GELİBOLU’YU TANIYALIM

07 Temmuz 2019 12:12
GELİBOLU’YU TANIYALIM

Gelibolu‘nun Tarihçesi

Gelibolu Yarımadası, Çanakkale Boğazı ile Saroz Körfezi arasında, güneye doğru genişleyerek uzanır. Türkiye'nin kuzey batısında yer alan yarımada, aynı zamanda Avrupa kıtasının güney-doğusundaki son kara parçasıdır. Kuzeyde dar (5 km) Bolayır kıstağı ile Trakya'ya bağlanır. Gelibolu ilçesi, aynı isme sahip yarımadanın kuzey-doğu kıyısında, Çanakkale Boğazı'nın Marmara Denizi'ne açıldığı noktada yer alır.
İyi ve güzel şehir anlamına gelen Galli Polis adıyla anılan Gelibolu’nun tarihte ilk kez Hitit İmparatorluğunun M.Ö. 1200’de parçalanmasından sonra, Frigler ve onları izleyen Lidyalılar’ın Anadolu’ya geçişleri sırasında önem kazandığı görülmektedir. M.Ö 545’te Lidya kralı Kroisos, Persler ile yaptığı savaşta yenilince, Persler, Lidya krallığını ortadan kaldırdı. Böylece, Persler Çanakkale boğazı çevresinde üstünlük sağlamış oldular. Daha sonra Gelibolu Spartalı’ların, Makedonyalıların, Bergamalıların, Romalıların, Bizanslıların ve en son da Türklerin hakimiyetine girmiştir.
Gelibolu Yarımadası tarih boyunca birçok kavmin güzergahı olmuştur. Dolayısıyla stratejik noktalarında bazı istihkamlar kurulmuştur. Gelibolu şehri bugünkü yerinde Roma idaresi döneminde bir kale olarak ön plana çıkmaya başlamıştır. Şehir, Bizans idaresi altında ilk önce Gotlar’ın ardından da Hunlar’ın saldırısına uğramıştır. Kale zamanla önemli bir liman ve ticaret merkezi haline gelmiştir. Arap ordularının İstanbul’a yönelik seferlerinden bu bölge de etkilenmiştir. Haçlılar ise buradan geçerek Anadolu’ya ulaşmışlar ve Gelibolu 1204’te Latinlerin idaresi altına girmiştir.
Bizans’ın son dönemlerinde Ege ve Marmara kıyılarında faaliyet göstermeye başlayan Türkmen beylikleri Gelibolu yarımadasını da hedef almışlardır. Daha sonra Orhan Bey oğlu Süleyman Paşa idaresindeki Osmanlı kuvvetleri imparator Kantakuzenos’un müttefiki sıfatıyla yarımadaya gelmiş ve Süleyman Paşaya Çimbihisarı üs olarak verilmiştir. Burası Osmanlılar için bir dayanak noktası oluşturmuştur. Bağımsız hareket etmeye başlayan Süleyman Paşabir taraftan Trakya’ya, diğer taraftan Gelibolu yönüne akınlarda bulunmuştur. 1354’te fethi gerçekleşmiştir.Osmanlı hakimiyetinde Gelibolu, Trakya ve Balkanlar’a yönelik akınlarda önemli bir hareket üssü olmuş, Osmanlı orduları için bir geçit yeri ve deniz üssü olarak önem kazanmıştı. İstanbul’un fethine kadar önemli bir askeri deniz üssü olma özelliğini koruyan Gelibolu, Fatih döneminde esaslı şekilde tahkim edilmiş ve 1515’e İstanbul’da Haliç tersanesinin devreye girmesiyle giderek deniz üssü olma özelliğini yitirmeye başlamıştır.
Gelibolu fetihten sonra bir sancak ve sancak merkezi olduğu gibi Rumeli’nin ilk Paşa sancağı da olmuştur. Daha sonra bir denizcilik idare merkezi olarak şöhret kazanmıştır. Osmanlı donanmasının başındaki kaptan-ı derya burayı merkez edinmiştir. II. Murat döneminde Gelibolu’da yapılan 26 eserden 7’si günümüze ulaşabilmiş, Fatih dönemi yapıların da çoğu yok olmuştur.
1915 yılında Gelibolu, Gelibolu Yarımadası Çanakkale muharebelerinde bombalanmış ve yer yer tahribata uğramıştır. Bunun ardından şehir, 4 Ağustos 1920’de Yunanlılar tarafından işgal edildiyse de 3 Ekim 1922’de terk edilmiştir. Gelibolu, Cumhuriyet döneminin başlarında vilayet merkezi olmuş, (1923) bu durum 1926’ya kadar devam etmiş ve bu tarihte ilçe merkezine dönüştürülmüştür.

Gelibolu’ da ne yenir?
Gelibolu gerek Marmara denizine olan kıyıları gerekse Ege’ ye olan kıyıları nedeni ile Balık ve deniz ürünleri tüketimi açısından çok önemlidir.
Çok sayıdaki Balık lokantasında, günün her saati taze balık ve deniz ürünlerini tadabilirsiniz.
Dilerseniz balığınızı, balık lokantalarına çok yakın olan balık pazarından kendiniz seçerek alabilir lokantalarımızda pişirtip  Gelibolu’ nun eşsiz manzaralarını seyrederek yiyebilirsiniz.
Gelibolu’ nun diğer ünlü yiyeceği Meşhur Peynir Helvası’ dır. Tuzsuz taze peynirden yapılan bu eşsiz tatlı yerli halkın vazgeçilmezlerinden biri olduğu kadar, ilçemize gelen ziyaretçilerimizin tatmadan ve almadan ayrılmadıkları bir lezzettir. Özellikle  balık ziyafetinin arkasından,  kolay hazmedilmesi için  peynir helvası yenilir..
Gelibolu yeni bir lezzeti de “Gelibolu Mevlevi tatlısı” dır. Bu özel tatlı da değişik bir lezzet olarak önemlidir.
Gelibolu' da balık yeme,  pişirme ve saklama kültürü çok gelişmiştir. Taze balık mevsimine ve çeşidine göre gerek geleneksel yöntemlerle gerekse modern yöntemlerle pişirilir. Bunun dışında Gelibolu’ da balık ve sardalya dendiğinde akla gelen diğer önemli unsur da balık konserveleridir. Dünyaca ünlü yağlı-tuzlu, kızlı sardalya gibi çeşitleri ile tuzlu balık yerli halkın sofralarının baş tacı turistler içinse değişik bir lezzet ve hediyeliktir. Palamut ve torik zamanı yapılan lakerdalar, uskumru ve kolyoz zamanı limana dizilen sıra sıra çirozlar Gelibolu’ nun simgeleridir.
Gelibolu’ ya gelen  misafirler yöresel ismiyle anılan “Boklu kebab"ın adını duyduklarında biraz şaşkınlığa uğrasalar da denizden çıktığı gibi mangala atılan sardalyaların tadına baktıklarında bu şaşkınlık lezzetli bir keyfe dönüşmektedir.


Gelibolu’ da Mutlaka Görün
 Bir baş yapıt olan dünyanın en büyük Mevlevihanesi’ni, Denizci kenti Gelibolu’nun simgelerinden Osmanlı’ nın denizcilerinin sefere çıkmadan önce Namaz kıldıkları Azepler Namazgah’ ını, ünlü Kaptan-ı deryaların Anıt mezarlarını, Dönemin ünlü sanatçı, şair ve din adamının yaşadığı yer olma özelliği ile birçok ünlü zatın makamını, Türkiye’ de çok bilinen ve tanınan Bayraklı Baba Anıt Mezarı’ nı, Mehmedi Bican’ın Muhammed iyesi’ ni yazdığı Çilehane’ yi,Eşsiz güzellikteki Feneraltı kayalıklarını, fener falezleri’ ni , en muhteşem seyir teraslarından biri olan Gelibolu Feneri’ ni ve meydanını, Bir ülkenin varoluş destanının başladığı Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkını mutlaka görün.

Gelibolu Plajları Ve Koyları
Gelibolu Şehir merkezinde Hamzakoy, Fener altı, Eğritaş mevkilerinde çok rahat denize girilebilir. Hamzakoy altın sarısı kumsalıyla 3 km lik bir alanı kaplar. Feneraltı mevkii ise Gelibolu Tersanesinden Başlayıp Hamzakoy’a doğru uzanır.Özellikle Fener altı mevkii kayalıkları ve falezleri ile ünlü olup görsel açıdan olduğu kadar, deniz meraklılarının uğrak yeridir.Bunun dışında İskeleden Başlayıp Üç köprüleri takip eden Askeri Fabrikaya Kadar uzanan Piri Reis Kordunu il bu bölgenin en uzun sahil şeridi ve yürüyüş bandına sahiptir.
Bunun yanısırayukarıda sıralana Boğaz Kıyısı Yerler haricinde, ilçemizin Saroz’ a bakan kıyılarında çok rahat denize girilebilir. Su sporları için bilinen bir adres olmaya başlayan Güneyli (Davut İskelesi, Güneyli Limanı,),Koruköy Altı, Bolayır Altı (bakla burnu), Ocaklı Altı, Yeniköy Bahçeler Limanı, Fındıklı Kömür Limanı(Dalgıçlar için ideal bir yer) ve Despot, Değirmendüzü, Armutlu, Tayfur Karaağaç, Karainebeyli Ece Limanı, Burhanlı Cennet Koyadı sayılır denize girilebilecek, canlı akvaryum sayılacak yerlerdir.

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Son Eklenenler