izmit escort

istanbul escort

ankara escort bayan

aksaray haber

Hoşgeldin bonusu

Çanakkale'nin karnesi zayıf !!! (14.08.2020)

Son Güncelleme : 14 Ağustos 2020 15:08
Çanakkale'nin karnesi zayıf !!! (14.08.2020)

Çanakkale Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Ezgi Deniz Çalışal, Türkiye’nin gündemini uzun süredir meşgul eden İstanbul Sözleşmesi ve her geçen gün artan kadına şiddet konusunda önemli açıklamalarda bulundu.

Kaleninsesi  Gazetesi’nin  stajyer öğrencisi  Fahrettin Acar, hem İstanbul Sözleşmesi hem de kadına yönelik şiddet konusunda Çanakkale Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Ezgi Deniz Çalışal ile özel bir röportaj yaptı. İstanbul sözleşmesinin önemine dikkat çeken Çanakkale Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Ezgi Deniz Çalışal, Çanakkale’de geçen yıl şiddet mağduru kadın sayısının 55 olduğunu ve Çanakkale’nin eğitim düzeyi yüksek bir kent olmasına rağmen göründüğü kadar kadına şiddet olayında iyi durumda olmadığını söyledi. Çanakkale Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Ezgi Deniz Çalışal ile yapılan röportajın detaylarını değerli okuyucularımızla paylaşıyoruz.

“Eğitimin içeriğinin kadın erkek eşitliğini özümsetmek üzerine kurgulanması gerekiyor”

Türkiye’nin  kanayan yarası; kadına şiddet. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun raporuna göre sadece 2019 yılı içinde şiddet dolayısıyla ölen kadın sayısı 474. Hal böyle iken, bir de Türkiye’nin 2012 Mart ayında imzaladığı ve başta kadınlar olmak üzere tüm şiddet mağdurlarını korumayı ve şiddet eylemlerini engellemeyi hedeflediği söylenen İstanbul Sözleşmesinden çekileceği  yönünde ki iddialar toplumun geniş bir kesiminde rahatsızlık yarattı. Sözleşmeden çekilmeyi savunanlar ise sözleşmenin Türk Geleneklerine uymadığını, aile yapısını bozacağını ve farklı cinsel eğilimleri özendireceği tezini savunuyor. Peki, konunun uzmanları ne diyor? Çanakkale Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Ezgi Deniz Çalışal ile Çanakkale Barosu’nda bir araya geldik ve Kadına Şiddet ve İstanbul Sözleşmesi üzerine bir röportaj gerçekleştirdik. 

Röportaj Çanakkale Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Ezgi Deniz Çalışal’ın kendisini tanıtmasıyla başladı. Marmara Üniversitesi’nin Hukuk Bölümü’nden 2012 yılında mezun olduğunu ifade eden Çalışal, stajını İstanbul Barosu’nda yaptıktan sonra 2017 yılında Çanakkale’ye gelen Çalışal, 2018 Kasım ayından bu yana ise Kadın Hakları Komisyonu Başkanlığını yürütüyor.

Bu yanıtın üzerine Ezgi Hanımdan Komisyonun Faaliyetleri hakkında bilgi vermesini rica ettim.

Komisyonun son 20 yıldan uzun süredir faal olduğunu bildiren Çalışal, özellikle son 10 yıldır çok daha aktif olduklarını ifade etti. Gönüllülük esasına göre çalıştıklarını ve Emine Bulut, Şule Çet Davaları gibi pek çok sansasyonel davada aktif katılım sergilediklerini ifade eden Çalışal, yerel ve ulusal davaları takibe devam edeceklerini hatırlattı.

Cevapta ki yerel vurgusu adeta önümde yeni bir kapı açılmasına sebep oldu. Hemen Çanakkale’nin Kadına Şiddet konusunda ki karnesini sordum.

Geçen sene 55 destek talebi geldi

Sorum üzerine Ezgi Hanım, üzücü bir yanıt verdi. Şiddet kavramının sadece fiziksel şiddet olarak yani tek boyutuyla algılandığını, çoğunlukla ekonomik ve psikolojik şiddetin görmezden gelindiğini dile getiren Çalışal, ‘sadece tek bir tokat attı bu şiddet sayılmaz’ diyen çok kişinin olduğunu, bunun yanlış olduğunun altını çizdi. Geçen yıl taraflarına ulaşan şiddet mağduru sayısının 55 olduğunu, Çanakkale’nin eğitim düzeyi yüksek bir kent olmasına rağmen göründüğü kadar iyi durumda olmadığını kaydeden Çalışal, gerçek sayıların bilinen daha yüksek olma ihtimalinin hiç te az olmadığını belirtti.

 

Bunun üzerine görünüşte daha eğitimli olan Çanakkale’de durum böyle ise Türkiye genelinde durum nedir diye sordum?

Türkiye’de durumun Çanakkale’den çok daha kötü olduğunun, çoğunlukla neyin şiddet olup olmadığını bile tam olarak bilinmediğinin altını çizen Çalışal, sorunun temelinde bazı toplumsal ezberler ve ataerkil anlayış olduğunu ifade ederken, eğitim içeriğinin Kadın-Erkek eşitliğini özümsetmek üzerine kurgulanması gerektiğini hatırlattı.

Ardından İstanbul Sözleşmesini sordum

İstanbul Sözleşmesinin çok faydalı bir sözleşme olduğunu belirten Çalışal; sözleşmenin kadınlar başta olmak üzere tüm şiddet mağdurlarının korunması hakkında devletin sorumluluklarını  arttırdığını ve bu amaca yönelik politika üretmeye, kadın erkek eşitliğini desteklemeye ittiğini bildirdi. Çalışal, temel amacın başta kadınlar olmak üzere şiddet mağdurlarını aile içi ya da kamusal alandaki her türlü şiddetten korumak olduğunu, bunu yapmak için tüm devlet kurumlarının koordineli olarak çalışması gerektiğini hatırlattı.

“Şiddet mağduru kadınların özgürlüğü kısıtlanıyor”

Bu kapsamda şiddet önleme ve izleme merkezleri, kadın sığınma evleri gibi pek çok kurumsal çalışmanın yan sıra İşkur’da öncelik ve kreş desteği gibi pek çok desteğinde sözleşme kapsamında iyileştirilmesi gerektiğini bildiren Çalışal, mevcut kadın sığınma evlerinin yeterince iyi olmadığını da anımsattı. Çalışal, avukatların bile kadın sığınma evlerine ulaşmadığını, bunun mağdur kadınları ikinci kez mağdur ettiğini ifade etti.

Sonrasında konu İstanbul Sözleşmesi’ne karşı görüşlere geldi, eleştirilerin yoğunlaştığı 3. ve 4. maddeyi sordum.

“Eleştirilerin temelinde kadın ile erkeğin eşit görülmemesi var”

“Eleştirilerin temelinde kadın ile erkeğin eşit görülmemesi var” diyen Çalışal, kadınlar korunmayı değil, bir birey olarak eşit görülmeyi istiyor derken, bazı iyi niyetli kişilerin bile bunu gözardı edebildiğini de sözlerine ekledi. Devamında 3. ve 4. Maddedeki Toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelim kavramlarını sordum.

Toplumsal yapının zedeleneceğine dair eleştirilerin Kadın Erkek eşitliğini kabullenememekten yani Ataerkil (erkek egemen) anlayışın varlığından kaynaklandığını ifade eden Çalışal, ayrıca toplumsal cinsiyet ile mücadele kavramının cinsiyete bakılmaksızın her kişinin birey olarak algılanması ve eşitliğinin sağlanmasını ifade ettiğini söyledi.

“Cinsiyet ya da cinsel yönelime bakılmaksızın herkes insandır”

  1. Madde de geçen cinsel yönelim ifadesi hakkında ise “kimse bu maddeden dolayı yönelim değiştirmez .” diyen Çalışal, bu maddenin cinsel yönelimi hali hazırda zaten farklı olan bireyleri nefret suçu ve ayrımcılıktan korumayı hedeflediğini ifade ederken, uluslararası hukuka göre, uluslararası sözleşmelerin kanun hükmünde olduğunu hatırlattı. Çalışal; “Cinsiyet ya da cinsel yönelime bakılmaksızın herkes insandır” dedi.

Ayşe Paşalı’yı hatırlattı

Kısa bir sessizliğin ardından devam ettim. Peki, Sözleşmeden çekilirsek ne olur? diye sordum. Çalışal’dan cevap Ayşe Paşalı’yı hatırlatarak geldi. Ayşe Paşalı olayında adaletin sağlanmasında İstanbul sözleşmesinin payına dikkat çeken Çalışal, sözleşmeden önce eski eş ya da flört cinayetlerine kurban giden bir kadının hukuken korunduğu ilk örnek diyerek, bunu sağlayanın İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanundu derken, sözleşmeden çekilirsek uluslararası saygınlığımız zarar görür cinayetler artar dedi.

“Bu kadar muhalefet gereksiz”

Röportajda son sorum sözleşmenin toplumsal kabulü üzerine idi. Metropoll araştırmanın Temmuz ayı araştırmasına göre sözleşmeye destek % 64 muhaliflerin oranı ise % 20’nin bile altında hal böyleyken neden tartışma bu kadar büyüdü?” sorusuna yanıt veren Çalışal, İstanbul Sözleşmesi’nin temelde insan haklarını korumayı ve eşitliği sağlamayı amaçladığını, dolayısıyla bu sözleşmeye bu kadar muhalefet etmenin gereksiz olduğunu ifade etti. Çalışal, bu tutumun böyle olması istenmese bile, şiddetten yana tavır almak olarak anlaşılabileceğini ifade etti. Ardından yarının bugünden daha iyi olmasına dair temennilerde bulunarak karşılıklı iyi niyetlerle röportajımızı sonlandırdık. 

Yorumlar (2) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Vedat YILMAZ

14 Ağustos 2020 21:19
Fahrettin ACAR ı tebrik ediyorum Başarılar diliyorum

Vahdet YILMAZ

14 Ağustos 2020 21:19
Tebrik ederiz başarılar diliyoruz.

Son Eklenenler