 ilinden gelen parçalar” dedi.

Damla YELTEKİN

Yorumlar (1) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Hülya Babahasan

12 Şubat 2021 22:07
Hocam hayatımda ilk defa o proje için kırkyama çalıştım. İşi politik çıkarlarına alet ettiler diye de çok üzülmüştüm ☹️ Neden her güzel şeyi yok edecek birileri var? O kırkyama parçaları ne kadar değerli birçok kadının hayallerini, duygularını temsil ediyor.

Son Eklenenler

Sihirlibaskı | Online Matbaa